İran, ABD uçak gemisi, niyet ve yeni dünya düzeni
Ortadoğu'da ABD'nin uçak gemisi, askeri bir gözdağı, bir savaş aracı olmaktan çok bugün ki küresel siyaset diliyle kurulmuş sert bir cümle: Ben buradayım ve hala buranın hakimi benim. Ancak asıl soru şu, gerçekten öyle mi?
Ne dersiniz, ABD uçak gemisi neden orada? Çünkü, uzmanların söylediğine göre, uçak gemileri fiilen savaş başlatmak için değil, çoğu zaman savaş çıkmasını engellemek için kullanılır. Yani caydırıcılık denir. O halde, USS Abraham Lincoln, Trump'ın ' Armada'sı orada ne arıyor? ABD, İran'dan ne istiyor?
Yine uzmanlara göre, ABD, Lincoln'ü İran'a karşı değil, aslında üç ayrı aktöre mesaj vermek için bölgeye getirdi. Yani, ABD'nin, İran'a yönelik caydırıcılığı tek yönlü değil. ABD bu hamle ile, önce İran'a bir mesaj vererek ABD'nin kırmızı çizgilerinin hala geçerli olduğunu hatırlatıyor. İkincisi, İsrail'e 'kontrol bende, tek başına hareket etme" mesajı veriyor. Üçüncü mesajda Çin ve Rusya'ya; "Ortadoğu hala benim alanım''. Yani gemi sadece İran'a değil, dünyaya konuşuyor.
ABD- İran sıcak savaşı çıkar mı?
Klasik anlamda bir ABD - İran savaşı düşük ihtimal. Çünkü bu, 2003 Irak Savaşı gibi tek yönlü bir senaryo olmaz. Bugün İran'ın bölgesel vekil ağları (Hizbullah, Haşdi Şabi, Husiler) hepinizin malumu, dahası İran böyle bir durumda enerji hatlarını kilitleyebilecek coğrafi avantaja sahip. Bakınız Hürmüz boğazı. Öte yandan iran, Çin ve Rusya'yla tam ittifak olmasa bile stratejik yakınlık içinde. Bu yüzden sıcak savaş çıkarsa bu, bölgesel değil küresel bir krize yol açar. Petrol fiyatları fırlar, deniz ticareti aksar, Avrupa resesyona sürüklenir, Çin doğrudan etkilenir. Kimse bu zinciri başlatmak ya da destek olmak istemez. Dolayısıyla ABD'nin bu hamlesinde mesele savaş mı barış mı değil; kontrollü gerginlik yaratmak.
ABD İran halkını mı düşünüyor, kendi çıkarlarını mı?
Bu sorunun cevabı ahlaki değil, yapısal... Hepimizin bildiği gibi, büyük güçler halkları değil, sistemleri düşünür. ABD'nin İran'a yönelik söylemi demokrasi, insan hakları, özgürlük gibi kavramlarla süslü olsa da fiiliyatta hedef üç şey, İran'ın nükleer kapasitesini sınırlamak, İsrail'in güvenliğini garanti altına almak, Çin'in Ortadoğu'daki nüfuzunu frenlemek. İran halkı ise bu denklemde asla bir özne değil, sadece retorik bir araç.
İsrail bu denklemin neresinde?
İsrail, ABD - İran geriliminin hem sebebi hem sonucu. Çünkü Tel Aviv açısından İran, sadece bir tehdit değil, varoluşsal risk. Bu yüzden İsrail, ABD'den daha radikal düşünür hep. Mesela, ABD denge isterken, İsrail nihai çözümde diretir. Diğer yandan da, İsrail'in tek başına İran'a saldırması elbette ki mümkün değil. Hava sahası, lojistik, siyasi meşruiyet ve bölgesel sonuçlar açısından bu ancak ABD'yle birlikte yapılabilir. Burada İsrail açısından sorun şu, ABD, İsrail'in istediği kadar ileri gitmek istemiyor. Çünkü ABD için İran bir düşman, ama aynı zamanda yok edilmesi gereken değil, kontrol altında tutulması gereken bir aktör.
Çin ve Rusya ABD saldırılarına göz yumar mı?
Artık dünya tek kutuplu değil. Çin ve Rusya doğrudan İran için savaşmaz ama, ABD'nin de İran üzerinden Ortadoğu'yu yeniden tek başına dizayn etmesine izin vermez. Düşünsenize, Çin için İran, Kuşak-Yol'un enerji kapısı, Rusya için ise, İran, Batı'ya karşı jeopolitik tampon. Dolayısıyla büyük bir ABD - İran savaşı, fiilen ABD - Çin - Rusya gerilimini de sıcak cepheye taşır ve kimse bu riski almak istemez.
İran'da rejim değişir mi?
İran'da rejim dış baskıyla değil, ancak iç dönüşümle değişir. Kadim İran toplumunda dış müdahale, rejimi yıkmaz, tam tersine sertleştirir. Evet, İran toplumu genç, kentli ve değişim istiyor. Ama dış tehdit arttıkça, toplumun genetik kodları devreye giriyor ve toplum rejimin etrafında kenetleniyor. Yani burada paradoks şu, ABD İran'a ne kadar baskı yaparsa, rejimin ömrü o kadar uzuyor. ABD'nin ve Batı'nın anlamadığı şey şu, Ortadoğu'da gerçek rejim değişimi tanklarla değil, sosyolojiyle gelir.
Asıl mesele: Yeni Dünya Düzeni
ABD, Ortadoğu'ya gönderdiği uçak gemisi ve birbiri ardına gerçekleştirdiği hamleler ile küresel düzene şunu anlatıyor: Ben hala düzen kurabilen tek gücüm. Ama görünen gerçek şu: ABD artık düzen kurmuyor, düzen kaybını yönetiyor. İran krizi, Gazze, Ukrayna, Tayvan, Kızıldeniz... Hepsi aynı hikayenin farklı sahneleri, yani tek kutuplu dünyanın yavaş yavaş dağılması.
Ez cümle, görünen tablo bir İran krizi değil, bir dünya krizi. Bu gerilim ne sadece İran'la ilgili, ne sadece İsrail'le, ne de sadece Ortadoğu'yla. Bu, eski dünyanın yeni dünyaya direnişi. Uçak gemisi orada çünkü ABD hala sahnede. Ama sahne artık eskisi kadar onun değil. Ve belki de en çarpıcı gerçek şu, bugün savaş çıkmıyorsa bu barışa duyulan aşktan değil, savaşın artık kimse için kazanılamaz olmasından.
Yazarın diğer yazıları
2026 resimli Berat Kandili mesajları! Dualı, güzel, anlamlı kandil mesajları ve sözleri...
Tekirdağ ve Kırklareli'nde eğitime "olumsuz hava" engeli
Küresel piyasalar 2 Şubat Pazartesi haftasına düşük risk iştahıyla başladı
ABD'de Alex Pretti'nin ölümüne yol açan iki ICE ajanının kimlikleri tespit edildi