ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


İran'ın PJAK operasyonu: Asıl hedef dağlar mı, yeni Ortadoğu mu?

İran'ın son dönemde PJAK ve bağlantılı yapılara yönelik gerçekleştirdiği operasyonlar, Tahran'ın vurduğu birkaç kamp, birkaç mevzi veya silahlı unsur değil. İran'ın vurduğu şey, değişen bölgesel denklemin ta kendisi... Neden mi, konuyu açalım:

Türkiye son 2 yıldır "Terörsüz Türkiye- Terörsüz Bölge" başlığı altında, PKK ve uzantılarının silahlı kapasitesini tasfiye ederken, İran'da aynı dönemde PJAK'ın yeniden güç kazanmasını önlemeye çalışıyor. Yani, her ne kadar farklı siyasi sistemlere sahip olsalar da, her iki ülke aynı jeopolitik tehlikenin farkında: Sınırların ötesinden yönetilen yeni bir etnik-jeopolitik kuşak. Bu nedenle İran'ın PJAK operasyonlarını, yalnızca terörle mücadele başlığı altında değerlendirmek eksik bir analiz olur. Yapılmak istenen bir analizde asıl soru şu olabilir: Neden şimdi?

Uzun süredir, ABD ve İsrail'in İran üzerinde artan baskısı malumunuz. İşte tam da bu cenderede, İranlı Kürt terör örgütleri ilk kez ortak siyasi ve askeri koordinasyon açıklamaları yapmaya başladı. Gazetelerde yer alan haberlere göre, bazı gruplar İran içinde yeni bir döneme hazırlık mesajları verirken, bazıları da sınır hattında hareketlilik sinyalleri verdi. Dolayısı ile İran da buna karşı Irak'ın kuzeyindeki üs ve kampları hedef alan önleyici saldırılar gerçekleştirdi.

Bu hamlede kritik nokta şu olabilir: Belli ki İran, PJAK'ı bir terör örgütünden çok potansiyel ikinci cephe olarak görüyor. Yani, Tahran'ın güvenlik aklı açısından mesele örgütün bugünkü kapasitesi değil, olası bir kriz anında üstlenebileceği rol. Bugünkü kritik bölgesel denklemde, Tahran'ın güvenlik stratejisi üç katman üzerine kurulu: Hürmüz, Irak ve İran Kürdistan eyaleti. Eğer bu üç halka aynı anda korunamazsa İran yönetimi, yaşadığı yoğun dış baskının, er-geç iç baskıya dönüşeceğini düşünüyor. Dolayısı ile, İran'ın son aylarda, sınır bölgelerinde ve iç güvenlik alanında aldığı sıkı tedbirler de bu kaygının göstergesi olarak değerlendiriliyor. (Reuters⁠) Nitekim Mart 2026 boyunca Batı basınında ve bazı güvenlik raporlarında, İranlı Kürt terör gruplarının, olası iç cephe unsuru olarak değerlendirildiği, hatta bazı çevrelerde İran içinde yeni baskı alanı oluşturulmasının unsuru olarak tartışıldığı görüldü. (Reuters) Kısaca son PJAK operasyonları İran'ın güç gösterisinden çok, rejimi korumak için önleyici hamle olarak okunabilir. Dahası, hatırlarsanız, Jamestown Foundation'ın geçen sene yayınladığı analizlerde de, Türkiye'deki süreç ilerledikçe İran tarafında PJAK'ın hareket alanının genişleyebileceği yönünde kaygılar oluşmaya başlamıştı. (Jamestown Vakfı⁠). Yani tekraren söylemek gerekirse, Tahran'ın korkusu yalnızca PJAK değil, Türkiye'de kapanan bir güvenlik dosyasının kendi sınırlarında açılma ihtimali.

Bir diğer konuşulması gereken başlık ise Irak'ın kuzeyi Erbil- Süleymaniye hattı... Bu hat yalnızca Irak meselesi değil. Burası artık Türkiye, İran, Körfez ülkeleri, İsrail ve ABD çıkarlarının kesiştiği jeopolitik bir düğüm noktası. Dolayısı ile İran'ın son operasyonları aslında Irak'ın kuzeyine yönelik de bir mesaj da içeriyor: Bu bölgenin İran karşıtı operasyon üssüne dönüşmesine izin vermem...

Sonuç olarak, İran'ın PJAK operasyonları yalnızca terör operasyonları değil. Bu operasyonlar, değişen Ortadoğu haritasına karşı verilen jeopolitik bir refleks. Nasıl ki Türkiye'nin "Terörsüz Türkiye" hedefi yeni bir siyasi ve anayasal dönemin güvenlik altyapısını oluşturuyorsa, İran'ın PJAK operasyonları da rejimin yeni bölgesel döneme hazırlanma çabası olarak okunmalı. Aslında Ortadoğu'nun önümüzdeki birkaç yılını belirleyecek cevap, tam da burada saklı olabilir.


Yazarın diğer yazıları