ANASAYFA
RAMAZAN
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


Orta Doğu'da savaş ve dağılan dünya düzeni

Dünya siyaseti tehlikeli bir eşikten geçiyor. Washington'dan Tel Aviv'e, Tahran'dan Moskova ve Pekin'e kadar uzanan jeopolitik fay hatları tektonik depremlerle sarsılıyor. Kimsenin bu kadar hızlı ve bu kadar sert başlayacağını öngörmediği ABD, İsrail - İran savaşı, aslında yıllardır biriken gerilimlerin patlama anı. Ancak mesele sadece İran değil, uluslararası düzenin ta kendisi.

İran'ın "başsızlaştırılması" operasyonu

Savaşın ilk günlerinde yaşanan en çarpıcı gelişme, İran'ın askeri ve güvenlik mimarisinin en tepe isimlerinin hedef alınmasıydı. İsrail ve ABD'nin birlikte yürüttüğü savaşta, Devrim Muhafızları üst düzey komutanları, stratejik füze programı yöneticileri, İran'ın bölgesel operasyon ağını yöneten önemli isimler peş peşe öldürüldü. Analistler, bu saldırıları klasik savaşın ötesinde bir stratejiyle tanımlıyorlar. "Decapitation Strike" yani, devletin komuta zincirini kesme operasyonu.

Ama ABD ve İsrail'in bu stratejilerinde ıskaladıkları bir şey oldu. İran bu darbeye rağmen çökmedi. Aksine, İsrail'e yüzlerce balistik ve hipersonik füze gönderdi, Körfez'de ABD üslerini hedef aldı. Dahası Lübnan, Irak ve Yemen'de vekillerini hızla harekete geçirdi.

Şimdi ne olacak? İran'a kara harekatı olur mu?

Şu anki askeri tabloya göre üç senaryo konuşuluyor: Sınırlı hava ve füze savaşı, körfez ya da Irak cephesinden sınırlı kara operasyonu ya da büyük işgal.

İçlerinde en olası senaryo, sınırlı hava ve füze savaşı. Zaten, ABD ve İsrail'in, İran'ın nükleer tesislerini, füze altyapısını ve Devrim Muhafızları üslerini vurması da tam olarak bu, sınırlı hava ve füze savaşı. Ancak askeri analizlerde bu kavramın birkaç alt seviyesi var. Bu yüzden birçok uzman hala "savaşın ilk aşaması" ifadesini kullanıyor. Şöyle ki, taraflar karşılıklı olarak birbirinin topraklarını vuruyor ama kara orduları henüz bir cephe açmış değil. Bu pozisyonda, askeri literatürde şöyle tanımlanıyor, "Limited stand-off war" yani uzaktan yürütülen sınırlı savaş.

Peki, neden "ilk aşama" deniyor? Çünkü şu üç şey henüz tam devreye girmedi. Tam ölçekli altyapı yıkımı. Elektrik, limanlar, petrol tesisleri, büyük şehir altyapısı henüz geniş çaplı hedef değil. İki, gerçek bir deniz savaşı. Yani Hürmüz Boğazı, Körfez henüz büyük çatışma alanına dönüşmedi. Son olarak da, İran topraklarına doğrudan karadan giriş yok. Ve asıl önemlisi, İran'a karadan işgal çok riskli.

Peki kara harekatı neden riskli?

Çünkü İran, 1.6 milyon km kare alan, dağlık coğrafya, 90 milyon nüfus, yüzbinlerce milis güç, güçlü füze envanteri.... Dahası da var, ABD'li askeri uzmanların asıl korktuğu şey, kontrolsüz tırmanma. Örneğin, Hürmüz Boğazı tam olarak kapanırsa, İsrail'de büyük bir şehir tam ölçekli vurulursa, ABD üssünde yüzlerce asker ölürse, Hizbullah tam cephe açarsa, savaş, çok şiddetli bölgesel hatta küresel savaşa dönüşebilir. Bilindiği üzere, Orta Doğu tarihinde birçok savaş da, tam bu aşamada kontrolden çıktı.

Bu yüzden dünya, şu sorunun cevabını arıyor; taraflar burada mı duracak, yoksa bir eşik mi kırılacak?

Peki, Trump'ın kara operasyonu mesajı blöf mü?

Söz konusu Trump ise, bu sorunun cevabı muammalı hatta çok hummalı. Evet, İran'a kara operasyonu ihtimali, TV haber kanallarında tartışılan başlıkları arasında. Analistlere göre, ABD kuvvetleri Irak'tan, İsrail ise dolaylı operasyonlarla İran'ın batı bölgelerine sınırlı kara operasyonu yapabilir. Ancak bu durumda savaş, sadece bölge için değil ABD ve İsrail için de felaket olur. Sebebi basit. Mesela, Irak işgalinde ABD'nin karşısında 25 milyonluk bir ülke vardı. İran ise, 90 milyonluk nüfusu, büyük coğrafyası, güçlü füze kapasitesi ve geniş milis ağları ile çok zor bir hedef. Bu yüzden de, çoğu analist kara harekatını olası ama düşük ihtimal olarak görüyor.

Peki, taraflar burada mı durur, eşiği mi kırar?

Analistler, bu sorunun cevabı içinde 5 senaryo öngörüyor.

1-Kontrollü tırmanma (mevcut durumun sürdürülebilir hali)

Hava taarruzu ( füze, İHA) , hedefli başsızlaştırma darbeleri ( suikastler), siber saldırılar sürer. Kara harekatı olmaz, taraflar uzaktan birbirini yıpratır.

2-Enerji-deniz savaşına sıçrama (Hürmüz eşiği): Körfez'de gemi güvenliği krizi büyür, enerji tesisleri, limanlar vurulur, sigorta ve navlun şoku kalıcılaşır. Tahmin edileceği üzere, bu senaryo dünyanın cebine dokunduğu için siyasi baskı üretir. (Hürmüz'ün günlerce kilitlenmesi ve yüzlerce geminin mahsur kaldığına dair haber akışı bu ihtimalin zaten tetiklendiğini gösteriyor.)

3-Bölgesel cephelerin açılması: Irak-Suriye hattında milis ağları üzerinden ABD üsleri, lojistiği hedef olur. Lübnan cephesinin tam cepheye dönmesi, İsrail'in savunma kapasitesini zorlar.

4-Sınırlı kara hamlesi (yüksek riskli): İşgal değil, sınır ötesi baskınlar, özel kuvvet operasyonları, kritik bölgelerde kısa süreli tutunma. En riskli tarafı, İran'ın asimetrik kapasitesi devreye girince kontrol kaybı.

5-Rejim istikrarsızlığı ve devlet kapasitesi kırılması: Komuta-kontrol darbesi, ekonomik şok, toplumsal çatlaklar birleşirse yönetim krizi doğar. Ama bu hızlı sonuç üretmeyebilir. Dolayısı ile bölgesel dağılma, vekalet savaşları uzayabilir.

Analizcilere göre İran'ın gerçek askeri kapasitesi: Çok bilinmeyen 6 kritik nokta

Fırlatıcı (launcher) savaşı: Füze stoğu kadar, fırlatıcıların hayatta kalması da bu savaşta belirleyici. İsrail- ABD'nin fırlatıcıları avladığı, İran'ın daha koordineli büyük salvo kurmakta zorlandığı değerlendirmeleri var.

Komuta-kontrol (C2) kırılması: Üst kademe kayıpları yalnız moral değil, senkron salvo, hedef seçimi, hava savunma koordinasyonu gibi işlevleri vurur. (Bu yüzden başsızlaştırma darbesi stratejik.)

Dağıtık üretim- dağıtık depo: İran'ın füze, İHA ekosistemi tek bir fabrika, tek bir depo değil. Dağıtık bir ağ. Bu yüzden hava savaşı bitirici olmakta zorlanır.

Asimetrik kaldıraç: Körfez'de gemi trafiği, enerji altyapısı, bölgesel milis hatları... Buralar, İran'ın düşük maliyet-yüksek etki alanları. Hürmüz ve deniz ticareti üzerindeki kırılganlık bunun pratik örneği.

Psikolojik- stratejik iletişim: İran, hedef seçimini askeri olduğu kadar ekonomik ve siyasi maliyet üretmek için yapabilir (piyasalar, sigorta, tedarik zinciri)

Zaman faktörü: Uzayan çatışma, İran için dayanıklılık, İsrail -ABD için ise siyasi meşruiyet ve maliyet sınavına dönüşür.

Savaşın Türkiye'ye etkisi

Türkiye açısından üç noktayı aynı anda düşünmek gerekiyor. Enerji ve fiyat şoku, güvenlik yayı (Irak–Suriye–Doğu sınırı) ve diplomatik fırsat penceresi. Bu üçüncü nokta yani diplomatik fırsat penceresi, arabuluculuk ve enerji koridorları açısından ülkeye büyük katkı sağlayabilir. Türkiye'nin enerji altyapısı ve transit rolü, Körfez, Hürmüz sıkıştıkça daha görünür olacaktır.

Avrupa Neden Sessiz?

Tüm olan bitene, Brüksel ve Avrupa başkentlerinden gelen tepkiler şaşırtıcı derecede düşük. Bunun bir kaç nedeni var, Mesela, enerji bağımlılığı, İsrail faktörü ve NATO uyumu meselesi gibi.

Avrupa zaten, Ukrayna savaşı nedeniyle uzun süredir enerji krizi ve ekonomik daralma ile boğuşuyor. Dolayısı ile yeni bir Orta Doğu savaşı, Avrupa için petrol ve gaz şokları demek. Bu nedenle denge politikası izlemek zorunda kalıyor. Öte yandan, birçok Avrupa ülkesi, özellikle Almanya, İngiltere ve Fransa, İsrail'i doğrudan eleştirmekten kaçınıyor ve Tel Aviv'in güvenliğini stratejik sorumluluk olarak görüyor. Bunun nedenleri uzun ve başka bir yazının konusu. Şöyle devam edelim, ABD savaşın içinde olduğu sürece Avrupa'nın büyük bölümü Washington'la açık çatışmaya girmek istemiyor. Bu nedenle Avrupa'nın tavrı şu anda sessiz destek, diplomatik temkin.

Trump'ın dediği dedik

Trump'ın kongre onayı olmadan savaşı başlatması, ABD iç siyasetinde en çok tartışılan konuların başında geliyor. ABD Anayasasına göre savaş ilan yetkisi Kongre'ye ait. Ancak son yıllarda başkanlar, askeri operasyonları, ulusal güvenlik - acil tehdit- başkanlık yetkileri, gerekçeleriyle başlatabiliyor. Trump'da İran operasyonunu bu çerçevede savunuyor.

Washington'da iki görüş var. Cumhuriyetçi şahinler İran'ın durdurulması gerektiğini savunuyor. Onlara göre, İran'ın nükleer programı durdurulmazsa Orta Doğu nükleerleşir. Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçiler ise, bu savaşın hukuki zemininin zayıf olduğunu, ABD'yi yeni bir Irak senaryosuna sürükleyebileceğini savunuyor. Yani Washington'da ki siyasi tartışma, ABD kongre seçimlerini düşünürsek epey sürecek gibi.

Epstein dosyaları ve savaşın zamanlaması

Son dönemde yeniden gündeme gelen Epstein dosyalarının ABD siyasetinde yarattığı ciddi sarsıntı malumunuz. Dolayısı ile yapılan analizlerde çok sık şu soru soruluyor, Epstein'ın, siyasi bağları, finans ağları, üst düzey isimlerle ilişkileri yeniden tartışılıyorken İran savaşı tesadüf mü? Büyük savaşlar bazen iç siyasi krizleri gölgede bırakmak için mi hızlandırılır?

Çin ve Rusya nerede duruyor?

Savaşın küresel boyutu burada başlıyor. Rusya, İran'la askeri iş birliği içinde ve Suriye'de İran'la ortak hareket ediyordu. Ancak görünen o ki, şu anda Ukrayna savaşı nedeniyle doğrudan çatışmaya girmek istemiyor. Ama muhtemelen, diplomatik destek, silah transferi, istihbarat paylaşımı gibi yöntemlerle İran'a yardımcı oluyordur.

Çin için ise İran kritik. Çünkü, enerji arzı, Kuşak Yol projesi, ABD'ye karşı jeopolitik denge açısından İran'a ihtiyacı büyük. Dolayısı ile, Çin doğrudan savaşa girmese de, büyük ihtimalle ekonomik, diplomatik ve askeri destekte bulunuyordur.

İsrail için son denklem

İsrail için hedef, İran'ın nükleer programını, bölgesel milis ağını ve füze kapasitesini zayıflatmak. Ama risk şu, İran tamamen çökmezse İsrail uzun süreli bir bölgesel savaşın içine çekilebilir. Bu da İsrail ekonomisi ve toplumu için büyük bir yük anlamına gelir.

Ez cümle, dünya yeni bir döneme giriyor, daha az hukuk, daha çok güç politikası, daha fazla bölgesel savaş. Belki de 21. yüzyılın yeni gerçeği şu olacak: Küresel düzen artık kurallarla değil, krizlerle şekillenecek. Ama asıl dikkat çeken, Orta Doğu bir kez daha dünyanın kaderini belirleyen jeopolitik merkez haline geliyor. Dolayısı ile, iç cepheyi güçlendirelim, saflarımıza sıkıca sarılalım... Bizi bizden başka kimse koruyamaz...


Yazarın diğer yazıları