ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


İnternetin kesildiği İran'da hesaplaşma

İran'da sokak, bu kez yalnızca itiraz etmiyor, geleceğe dair bir hesaplaşmayı da aynı anda yaşıyor. Bilindiği üzere, 28 Aralık 2025'te Tahran'da Büyük Çarşı (Grand Bazaar) çevresinde başlayan Riyal protestoları, birkaç gün içinde İsfahan, Şiraz, Meşhed, Ahvaz, Kirmanşah, Kum, Reşt ve Zahedan gibi merkezlere yayıldı.

Aslında protestoların dili ve klasik siyasi sloganı son derece tanıdık, ama bu kez görünen o ki yakıtı çok daha geniş. Riyalin değer kaybı, günlük fiyatların kontrolden çıkması, bütçe tartışmaları, akaryakıt fiyatları ve enerji maliyetleri etrafında büyüyen öfke, genç işsizliği, fırsat eşitsizliği, sistemin iktidar elitlerine çalışan yapısı, kamu harcamalarının toplumun geniş kesimlerinde yarattığı adaletsizlik hissi.. Bu yüzden de yangın çok daha büyük.

8 Ocak gecesi: Sertleşme eşiği

8 Ocak 2026 gecesi, sahadan gelen anlatımlara göre, sertleşme eşiğinin level atladığı bir gece oldu. Güvenlik güçlerinin daha yoğun güç kullanması, eş zamanlı olarak iletişim ve internet kısıtlamalarının devreye alınması sokakların ateşini daha da körükledi. Bu noktada şunun altını çizmek lazım, o gece, İnternet kesintisi basit bir teknik bir ayrıntı değil, modern devletin 'görünmez sokağı' kapatma yöntemi. Bu yöntemin hedefi protesto, örgütlenme ve görüntü akışını aynı anda boğmaktı elbette. İlk bakışta bu anlaşılabilir Ama !

Bu model örneğin 2022'den de hatırlanır; ancak 2026 dalgasında internet meselesi çok daha kritik. Çünkü İran toplumu 2022'den çok daha fazla, ekonomik hayatını (bankacılık, ödeme sistemleri, küçük işletme ticareti vs vs) dijitale bağlamış durumda. Dolayısı ile interneti kapatmak, asayiş adına ekonomiyi daha da kilitlemek anlamına geldi ve bumerang etkisi yarattı.

Devletin tezi: Dış güçler, provokasyon, terör

Tahran, bu tür krizlerde neredeyse otomatikleşen bir savunma çerçevesini devreye soktu. Protestoların ABD ve İsrail tarafından kışkırtıldığı, şiddet unsurunun öne çıkarıldığı, güvenlik güçlerine saldırılar yaşandığını iddia etti ve tüm bunlara dayalı sert önlemler hayata geçirdi. İran yönetiminin bu sert söylemleri iki işe yarıyor, içeride, kararsız kitleyi "vatan-milliyet" hattına çekerek protestoyu meşruiyet krizine soküyor, ikincisi dışarıda, egemenliğe saldırı argümanıyla İran üzerindeki diplomatik baskıyı dengeliyor.

Fakat ne olursa olsun sahadaki sosyoloji, tek bir cümleye sığmıyor. Üstelik Reuters'ın aktardığı tabloya göre, baskı arttıkça bir yandan ölümler ve gözaltılar artarken, bir yandan da ülke içinde sessizlik ile öfke arasında gidip gelen kırılgan bir denge oluşuyor. İşte bu İran'ın geleceği için çok tehlikeli bir virajı işaret ediyor.

Protestolarda ABD faktörü

Washington'ın rolü, İran rejiminin iddia ettiği gibi tek başına motor güç olmayabilir ama şurası net, krizin uluslararasılaşmasını hızlandıran önemli bir çarpan. Reuters'ın haberlerinde Trump'ın, İran'daki baskıya karşı çok sert seçenekleri değerlendirdiği, ardarda yaptığı açıklamalarla çıtayı çok yükselttiği, Tahran'ın da tepki olarak bölgedeki ülkeleri uyardığı belirtiliyor.

Öte yandan, Trump'ın açıklamalarına yönelik sokak açısından mesele şu, dış destek söylemi protestoculara bir yandan moral verirken, diğer yandan "büyük güçler yine bizi pazarlık konusu yapar" kuşkusunu büyütüyor. WSJ'nin sahadan aktardığı kişisel tanıklıklar da, bazı protestocuların dışarıdan somut bir hamle beklentisine girip sonra hayal kırıklığı yaşadığına işaret ediyor. Toparlarsak, Trump yönetiminin İranlı protestocular üzerinde yarattığı psikolojik etki, protestoların sürekliliği açısından oldukça kritik. Ama! beklenti ne kadar yükselirse, düşüşü daha sert olur. Emperyalizmin kolunda özgürlük, masal bile olamaz... Olsa olsa kabus olur.

İsrail faktörü

Analizciler, protestolarda İsrail boyutunu, İran'la yıllardır süren gölge savaşın (istihbarat, siber, vekil güçler gerilimleri) doğal uzantısı olarak tartışıyor. Bölge uzmanlarına göre, İsrail faktörü üç düzlemde etkili. İlki, İran yönetiminin içeride kullandığı dış düşman anlatısını besleyen jeopolitik arka plan, ikincisi dışarıda, krizi "İran rejimi zayıflıyor mu?" eksenine oturtan stratejik okuma ve üçüncüsü bilgi savaşında, rejim - muhalif - diaspora arasında büyüyen algı rekabeti.

Ancak, protestolarda İsrail iddiaları, İran toplumundaki çok katmanlı itirazı açıklamaya yetmez. Çünkü bölge uzmanlarının tariflediği bu tablo, sokaktaki talebin özünü değiştirmiyor, krizin çerçevesini değiştiriyor. İran artık küresel siyasette, yalnızca iç huzursuzluğu ile değil, bölgesel güvenlik başlığı altında da okunuyor.

Dünyadan tepkiler: Cenevre, New York ve insan hakları dosyası

Uluslararası tepki iki kanaldan büyüyor, BM hattı ve Avrupa hattı.

Birleşmiş Milletler hattı: 15 Ocak 2026'da BM Güvenlik Konseyi'nin İran'daki protestolar üzerine bir brifing yaptığı bildirildi.

20 Ocak 2026'da Reuters, BM İnsan Hakları Konseyi'nin (Cenevre) İran gündemiyle acil oturum toplayacağını ve şiddet iddialarını ele alacağını aktardı.

Avrupa ve diaspora hattı: Avrupa başkentlerinde dayanışma gösterileri, hükümetlerin açıklamaları ve insan hakları örgütlerinin rapor baskısı... Bu, Tahran'ın en rahatsız olduğu alan; çünkü dosya siyasetten hukuka kaydıkça, rejimin manevra alanı daralıyor.

Türkiye'ye dokunan yer: Kapıköy sınırı ve bölgesel risk

İran'daki dalga, Türkiye için sınır kapısı gerçeği ile de tariflenebilir. Yine Reuters, 14 Ocak 2026'da İranlıların Türkiye'ye Van'daki Kapıköy sınır kapısı üzerinden geçişlerine dair ilginç gözlemler aktardı. Merak edenler ilgili habere göz atabilir.

Bu durum üç başlıkta önemli; olası göç baskısı ve insani boyut, sınır hattında güvenlik riskleri (kaçakçılık, provokasyon, istihbarat trafiği) ve Türkiye'nin diplomatik denge arayışı. Bu son başlık çok önemli. Neden mi? Çünkü kriz büyürse Ankara, bir yandan komşuluk diplomasisi diğer yandan bölgesel istikrar dilini aynı anda taşımak zorunda kalır.

Peki bu protestoların olası sonuçları ne olabilir?

İran'da hiçbir kriz tek hat üzerinde ilerlemez. Bugün yine bölge uzmanlarına göre, üç olasılık öne çıkıyor:

1) Sert bastırma ve kontrollü taviz

Güvenlikçi yöntemlerle sokak dağıtılır; ardından sınırlı ekonomik paketler, göstermelik reform sözleri... Reuters'ın "baskının protestoları şimdilik azalttığı" yönündeki tespiti bu patikaya işaret ediyor.

2) Dalga dalga geri dönüş

Bugün susan şehir, yarın daha sert döner. Çünkü mesele tek bir zam değil, devletin vatandaşla kurduğu ilişkinin yeniden müzakere edilmesi.

3) Rejim içi çatlak ve siyasi yeniden dizilim

Bu en zor ve en belirleyici senaryo. Kriz uzarsa, sadece sokak değil, elit dengeleri de zorlanır. Ancak bunun işaretleri netleşmeden çöküş ilanı yapmak, hem analitik hem etik olarak acelecilik olur.

Ez cümle, İran'da bugün olan biten, bir ülkenin iç meselesi gibi görünse de aslında Ortadoğu'nun en çıplak aynası. Şöyle ki; ekonomi çökerken güvenlik büyür; güvenlik büyürken toplum küçülmez, sertleşir. Ve tarih şunu defalarca gösterdi, sokak sustuğunda her şey bitmiş olmaz. Bazen sadece bir sonraki cümlenin nefesi alınır. Dolayisi ile İran halkının cümlesi henüz tamamlanmadı.


Yazarın diğer yazıları