ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


Siyasete küçük bir mola...

Belki de tam da buna ihtiyacımız var. Çünkü insan bazen gündemin gürültüsünden, tartışmaların sertliğinden, ekranların hiç dinmeyen krizlerinden başını kaldırıp başka bir şeyi hatırlamak istiyor... Sevdikleri ile aynı sofraya oturabilmeyi... Aynı kapıyı çalabilmeyi...Aynı duaya "amin" diyebilmeyi...

Bayramlar tam da bu yüzden kıymetli. Çünkü bayram, sadece takvimde işaretlenmiş bir tatil değil... Bayram, insanın insana yeniden yaklaştığı güçlü bir medeniyet anı, hatta en güçlü bir medeniyet anı...

Düşünsenize, evet ... modern dünya bize hız verdi ama ya huzuru? Huzuru da aynı ölçüde verdi mi? Teknoloji büyüdü, şehirler yükseldi, insanlık uzaya araç gönderdi, yapay zeka düşünmeye başladı... Ama aynı insanlık, birbirine dokunmayı, uzun uzun hal hatır sormayı, bir büyüğün elini öpmeyi, aynı masada sessizce oturmanın bile bir sevgi dili olduğunu unuttu.

Oysa, bilim insanları son yıllarda çok dikkat çekici bir gerçeğe işaret ediyor. İnsan beyni, bireysel başarıyla değil, aidiyet hissiyle daha sağlıklı çalışıyor. Mesela, Harvard Üniversitesi'de onlarca yıl süren mutluluk araştırmalarında, uzun ve sağlıklı yaşamın en güçlü nedenlerinden birinin güçlü sosyal bağlar olduğu ortaya çıktı. Yani insanı ayakta tutan şey sadece para, kariyer ya da başarı değil, kendini bir yere ait hissedebilmesi...

Dahası, Nörobilim bize gösteriyor ki, insan beyninde anıları kalıcı yapan şey yalnızca olayın kendisi değil, o sırada hissedilen duygudur. Dolayısı ile bayramların hafızamızda bu kadar parlak kalmasının nedeni de budur... Bayram, insanın kendini yalnız hissetmediği nadir zamanlardan biridir.

Toplumun görünmeyen sinir sistemi olan bayramlar, kopmuş bağları onarır, küsleri aynı cümlede buluşturur, yalnız insanlara unutulmadın mesajı verir. Belki de bu yüzden çocukluk bayramları hiç unutulmaz. Çünkü çocuk zihni, bayramı sadece şekerle değil, güven duygusuyla hatırlar. Kalabalık evleri, mutfağın telaşını, kapı zillerini, birlikte gülmeyi, pırıl pırıl yeni bayram elbiselerini, mendil arası verilen harçlıkları....

Üstelik bayramların yalnızca duygusal değil, sosyolojik bir tarafı da vardır. Çünkü toplumlar sadece yasalarla ayakta kalmaz. Toplumları asıl görünmeyen bağlar taşır. Ortak ritüeller... Ortak semboller... Ortak duygular... Bayramlar bu yüzden bir kültürel sigortadır. İnsanlara şunu hatırlatır, "biz hala aynı hikayenin içindeyiz."

Sevgili dostlar, bugün dünya giderek daha yalnız bir yere dönüşüyor. Dijital çağda milyonlarca insan görünüşte sürekli bağlantıda... Ama maalesef aynı anda derin bir iletişimsizlik yaşıyor. Mesajlar artıyor ama muhabbet azalıyor. Takipçi sayıları yükseliyor, ama insanların içindeki boşluk büyüyor. İşte tam da bu yüzden, ''ahhh.. o eski bayramlar'' değil... Çünkü bayramlar eski değil. Tam tersi, bu kültürel sigorta, geleceğe ait bir değer. Neden mi? Geleceğin en büyük krizlerinden biri enerji, ekonomi ya da teknoloji olmayacak çünkü, insan ilişkilerinin çözülmesi olacak. Belki de ileride en zengin toplumlar, en güçlü ordulara sahip olanlar değil, birbirine hala güvenebilen toplumlar olacak.

İşte bayramlar bize bunun provasını yapıyor. Bir telefon açmanın, bir kapıyı çalmanın, bir gönül almanın, bir özrü geciktirmemenin, bir büyüğü ziyaret etmenin, bir çocuğu sevindirmenin aslında ne kadar büyük bir medeniyet olduğunu yeniden hatırlatıyor. Aslında çoğunuz biliriz, bazı şeyler ekonomide ölçülmez... Bir annenin bayram sabahı kurduğu sofranın değeri yoktur mesela.... Bir babanın sessizce gülümsemesinin... Bir dedenin torununu beklemesinin... Bir evde yeniden kahkaha duyulmasının... Bunların hiçbirinin borsa karşılığı yoktur. Ama toplumları ayakta tutan asıl sermaye de, tam olarak budur.

Sevgili dostlar, belki de insanlık, büyük ilerlemesine rağmen hala çok temel bir gerçeğin etrafında dönüyor, İnsan...İnsana iyi gelir. Ve bayramlar bunu bize unutmamamız için var...

Hepinize, birlik içinde, sevgi- sıhhat dolu nice bayramlar dilerim


Yazarın diğer yazıları