SDG feshedildi, Suriye'de asıl oyun şimdi başlıyor
SDG'nin feshi, Suriye iç savaşının en kritik sonuçlarından birinin tersine çevrilmesi anlamına geliyor. İç savaş boyunca Suriye fiilen farklı nüfuz bölgelerine ayrılmıştı. Merkezi otoritenin zayıflaması yalnızca silahlı örgütlere değil, onların arkasındaki bölgesel ve küresel aktörlere de hareket alanı açmıştı. Şimdi Şam yönetimi bunun tersini yapmaya çalışıyor: Tek devlet...Tek ordu...Tek egemenlik alanı.
Dolayısıyla SDG'nin feshi yalnızca askeri değil, devlet mimarisi açısından da oldukça önemli. Çünkü bağımsız silahlı yapıların devlet bünyesine alınması başarıyla tamamlanabilirse, Suriye'nin geleceğinde, olası devlet içinde devlet girişimlerinin alanı ciddi biçimde daralabilir. Ancak burada kritik bir ayrıma dikkat etmek gerekir. O da şu: Silahlı bir yapının feshedilmesi ile siyasi etkinliğinin sona ermesi aynı şey değil.
Nitekim Mazlum Abdi'nin Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın danışmanlığına atanması bunun en çarpıcı göstergelerinden biri. Silahlı aktörler tasfiye edilirken bazı kadroların siyasi sisteme dahil edilmesi, Şam'ın yalnızca askeri bir tasfiye değil, kontrollü bir siyasi entegrasyon modeli kurmaya çalıştığını gösteriyor. Bu nedenle bundan sonraki dönemde tartışacağımız mesele SDG'nin silahlarından çok, eski SDG kadrolarının yeni Suriye devletindeki siyasi ağırlığı olabilir.
ABD'NİN SURİYE POLİTİKASI
Yıllarca DEAŞ'la mücadele gerekçesiyle SDG'yi destekleyen ABD'nin bugün Şam merkezli bütünleşmeyi desteklemesi başlı başına stratejik bir değişim. ABD'nin Suriye - Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın fesih kararını tarihi olarak değerlendirmesi ve birleşik bir Suriye'nin şekillendiğini söylemesi tesadüf değil. Çünkü ABD artık Suriye'de eski modelin maliyetini taşımak yerine, Şam üzerinden kurulacak yeni dengeyi yönetmeye yöneliyor. Daha önemlisi, SDG'nin feshedilmesinden yalnızca bir gün önce ABD'nin Suriye'yi "terörü destekleyen ülkeler" listesinden çıkarması.... Gerçekten Ortadoğu için çok çarpıcı bir gelişme bu.. Ve bu iki gelişmeyi birbirinden bağımsız okumak mümkün değil.
Kusaca ortaya çıkan tablo şu: ABD artık Suriye'nin parçalanmasını yönetmekten çok, yeniden bütünleşmesini kendi çıkarlarına uygun biçimde yönetmeye çalışıyor. Bu aynı zamanda Rusya ve İran'ın Suriye'deki eski nüfuz düzeninin yerine başka bir jeopolitik mimarinin kurulması anlamına geliyor.
TÜRKİYE'NİN YILLARDIR SAVUNDUĞU TEZ
Bu gelişmenin Ankara açısından önemi ise çok daha büyük. Türkiye yıllardır Suriye'nin kuzeyinde PKK/YPG bağlantılı bağımsız bir askeri ve siyasi yapılanmayı kendi ulusal güvenliğine yönelik tehdit olarak tanımlıyordu. Bugün gelinen noktada Ankara'nın savunduğu iki temel tez aynı anda güç kazanmış durumda. Yani, Suriye'nin toprak bütünlüğü korunmalı ve ülkenin silahlı gücü merkezi devletin kontrolünde olmalı tezi...
Bu nedenle SDG'nin feshi, Türkiye'nin yalnızca Suriye politikasının değil, son dönemde öne çıkan "Terörsüz Türkiye- Terörsüz Bölge" hedeflerinin birleştiği stratejik eşiklerden biri olarak okunmalı.
Dahası, Türkiye açısından denklem artık sınırın iki tarafını da birlikte kapsıyor. Irak'taki PKK varlığı, Suriye'deki YPG/ SDG yapılanması ve Türkiye içerisindeki silahsızlanma süreci birbirinden tamamen bağımsız dosyalar değil. Dolayısı ile, bu gelişmeler ışığında Ankara'nın hedefi giderek daha açık hale geliyor. O da şu : Türkiye sınırlarından başlayıp Irak ve Suriye'ye uzanan silahlı örgüt kuşağının tasfiyesi. Eğer bu başarıyla gerçekleşirse, Türkiye'nin güney sınırındaki güvenlik paradigması son kırk yılın en büyük dönüşümlerinden birini yaşayabilir.
Ancak Ankara'nın ihtiyatlı davranması da bu nedenle önemli.
Dışişleri Bakanı Fidan'ın fesih kararının sahadaki karşılığının kontrol edilmesi gerektiğine yaptığı vurgu da bu yüzden çok kritik. Çünkü tekraren söylemek gerekirse, bir örgütün tabelasının indirilmesi başka, komuta zincirinin, silahların, kadroların ve dış bağlantıların gerçekten ortadan kalkması bambaşka...
FIRAT'IN DOĞUSUNDA PETROL DENKLEMİ DE DEĞİŞİYOR
Fırat'ın doğusu aynı zamanda Suriye petrolünün, tarım alanlarının, sınır kapılarının ve önemli su kaynaklarının bulunduğu bir coğrafya. Dolayısıyla SDG'nin merkezi devlete entegrasyonu Şam açısından yalnızca bayrak ve egemenlik meselesi değil. Ekonomik egemenliğin yeniden kurulması meselesi de. Petrol sahalarının, sınır geçişlerinin ve stratejik altyapının merkezi yönetimin kontrolüne dönmesi, savaş sonrası Suriye'nin ekonomik olarak ayağa kalkabilmesi açısından kritik. Tam bu noktada ABD'nin Suriye'yi terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkarması çok daha anlamlı hale geliyor. Bir tarafta ülkenin kaynakları yeniden merkezi devlete bağlanıyor, diğer tarafta uluslararası sermayenin Suriye'ye girişinin önündeki en önemli siyasi engeller kaldırılıyor. Yani yeni Suriye projesinin ikinci aşaması artık yalnızca güvenlik değil, ekonomi.
İRAN VE RUSYA İÇİN YENİ DÖNEM
Bütün bunların bir başka sonucu daha var. Esad döneminde Suriye'nin en önemli iki dış destekçisi olan İran ve Rusya'nın kurduğu nüfuz mimarisi hızla Suriye'de değişiyor. Dahası, Washington'ın Şam'la ilişkileri normalleştirmesi, Türkiye'nin yeni yönetim üzerindeki etkisi ve Körfez sermayesinin yeniden inşa sürecine girme ihtimali, Suriye'nin jeopolitik yönünü değiştirebilir. Suriye böylece İran'ın Akdeniz'e uzanan stratejik hattının merkezi olmaktan uzaklaşırken, Türkiye - Körfez - ABD ekseninin etkisinin daha fazla hissedildiği yeni bir bölgesel düzene yaklaşma alternatifini yakalıyor. Rusya açısından da benzer bir soru geçerli. Moskova yeni Suriye'de ne kadar alan koruyabilecek? Önümüzdeki dönemin büyük güç mücadelesi tam da burada yaşanacak.
ASIL SINAV ŞİMDİ BAŞLIYOR
SDG'nin feshi kuşkusuz tarihi bir gelişme. Ancak Suriye'nin bütünleşmesi henüz tamamlanmış değil. Çünkü silahlı örgütleri dağıtmak, devleti yeniden kurmanın yalnızca ilk aşaması. Bundan sonra Şam'ın önünde çok daha zor sorular bulunuyor. Mesela, eski SDG kadroları devlet sistemine hangi ölçüde dahil olacak? Suriye ordusunda gerçek bir ortak komuta zinciri kurulabilecek mi? Petrol ve enerji kaynaklarının gelirleri nasıl paylaşılacak? İsrail saldırıları duracak mı? ABD Suriye'deki askeri varlığını ne kadar azaltacak? Rusya ve İran yeni dengede nerede duracak? Ve belki de hepsinden önemlisi, Suriye yeniden gerçekten egemen bir devlet olabilecek mi Çünkü 14 yıllık savaşın ardından bölgede başlayan mücadele artık yalnızca toprak kazanma mücadelesi değil. Yeni Ortadoğu'nun siyasi haritasını kimin şekillendireceği mücadelesi.
Dolayısı ile, SDG'nin feshi bu nedenle bir final değil. Tam tersine, Suriye savaşının ardından başlayacak yeni bölgesel güç mücadelesinin başlangıç işaretlerinden biri. Ve Türkiye açısından önümüzdeki dönemin temel sorusu artık şu : Sınırlarında oluşmasını yıllarca engellemeye çalıştığı yapı ortadan kalkarken, Ankara bu askeri kazanımı kalıcı bir siyasi ve bölgesel düzene dönüştürebilecek mi? Çünkü gerçek başarı bir örgütün feshedilmesi değil; onu ortaya çıkaran güvenlik boşluğunun bir daha oluşmayacağı bir bölge kurabilmek...
Yazarın diğer yazıları
Lazkiye'de katliamcı pilotlara darbe: 3'ü tuğgeneral 9 kişi yakalandı
Adalet Bakanı Gürlek duyurdu: İran-Avrupa hattının uyuşturucu baronu yakalandı! işte o anlar
Eski Bakan Denizolgun'un ölümüne manipülasyon soruşturması: Gerçeğe aykırı paylaşımlar mercek altında
BTSO Başkanı Burkay'dan Ankara'da kritik ziyaret: 2030 vizyonu Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sunuldu