Yeni dünya düzeninin ticaret haritası
Türkiye ile Irak arasında imzalanan Kalkınma Yolu anlaşmasını sadece ekonomik iş birliği olarak okumak, satranç tahtasına bakıp yalnızca piyonları görmek gibi olur. Çünkü, artık şurası net: Bugün dünya ideolojiler üzerinden değil, koridorlar üzerinden yeniden kuruluyor. Ve bu yeni oyunda en güçlü devlet, en fazla ticaret akışını yöneten devlet olacak.
Bildiğiniz üzere son 20 yılda dünya üç büyük ekonomik kırılma yaşadı. Pandemi, küresel tedarik zincirlerini çökertti. Rusya-Ukrayna savaşı, Avrupa'nın enerji güvenliğini sarstı. Kızıldeniz ve Hürmüz'deki krizler ise deniz yollarının artık garanti olmadığını gösterdi. İşte bu gelişmelerin ardından büyük güçler aynı soruyu sormaya başladı:Yeni güvenli ticaret yolları nereden geçecek? Dolayısı ile bugün, dünyada beş büyük koridorun rekabetini görüyorsunuz.
1-Çin'in Kuşak -Yol 'u...
2- ABD, Hindistan, Körfez ve Avrupa'nın desteklediği IMEC Koridoru...
3- Rusya'nın Kuzey-Güney Koridoru...
4- Kafkasya merkezli Orta Koridor ve Zengezur hattı...
5- Ve şimdi bunların tam ortasında yükselen Türkiye-Irak Kalkınma Yolu...
İşte bu 5 koridor, yeni dünyanın güç haritası...
Yeni dünyanın güç haritasında Türkiye...
20 sene önce Türkiye köprü ülkeydi. Bugün, Türkiye'nin hedefi dünyanın lojistik, enerji, üretim, veri, finans merkezi olmak... Çünkü gerçek güç artık malların geçtiği yerlerde değil, malların yönlendirildiği merkezlerde... Dolayısı ile, Kalkınma Yolu yalnızca Basra'dan Avrupa'ya uzanan bir hat değil, Türkiye'nin ekonomik egemenlik iddiasının da altyapısı.
Terörsüz Türkiye ve ekonomik egemenlik...
Bugüne kadar "Terörsüz Türkiye" çoğunlukla güvenlik ekseninde tartışıldı. Oysa bunun ikinci bir yüzü daha var. Hiçbir uluslararası fon, hiçbir küresel lojistik şirketi, hiçbir sigorta devi vs silahlı örgütlerin faaliyet gösterdiği coğrafyaya milyarlarca dolarlık yatırım yapmaz. Yani, bir tren hattı ancak güvenli olduğu kadar değerlidir. Bir liman, ancak kesintisiz çalıştığı kadar küresel sisteme entegredir. Kısaca güvenlik ile ekonomi birbirinden ayrılmaz. Şöyle de anlatabilirim: Terörün olmadığı bir coğrafyada daha ucuz sigorta primi ödersiniz... Daha fazla yatırım çekersiniz... Bölge daha düşük lojistik maliyet üretir. Daha yüksek üretim kapasitesine ulaşırsınız.
Dolayısı ile, Irak'la imzalanan anlaşmayı, Türkiye'nin son yıllarda yürüttüğü güvenlik politikalarının, ekonomik karşılığı - çıktısı olarak okumak mümkün.
Öte yandan, Kalkınma yolu, bölgedeki güvenlik problemini, uluslararası ekonomi problemi haline dönüştürme kapasitesine de sahip. Yani hattın güvenliği artık sadece Ankara'nın değil, Bağdat'ın,Körfez sermayesinin,Avrupa sanayisinin, küresel lojistik şirketlerinin de ortak çıkarı haline geliyor. Bu durumun kazanımlarına zaman içinde hep birlikte şahit olacağız.
Çin neden dikkatle izliyor?
Kuşak-Yol Projesi, yıllardır Asya ile Avrupa arasındaki en büyük jeoekonomik hamleydi. Fakat artık bu duruma alternatifler çoğalıyor. Bunlardan biri de,
Türkiye-Irak hattı... Bu hat işleyip büyüdükçe, Çin'in Avrupa taşımacılığı üzerindeki ağırlığı, doğal olarak daha rekabetçi bir zemine taşınacak. Bu yüzden Pekin bu projeyi, sadece bir altyapı yatırımı olarak değil, küresel lojistik rekabetinin yeni halkası olarak izliyor.
ABD neden sessiz ama ilgisiz değil?
Washington uzun süredir Çin'in ticaret ağlarına alternatif koridorlar geliştirmeye çalışıyor. IMEC bunun en önemli örneği. Ancak bildiğiniz üzere, İsrail- Filistin savaşı, İran gerilimi, Kızıldeniz krizi, Lübnan vs IMEC'in ilerlemesini ciddi biçimde yavaşlattı. Tam da bu dönemde Türkiye-Irak hattı oldukça dikkat çekici oldu.
İran neden bu tabloyu dikkatle takip ediyor?
İran bölgesel bir transit ülke olduğu bilinen bir gerçek. Dolayısı ile, Kalkınma Yolu güçlendikçe, bölgedeki ticaret akışlarının bir kısmının alternatif güzergahlara yönelme ihtimali doğal olarak artacaktır. Bu nedenle Tahran açısından mesele yalnızca Türkiye-Irak ilişkileri değil, bölgesel ekonomik ağırlığın nasıl dağılacağıdır.
Avrupa neden bu projeyi sadece ticaret olarak görmez?
Avrupa'nın en büyük korkusu artık enerji kadar tedarik zinciri. Zaten pandemi bunu net olarak gösterdi. Rusya pekiştirdi.Çin bağımlılığı ise tartışmaları derinleştirdi. Bu yüzden Avrupa için güvenilir kara koridorları artık sadece ekonomik değil, stratejik de bir güvenlik yatırımı. Türkiye'nin önemi tam da burada büyüyor.
Tüm bu gelişmelerin ışığında toparlarsak: Önümüzdeki on yılın en önemli sorusu artık petrol kimin ? olmayacak, Koridor kimin? olacak. Çünkü petrolün, verinin, enerjinin ve üretimin geçtiği yolları yönetenler, küresel siyasetin ritmini de belirleyecek. Dolayısı ile belki de "Terörsüz Türkiye" söylemi yıllar sonra güvenlik politikası olarak değil, Türkiye'nin yeni jeoekonomik yüzyılının başlangıç doktrini olarak hatırlanacak. Sanırım şu unutulmamalı, yeni dünya düzeninde bir ülke her zaman savaş kazanarak büyümez, bazen güvenliği ekonomiye dönüştürebildiğinde büyür.
İşte tam bu noktada , Türkiye'nin önünde duran asıl mesele, yeni dünyanın ticaret haritasını çizen ülkeler arasında yer alabilecek miyiz? sorusunun cevabıdır. İşte bu sorunun cevabı, yalnızca Türkiye'nin değil, Avrupa'nın, Körfez'in ve Asya'nın gelecek on yıllarını da şekillendirebilir.
Yazarın diğer yazıları
İstanbul'da yasa dışı bahis reklamı yapan 4 şüpheli tutuklandı
Katil İsrail Gazze'de 21 bin 500'den fazla çocuğu öldürdü
Sahte polisler 62 yaşındaki kadını kandırdı, ekipler son anda yetişti
DMM'den "toplumsal birliği ve huzur iklimini hedef alan girişimlere" ilişkin açıklama: