Epstein Dosyası
Epstein belgeleri sadece isimleri değil, çağın ruhunu da ifşa etti. Ortaya saçılan her vahşet sayfası, her tanıklık, her bağlantı, tek bir suç dosyasının ötesinde, küresel güç ağlarının nasıl işlediğini, ahlakın nerede askıya alındığını ve kamuoyunun nasıl yönetildiğini gözler önüne serdi. Dolayısı ile, bu dosya basit bir skandal değil. Bu dosya şeytani bir sistemin net fotoğrafı, gücün kirli anatomisi.
Epstein meselesinde en çarpıcı olan şeylerden biri de şu, Epstein denilen canavardan, yalnızca bir suçlu olarak değil, bir şantaj mimarı, bir aracı, suçluların birbirlerine karşı kullandığı bir sigorta poliçesi (çünkü gerektiğinde bir diğerini susturacak ya da yönlendirecek bilgiye sahip) olarak bahsediliyor. Kısaca, Epstein dosyalarının izini sürenlerin elindeki belgeler ne kadar çoğalırsa çoğalsın, ortaya çıkan tablo, vahşetin şeytani gücünün kendini korumayı çok iyi bildiğini gösteriyor. Dolayısı ile, Epstein belgelerinin ABD ve küresel siyasette yarattığı etkinin, yüksek sesli bir depremden çok, derinde bir fay hattı kırığı şiddetinde olması da çok anlaşılır bir durum. Temkinli resmi açıklamalar, kontrollü tepkiler, seçici soruşturmalar... Yani, belgenin biraz sağından, biraz solundan ... Suya sabuna dokunmadan... Çünkü dosya, küresel elitin de meşruiyetini tartışmaya açıyor.
Dahası, sık sık demokrasi, insan hakları, kadın ve çocuk hakları vs vs üzerine yüksek sesle konuşan, ona buna ayar veren, bol bol endişelenen sivil toplum kuruluşları, insan hakları merkezlerinde de bir hareketlenme yok, onlarda suskun. Sanırım bu suskunluk, kamuoyuna şu mesajı vermek için: Bazı dosyalar fazla kurcalanmaz. Yoksa!
ABD ve Batı kamuoyu da çok ilginç değil mi? Hatırlayın, Epstein dosyası ilk gündeme geldiğinde de, bu rezalet, biraz sosyal medyada öfke, sokakta az biraz şaşkınlık, ekranda kısa süreli ahlak muhasebesi ile geçiştirilip, hızla normalleştirilmişti. Bu hız sayesinde de, ortalığa saçılan belgeler, gerçek bir yüzleşmeye dönüşmeden gündemden düşürülmüştü. Anlayacağınız, günümüzde algı yönetimi artık gerçeği inkar etmekten değil, gerçeği yormaktan geçiyor. Ve biz modern kamuoyu skandallara karşı geliştirdiğimiz bağışıklık sayesinde, görünmeyen bir el tarafından tezgahlanan, parlatılmış ahlak, karartılmış gerçekliğe hep beraber yataklık ediyoruz.
Şunu demek istiyorum... Düşünün, mesela Hollywood yıllardır dünyaya bir ahlak anlatısı pazarlıyor; özgürlük, eşitlik, haklar, cesur kadınlar, masum çocuklar... Peki, Epstein, hepimize, bu parıltının arkasındaki karanlığı, hatırlatmadı mı? Buradaki mesele elbette, adı geçen birkaç ünlü değil. Mesele şu, ahlak, bir pazarlama ürünü haline geldiğinde, en kolay harcanan değer oluyor. Kısaca, skandalları bile estetik bir hikayeye dönüştürme becerisine sahip Hollywood'un tempolu yüksek sesi, hesap verme reflekslerini iğdiş etmiş durumda. Yakında, bir Epstein filmi izleriz... Bakalım başrollerde kimler olacak?
Bu dosya kime ne öğretti?
Sanırım şunu öğrendik, içinde sıkıştırıldığımız bu sistem insanlığın acı çekerek öğrendiği, biriktirdiği ne varsa, yani kadim değerler manzumesine ihanet içinde. Çünkü günümüzde güç, ahlaktan bağımsız hareket edebiliyor. Dahası küresel sistemde adalet, çoğu zaman erişimle ölçülüyor ve kamuoyu, doğru soruları sormadığında, gerçekler buharlaşıyor. Ve belki de en önemlisi, bu dosyada en korkutucu olan, "kim yaptı?" sorusundan çok, "kim korundu?" sorusunu sorduruyor.
Peki, Epstein meselesi kapanır mı?
Hayır, sadece sessizliğe gömülür. Çünkü, eğer Epstein, insanları ifşa edebilecek bilgiye sahipse ve bu bilgilerin kimin elinde olduğu belirsizse o zaman zaten kimse tam olarak konuşamaz ve birilerini suçlayamaz yani herkes birbirini kollamak zorunda kalır ve aralarında bir suskunluk rejimi mubakatı oluşur. Ez cümle, Epstein dosyası bize şunu söylüyor: Güç, bazen kendini yasayla değil, sırlarla güvence altına alır.Ve bu yüzden Epstein, bir kişi olarak değil, bir mekanizma olarak konuşuluyor.
Ama her sessizlik kalıcı değildir. Belgeler bir yerde durur, hafıza bir yerde bekler. Gün gelir, aynı dosya başka bir bağlamda, başka bir krizle birlikte yeniden açılır. O gün geldiğinde, belki de mesele sadece Epstein olmaz. Ama mesele, dünyayı yönettiğini söyleyenlerin hangi ahlakla yönettiği mutlaka olur, olacaktır da. Çünkü iyilik er ya da geç kazanır.
NOT:
DOSYA İLE İLGİLİ AKLA GELEN SORULAR
Kim nerede ne yaptı? Kim kiminle, hangi şartlarda bulundu? Hangi sınırlar aşıldı? Epstein'i bu role taşıyan şey neydi? Jeffrey Epstein nasıl oldu da, sıradan bir suçlu gibi değil, olağanüstü erişim yetkisine sahip biri gibi hareket etti.Mesela nasıl aşırı güçlü çevrelere doğrudan erişim sağladı, izole mekanları (özel adalar, jetler, kapalı davetler) nasıl keşfetti, siyaset- finans- medya- Hollywood kesişimini nasıl sağladı, kayıt ve tanıklık iddialarına karşı (kanıtlandı, kanıtlanmadı ayrı mesele) nasıl ayakta kalabildi? Epstein yalnız mıydı, yoksa dokunulmazlığı olan bir rol mü oynuyordu? Ama asıl mesele sadece Epstein'in ne yaptığı değil, neden bu kadar çok kişinin sustuğu
Yazarın diğer yazıları
Acemi Cadı'nın Rüya'sıydı! İrem Erkaya yeni imajıyla şoke ediyor
Afganistan'dan Pakistan'a uyarı
22 Şubat Pazar altın, gümüş yükseliyor! Gram altın, çeyrek altın, gümüş kaç lira oldu? Son dakika altın ve gümüş fiyatları
Rusya'dan Estonya'ya gözdağı: Hedefimiz olur