ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


Tek bir ihmal binlerce yıllık yaşamı kül ediyor

Her yaz aynı sıcak dalgasıyla birlikte içimize düşen o tanıdık sızı yine kapımızda. Haber ekranlarında yükselen devasa alevleri, griye bürünen tepeleri, kül olan hektarlarca alanı ve o can havliyle kaçışan yaban hayatını izlerken göğsümüze oturan o ağır taş, sadece dönemsel bir doğa olayının değil, telafisi kuşaklar boyu sürecek derin bir kaybın habercisi. Orman yangınları coğrafyamız için maalesef yabancı bir hikâye değil; ancak her defasında aynı çaresizlik hissiyle ve aynı can yakıcılıkla karşımıza çıkıyor.

Alevlerin gölgesi üzerimize düşmeye başladığında, yangınla mücadelenin tüm yükünü sahada ter döken insanlara bırakıp kenara çekilmek en kolay yol gibi görünebilir. Gökyüzünde iz bırakan söndürme uçakları, helikopterler ya da alevlerin ortasına tereddütsüz dalan o cesur orman işçilerinin emeği elbette paha biçilemez. Fakat asıl mücadelenin, ilk duman yükselmeden çok önce, henüz o yeşil yapraklar üzerindeki çiyi korurken ve fidanlar huzurla büyürken başladığını görmek zorundayız.

İstatistikler bize yangınların çok büyük bir kısmının insan ihmali, dikkatsizliği ve duyarsızlığından kaynaklandığını gösteriyor. Yani yangını başlatan da onu henüz bir kıvılcım dahi değilken engelleyecek olan da yine biziz. Yaz sıcaklarında doğayla iç içe olmak, çam kokulu bir ağacın gölgesinde nefes almak hepimizin en doğal hakkı. Ancak bu hakkı korumanın tek yolu, doğaya bir sahip gibi değil, her anına saygı duyan bir misafir nezaketiyle yaklaşmaktan geçiyor.

Gözümüzden kaçan ya da "bir kereden bir şey olmaz" dediğimiz pek çok küçük detay, bir anda hektarlarca yaşam alanını yok eden bir felakete dönüşebiliyor. Örneğin rüzgârlı ve aşırı sıcak günlerde ormanlık alanlarda ateşle aramızdaki mesafeyi korumak, piknik ateşi ya da anız yakmak gibi yöntemlerden tamamen uzak durmak hayati bir önem taşıyor. Benzer şekilde, doğaya öylece bırakılan tek bir cam şişenin ya da şeffaf bir plastiğin güneş ışınları altında dev bir merceğe dönüşüp kuru otları tutuşturabileceğini unutmamak gerekiyor. Seyir halindeyken araç camından dışarı fırlatılan tek bir izmaritin saatler içinde devasa bir felaketin tetikleyicisi olabileceğini akıldan çıkarmamak ve en ufak bir şüpheli duman gördüğümüzde "başkası haber vermiştir" kolaycılığına kaçmadan derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ni aramak, hepimizin omuzlarındaki sessiz birer vatandaşlık görevi.

Ormanlar sadece yan yana duran ağaç toplulukları değil; toprağın kaymasını önleyen, havayı temizleyen, börtü böcekten kuşlara binlerce canlıya ev sahipliği yapan, birbiriyle haberleşen devasa ve yaşayan birer ekosistemdir. Bir ormanın kurulması onlarca, hatta yüzlerce yıl alırken, yok olması yalnızca birkaç saatlik bir ihmale bakıyor.

Toprak soğuyup alevler dindiğinde, geriye kalan siyah ve çorak manzaraya bakıp ağıt yakmak kolay olan tarafı. Zor ama hayati olanı ise; o ağaçlar henüz yeşil ve ayaktayken, doğa nefes alıyorken ona gözümüz gibi bakabilmektir. Çünkü yangınlar söndüğünde ve dumanlar dağıldığında unutmamalıyız ki yanan sadece ağaçlar değil, geleceğimizin ta kendisidir.


Yazarın diğer yazıları
Zeynep Yavuz
Ölüm
Zeynep Yavuz
Merhamet
Zeynep Yavuz
Filistin