Nostaljiye dönmek değil, hafızayı hatırlamak
İnsan neden eski bir şarkıyı duyunca durup dinler?
Neden çocukluğundan kalan bir oyuncağı, eski bir İstanbul fotoğrafını, artık sokaklarda pek görmediğimiz bir arabayı görünce yüzünde istemsiz bir tebessüm belirir?
Çünkü insan yalnızca bugünde yaşamıyor. Bir yanı daima hatıralarında.
Belki de bu yüzden Fatih Belediyesi'nin düzenlediği Nostalji Günleri bu kadar kıymetli ve bu kadar güzel bir fikir.
Bugün şehirler hızla değişiyor. Binalar değişiyor, sokaklar değişiyor, alışkanlıklarımız değişiyor. Teknoloji hayatımızı kolaylaştırırken bir taraftan da geçmişle kurduğumuz bazı küçük bağları sessizce ortadan kaldırıyor.
Oysa şehir dediğimiz şey yalnızca binalardan ve yollardan ibaret değil.
Şehrin de hafızası var.
Bir zamanlar sokaktan geçen arabanın sesi, mahallede oynanan oyun, evlerde dinlenen şarkı, çocukların ellerinden düşürmediği oyuncak, eski bir tabela, bir gazoz şişesi, bir radyo...
Bunların her biri aslında bir dönemin şahidi.
Fatih Belediyesi'nin Nostalji Günleri'ni değerli bulmamın sebebi tam da burada başlıyor. Çünkü bu etkinlik insanlara yalnızca "eski şeyler" göstermiyor; kuşaklar arasında görünmez bir köprü kuruyor.
Bir tarafta "Biz çocukken bunlarla oynardık" diyen anne babalar, diğer tarafta ilk kez gören çocuklar...
Bir tarafta kendi gençliğine rastlayan büyükler, diğer tarafta İstanbul'un ve Türkiye'nin yakın geçmişini merak eden gençler...
Nostalji zaten biraz da böyle bir şey değil midir?
Geçmişe dönmek istemek değil; geçmişte bıraktığımız bir duyguyla yeniden karşılaşmak.
Bugün nostaljiye ilginin giderek arttığını görüyoruz. Bunun tesadüf olduğunu düşünmüyorum. Hayat hızlandıkça insan tanıdık olana daha fazla ihtiyaç duyuyor. Her şey dijitalleştikçe elle tutulabilen hatıralar daha kıymetli hale geliyor. Dünya sürekli yeniyi önümüze koydukça biz bazen eski bir şarkının, eski bir fotoğrafın, çocukluğumuzdan kalan küçücük bir eşyanın peşine düşüyoruz.
Çünkü hatırlamak insana aidiyet duygusu veriyor.
Hele söz konusu Fatih ise nostaljinin anlamı daha da başka.
İstanbul'un hafızasının en güçlü olduğu yerlerden birinden söz ediyoruz. Bir sokağa giriyorsunuz başka bir asır, birkaç adım yürüyorsunuz başka bir medeniyet karşılıyor sizi. Böyle bir ilçede belediyeciliğin yalnızca yol, kaldırım ve fiziki hizmetlerden ibaret görülmemesi gerektiğini düşünüyorum.
Kültürü korumak da belediyeciliktir.
Şehrin hafızasını canlı tutmak da...
Çocuklara geçmişi sevdirmek de...
İnsanlara yaşadıkları şehre aidiyet hissettirmek de...
Bu nedenle Fatih Belediyesi'nin Nostalji Günleri gibi etkinliklerini çok önemsiyorum. Çünkü bazen bir belediyenin yaptığı en güzel işlerden biri, insanlara unuttukları bir duyguyu yeniden hatırlatmaktır.
Belki çocukluğumuzu geri getiremeyiz.
Eski İstanbul'u da bütünüyle geri getiremeyiz.
Ama bir şarkıyla, bir oyuncakla, eski bir otomobille ya da yıllardır görmediğimiz küçücük bir ayrıntıyla birkaç dakikalığına o günlerin kapısını aralayabiliriz.
Ve bazen insanın ihtiyacı olan şey tam olarak budur:
Geçmişe dönmek değil, nereden geldiğini hatırlamak.
Fatih Belediyesi'nin Nostalji Günleri de bana kalırsa tam olarak bunu yapıyor.
Bir etkinlik düzenlemekten fazlasını...
Bir şehrin hafızasına sahip çıkıyor.