Sanatı değil, ön yargıları tartmak
Sanatın, melodilerin ve üretimin dili evrenseldir deriz hep. Notaların ne dini, ne kimliği, ne de bir cinsiyeti vardır; yalnızca hissettirdikleri ve ruhumuza dokunduğu kadar hayatımızda yer kaplarlar. Ancak gelin görün ki, toplumsal ön yargılar ve sığ süzgeçler devreye girdiğinde, bu evrensel dil bir anda hedefe oturtulabiliyor.
Geçtiğimiz günlerde piyanist ve besteci Büşra Kayıkçı'nın, müzik dünyasının en prestijli mecralarından biri olan Grammy Ödülleri'ne jüri üyesi olarak davet edilmesi hepimiz için büyük bir gurur vesilesi olmalıydı. Disiplinlerarası üretimi, mimari geçmişini notalara aktarma biçimi ve neoklasik müzikte yakaladığı özgün çizgi, onu o kürsüye taşıyan yegâne nedendi. Fakat ne yazık ki alkışların, tebriklerin ve başarı hikâyesinin sesini bastırmaya çalışan koca bir gürültü koptu. Konu yine ve yeniden, yapıtın kendisi değil; başörtüsü, kimliği ve görünüşü oldu.
Bir insanın yıllarını verdiği emeğin, uykusuz gecelerinin, disiplinle dokuduğu eserlerin bir kenara itilip sadece dış görünüşü üzerinden biçilmeye çalışılması son derece üzücü. Yetenek, liyakat ve vizyon parmakların ucundayken, gözlerin sadece başındaki örtüye takılması aslında müzisyene değil, eleştirenlere dair çok şey söylüyor.
Grammy gibi dünya çapındaki bir platform, değerlendirme kriteri olarak bir sanatçının üretkenliğini, müziğe kattığı yeni soluğu ve başarısını esas alırken; bizim kendi içimizde onu kimliği üzerinden yargılamamız, eleştirinin ötesinde bir acımasızlık. Sanatı şekilsel kaliplara hapsetmeye çalışmak, üretimin özüne yapılan en büyük haksızlıktır.
Büşra Kayıkçı bu uluslararası üyeliğe ve başarıya başındaki örtüyle değil; tuşlara basarken hissettiği ve hissettirdiği o özgün ruhla ulaştı. Notalar sınır tanımadığı gibi, başarı da sığ kalıplara sığmayacak kadar geniştir. Asıl mesele, kendi içimizdeki ön yargı duvarlarını yıkıp bir sanatçının başarısını sadece ve sadece sanatıyla tartabilmeyi öğrenebilmektir.
Çünkü günün sonunda ön yargıların gürültüsü unutulur, tartışmalar sönümlenir; akılda ve ruhta yer eden sadece o güzel melodiler ve verilen emeğin kendi sesi kalır.