ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


Sessizce ziyan ettiklerimiz

Sofradaki son ekmek kırıntısına bile derin bir hürmetle bakan, yere düşen ekmeği öpüp başının üstüne koyan bir kültürün çocuklarıyız. Bize hep avucumuzdaki somut nimetlerin kıymetini bilmek öğretildi; tabağımızda yemek bırakmak, suyu boşa akıtmak hep günahtı. Fakat ne hikmetse, dokunamadığımız ama bizi biz yapan o görünmez varlıkları ziyan ederken hiç içimiz cız etmedi. Ekmeği ziyan etmekten korktuğumuz kadar, bir başkasının ya da kendimizin ruhunu heba etmekten korkmadık.

Oysa hayatın bize sunduğu en büyük rızık, zamanın ta kendisidir. Biriyle oturup geçirdiğiniz o birkaç saat, aslında karşınızdaki insanın size kendi ömründen ikram ettiği bir dilim hayattır. Sizi anlamak istemeyen duvarlara laf anlatmaya çalışırken, yahut kıymetinizi bilmeyen mecralarda vaktinizi tüketirken sadece zamanı değil, geri gelmeyecek gençliğinizi de ziyan ediyorsunuz demektir. Ekmek fırında yeniden pişer de, akıp giden o bir saatin telafisi hiçbir dükkanda satılmaz.

Aynı hoyratlığı duygularımızda da yapmıyor muyuz? Bir insana gösterdiğimiz o katıksız samimiyet, gecelerce büyüttüğümüz emek, hak etmeyen bir yüreğe sunduğumuz o kucak dolusu sevgi...

Bunların hepsi de birer israf değil mi? Değerini bilmeyene verilen her güzel duygu, kurumaya bırakılmış bir çiçeğe su dökmekten farksız. Üstelik bir de cebimizde biriktirdiğimiz güzel sözler var. "iyi ki varsın" demeyi, bir güler yüzü ya da içten bir "teşekkür ederim"i ne kadar da cimrice saklıyoruz. Kırıcı kelimeleri bozuk para gibi harcarken, şifalı sözleri sanki son kuruşumuzmuş gibi harcamaktan korkuyoruz.

İşte bu yüzden, o eski mutfak terbiyesini artık kalbimizin tam ortasına yerleştirmek zorundayız. Bir kırıntı ekmeğe gösterdiğimiz o ince zarafeti; karşımızdaki insanın çabasına, bizden esirgenmeyen içten bir tebessüme ve bize emanet edilen bu kısacık ömre de göstermeliyiz. Çünkü asıl yoksulluk, tabağı boş tutmak değil; ruhu ve zamanı hoyratça tüketmektir.

Sonunda hepimiz aynı yere varacağız belki ama arkamızda bıraktığımız izler farkı yaratacak. Ekmeği fırından her zaman alabilirsiniz, ama ziyan edilen bir dakikayı ya da incitilip tüketilen bir kalbi hiç kimse geri getiremez. Yaşamak, sadece nefes almak değil; elindeki her nimete, ister bir dilim ekmek olsun ister bir tatlı söz, kıymet bilerek dokunabilmektir.


Yazarın diğer yazıları
Zeynep Yavuz
Ölüm
Zeynep Yavuz
Merhamet
Zeynep Yavuz
Filistin