Bir mevsimin kalbe dokunuşu: Nisan
Takvimler nisanı gösterdiğinde, insanın iç dünyasında fark edilmeden bir kapı aralanır. Sert geçen kışın ardından doğa, ağır ağır uyanırken; şehirlerin gri yüzü, yerini yeşilin binbir tonuna bırakmaya başlar. Sanki toprak, uzun bir uykudan kalkmış da üzerindeki örtüyü usulca silkeler gibi... İşte o an, baharın gelişi yalnızca mevsimlerin değil, ruhun da değişimidir.
Nisan, acele etmez. Martın kararsızlığını geride bırakır ama yazın coşkusuna da henüz kapılmaz. Arada bir yerde durur; dingin, sabırlı ve derin. Ağaç dallarında tomurcuklar belirirken, insanın içindeki umut da filizlenir. Belki de bu yüzden nisan, en çok "yeniden başlamak" duygusuna yakışır.
Ve sonra yağmurlar... Nisan yağmurları, yalnızca gökten düşen damlalar değildir. Her biri, toprağa değdiği anda bir hikâye anlatır. Kimi zaman ince ince, kimi zaman ansızın bastıran bir sağanakla... Ama her hâlinde arındırır. Sokakları yıkar, havayı temizler, insanın zihnindeki ağırlıkları hafifletir. Islanmayı göze alabilenler için, bu yağmurlar bir tür içsel ferahlıktır.
Şemsiyesini unutup da bir nisan yağmuruna yakalananlar bilir: O an, zaman yavaşlar. Adımlar hafifler, düşünceler sadeleşir. Belki de hayatın karmaşası içinde kaybettiğimiz o yalınlık, damlaların ritminde yeniden bulunur. Çünkü bazı yağmurlar, sadece ıslatmaz; hatırlatır.
Baharın gelişiyle birlikte doğa kendini yenilerken, insana da aynı cesareti fısıldar: Eskiyi bırak, yeniyi karşıla. Kuruyan dallar nasıl yeniden yeşeriyorsa, yorgun düşen kalpler de yeniden umutla dolabilir. Yeter ki insan, içindeki kışa sonsuza kadar mahkûm olmadığını hatırlasın.
Ve belki de nisan, bütün bu küçük mucizelerin sessiz bir toplamıdır; yağmur damlalarının toprağa değdiği her an, içimizde bir şeylerin filizlenmesine izin veren, geçmişin yükünü usulca omuzlarımızdan alıp yerine hafif bir umut bırakan, bize yeniden denemeyi, yeniden sevmeyi ve yeniden inanmaya cesaret etmeyi öğreten bir mevsimin en zarif hatırlatıcısıdır, çünkü bazı başlangıçlar, büyük gürültülerle değil, ince bir yağmurun kalbe düşen sesiyle başlar.