ANASAYFA
RAMAZAN
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


Dijital meydanlarda kaybolan anlam

İletişim kuramları bize yıllardır şunu söylüyor: İletişim, yalnızca sözün aktarımı değil, anlamın inşasıdır. Fakat bugün yaşadığımız dijital çağ, anlamı hızın altında ezmeye başladı. Sosyal medya dediğimiz devasa alan, insanlığın en büyük iletişim laboratuvarına dönüştü ama aynı zamanda en büyük yanlış anlaşılma sahasına da...

Eskiden iletişimde "gürültü" denince fiziksel engeller akla gelirdi. Bugün ise gürültü, bilginin fazlalığıdır. Herkes konuşuyor, herkes yorum yapıyor, herkes bir şey söylüyor. Shannon ve Weaver'ın modelinde yer alan o "noise" kavramı artık ekranın kendisi oldu. Mesaj kaybolmuyor; mesaj boğuluyor.

Semboller çağına girdik. Emojilerle duygu, hashtaglerle kimlik, filtrelerle gerçeklik kuruyoruz. Sembolik etkileşimcilik kuramının söylediği gibi, anlam artık nesnel değil; topluluklara göre şekilleniyor. Aynı kelime, farklı dijital kabilelerde bambaşka anlamlar taşıyor. Bu da ortak zemini daraltıyor.

Daha çarpıcı olan ise şu: Dinleme ortadan kalktı. Aktif dinleme, akademik literatürde iletişimin temel şartıdır. Oysa sosyal medya dinlemeyi değil, tepki vermeyi ödüllendiriyor. Hızlı cevap, keskin yargı, sert ifade... Diyalog yerini monologların çarpışmasına bıraktı.

Empati, dijital çağın en büyük kaybı. Ekran, insanı insandan uzaklaştıran bir mesafe koyuyor. O mesafe büyüdükçe sözler sertleşiyor, üslup köşeleşiyor. "Ben dili"nin yerini "sen zaten..." dili alıyor. Ve iletişim, anlam üretmekten çıkıp güç gösterisine dönüşüyor.

Sözsüz iletişim bile biçim değiştirdi. Beden dili yok ama renk var, kadraj var, estetik var. Dijital görsellik artık mesajın kendisi. İçerik kadar görünüş konuşuyor.

Bütün bunların merkezinde ise dikkat ekonomisi duruyor. İnsan zihni sınırlı, içerik sonsuz. Bu yüzden en çarpıcı olan kazanıyor; en doğru olan değil. Derinlik değil, hız; anlam değil, etki öne çıkıyor.

Oysa iletişimin özü değişmedi: Anlaşılmak.

Fakat dijital meydanlarda herkes duyulmak istiyor, kimse anlamak istemiyor.

Belki de çağımızın en büyük iletişim krizi burada başlıyor. Çünkü insanlık ilk kez bu kadar bağlı, ama bu kadar kopuk.


Yazarın diğer yazıları