Şükür…
Şükür dediğimiz şey, çoğu zaman dilimize doladığımız kısa bir kelime gibi durur. "Çok şükür" der geçeriz; sanki borcumuzu ödemiş, görevimizi tamamlamışız gibi. Oysa şükür, sadece söylenen bir söz değil, yaşanan bir hâldir. Daha doğrusu, insanın hayata bakma biçimidir.
Günün telaşı içinde pek azımız durup etrafımıza bakıyoruz. Sabah uyanıyoruz, aceleyle hazırlanıyoruz, bir yerlere yetişiyoruz. Hayat, bizden hep hızlı olmamızı istiyor. Ama şükür, tam tersini fısıldıyor: "Bir dur." Bir bardak su içerken, bir çay koyarken, camdan dışarı bakarken... İşte o küçük aralıklarda hatırlanıyor şükür.
Maneviyat dediğimiz şey de aslında biraz burada başlıyor. Büyük sözlerde değil; küçük fark edişlerde. Kalbin hâlâ kırılabiliyor olması mesela... Acı verse de, bu bir canlılık işareti. Birine özlem duyabiliyor olmak, hâlâ bağ kurabildiğimizi gösteriyor. Şükür bazen sevinçten değil, tam da bu kırılganlıktan doğuyor.
İnsan çoğu zaman, elindekini kaybetmeden onun kıymetini bilmiyor. Sağlık, vakit, sevdiklerimiz... Hepsi sanki hep bizimle olacakmış gibi. Oysa hayat, bunu bize defalarca yanlışlıyor. Şükür, bu gerçeği kabullenmek demek biraz da. "Her şey bana ait değil ama şu an bana emanet" diyebilmek.
Gündelik hayatta şükür, çok sade anlarda gizlidir. Eve sağ salim dönebilmekte. Günün sonunda sessizce uzanabildiğin bir yatakta. İçini dökebileceğin bir insanın varlığında. Bunlar büyük mucizeler gibi görünmez belki ama yoklukları hemen hissedilir.
Manevi bir yerden bakınca şükür, insanla Allah arasında sessiz bir konuşmadır. Uzun cümlelere gerek yoktur. Bazen içten gelen bir "iyi ki" yeter. Bazen gözlerini kapatıp derin bir nefes almak. Çünkü her nefes, fark edilmediğinde sıradan, fark edildiğinde kutsaldır.
Şükür, her şey yolundayken kolaydır. Asıl mesele, içimiz dağınıkken şükredebilmekte. Her şey eksikken, kalbimiz yorgunken... O zaman edilen şükür, insanı ayakta tutar. "Hâlâ buradayım" diyebilmenin gücüdür bu.
Belki de şükür, hayatı daha problemsiz kılmaz. Ama insanı daha dayanıklı kılar. Her şeyi kontrol edemeyeceğimizi kabullenirken, hâlâ tutunacak bir dalımız olduğunu hatırlatır.
Bugün çok büyük şeyler için şükredemiyorsak bile, küçüklerden başlayabiliriz. Uyanabildiğimiz için. Hissedebildiğimiz için. Umudu tamamen kaybetmediğimiz için... Şükür, bazen sadece şudur: Bugün de vazgeçmedim.
Ve belki bu bile, başlı başına yeterlidir.
Yazarın diğer yazıları
Acemi Cadı'nın Rüya'sıydı! İrem Erkaya yeni imajıyla şoke ediyor
Afganistan'dan Pakistan'a uyarı
22 Şubat Pazar altın, gümüş yükseliyor! Gram altın, çeyrek altın, gümüş kaç lira oldu? Son dakika altın ve gümüş fiyatları
Rusya'dan Estonya'ya gözdağı: Hedefimiz olur