Herkes Konuşuyor, Kimse Duymuyor
Dijital çağın en büyük ironisi şu: Tarihte hiç bu kadar çok konuşulmamıştı, ama hiç bu kadar az dinlenilmemişti. Herkes anlatıyor, paylaşıyor, yorum yapıyor, fikir beyan ediyor; fakat gerçek bir temas neredeyse yok. İletişim var, etkileşim var, ama bağ yok.
Sosyal medya, hayatı yaşamaktan çok sergileme alanına dönüştürdü. Gidilen yer, içilen kahve, okunan kitap, yaşanan duygu... Her şey önce "paylaşılabilir mi?" filtresinden geçiyor. Anın kendisi ikinci planda; önemli olan onun dijital yansıması. Böylece deneyim, yaşanan bir şey olmaktan çıkıp sunulan bir şeye dönüşüyor.
Eskiden insanlar hatıra biriktirirdi; şimdi içerik biriktiriyoruz. Fotoğraflar albümlerde sararmaz oldu, çünkü artık dosyalarda kayboluyor. Bir anı yaşarken onu hatırlamaktan çok kaydetmeye odaklanıyoruz. Oysa hafıza, sadece görüntü değil; duygu, koku, his demektir. Dijital kayıtlar artarken, duygusal hafıza zayıflıyor.
Bunun en görünmez sonucu ise gerçeklik algısının kayması. Sürekli filtrelenmiş hayatlara bakmak, sıradan olanı yetersiz göstermeye başlıyor. Herkes mutlu, herkes başarılı, herkes bir yerde, bir şey yapıyor gibi. Bu illüzyon, insanı kendi hayatına yabancılaştırıyor. Kendi sessizliği, başkasının gürültüsü karşısında değersizleşiyor.
Belki de dijital çağın en radikal eylemi, bazen hiçbir şey paylaşmamaktır. Yaşanan anın tanığı olmak, izleyicisi değil. Çünkü insanın gerçek hayatı, ekranda görünen değil; kalbinde olanla ölçülür.
Ve belki de yeniden öğrenmemiz gereken en basit şey şudur: Duymak, konuşmaktan daha büyük bir iştir.
Yazarın diğer yazıları
Acemi Cadı'nın Rüya'sıydı! İrem Erkaya yeni imajıyla şoke ediyor
Afganistan'dan Pakistan'a uyarı
22 Şubat Pazar altın, gümüş yükseliyor! Gram altın, çeyrek altın, gümüş kaç lira oldu? Son dakika altın ve gümüş fiyatları
Rusya'dan Estonya'ya gözdağı: Hedefimiz olur