ANASAYFA
RAMAZAN
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


Bir avuç iyilik: sadaka ve insan kalabilmek

Modern çağın en büyük çelişkilerinden biri şu: Her şeye her zamankinden daha hızlı ulaşıyoruz, ama birbirimize ulaşmakta zorlanıyoruz. Oysa insanı insan yapan, sahip oldukları değil; paylaştıklarıdır. İşte tam da bu noktada sadaka vermek ve yoksulu gözetmek, yalnızca dini bir vecibe değil, vicdani ve insani bir sorumluluk olarak karşımıza çıkar.

Sadaka denildiğinde çoğu kişinin aklına yalnızca maddi yardım gelir. Oysa sadaka, bir tebessümden bir lokma ekmeğe, bir öğrencinin harçlığına katkıdan bir ailenin kirasına destek olmaya kadar uzanan geniş bir iyilik alanıdır. Bu anlayışın temelinde ise dayanışma ve merhamet vardır. Özellikle İslam kültüründe sadaka, kalbi arındıran ve toplumsal bağları güçlendiren bir ibadet olarak görülür. Kur'an-ı Kerim'de ve hadislerde yoksulu gözetmenin önemi sıkça vurgulanır; çünkü toplumun en zayıf halkası güçlenmeden gerçek huzurdan söz etmek mümkün değildir.

Tarih boyunca bu bilinç, medeniyetimizin yapı taşlarından biri olmuştur. Fatih Sultan Mehmet döneminde kurulan imarethaneler, Kanuni Sultan Süleyman devrinde yaygınlaşan vakıflar yalnızca birer hayır kurumu değil; sosyal adaletin teminatıydı. Vakıf kültürü sayesinde kimsesizler barınmış, yolcular doyurulmuş, öğrenciler okutulmuştur. Bu sistem, "ben" yerine "biz" diyebilen bir toplum anlayışının ürünüdür.

Bugün ise apartman dairelerinde yan komşusunun adını bilmeden yaşayan bir şehir hayatı içindeyiz. Oysa yoksulluk yalnızca ekonomik bir sorun değildir; aynı zamanda görünmez olma, unutulma ve dışlanma duygusudur. Bir kapıyı çalmak, bir hâl hatır sormak, bir çocuğun eğitimine katkıda bulunmak; bir insanın kaderini değiştirebilir. Sadaka, verenin malını eksiltmez; aksine kalbini zenginleştirir. Paylaşmak, insanın kendi içindeki cimriliği, korkuyu ve bencilliği törpüler.

Unutmayalım: Yoksulu gözetmek, yalnızca onun yükünü hafifletmek değildir; kendi insanlığımızı ayakta tutmaktır. Çünkü kalp, en çok başkası için attığında diri kalır. Ve iyilik, paylaşıldıkça göğe yükselen bir dua gibi çoğalır.


Yazarın diğer yazıları