Zor sandığımız nimetler
Hayat, çoğu zaman bize ağır gelen yüklerle sınar bizi. Omuzlarımıza çöken sorumluluklar, kalbimizi daraltan sıkıntılar, içimizi kemiren belirsizlikler... İlk anda baktığımızda hepsi birer "yük" gibi görünür. Oysa insan, yaşadıklarının hakikatini çoğu zaman yaşarken değil, üzerinden zaman geçtikten sonra idrak eder. İşte tam da bu noktada, "Allah'tan gelen her şey bir nimettir" cümlesi sadece teselli değil, derin bir hakikatin ifadesi hâline gelir.
Zorluk, ilk temasında can yakar. İnsan, nedenini anlayamadığı sıkıntılar karşısında "Neden ben?" diye sorar. Oysa her imtihan, içinde saklı bir hikmet taşır. Bazen bir kayıp, bizi fazlalıklardan arındırır. Bazen bir başarısızlık, gerçek gücümüzü keşfetmemize vesile olur. Bazen de kapanan bir kapı, aslında yanlış bir yoldan dönmemiz için rahmettir. O an göremediğimiz bu ince plan, zamanla kendini belli eder.
Sabır, burada kilit kelimedir. Sabır; pasif bir bekleyiş değil, bilinçli bir direniştir. İnsanın kalbini karartmadan, isyana düşmeden, Rabbine güvenerek yoluna devam etmesidir. Tevekkül ise sonucu Allah'a bırakırken sorumluluğunu yerine getirebilmektir. Küçük de olsa atılan adımlar, yön doğruysa insanı kaybolmaktan kurtarır. Çünkü mesele hız değil, istikamettir.
Modern dünyanın hızlı ve sonuç odaklı yapısı içinde, hemen rahatlamak, hemen çözüm bulmak isteriz. Oysa ruhun olgunlaşması zaman ister. Bir tohumun filizlenmesi için karanlık toprağın altında beklemesi gerektiği gibi, insan da bazen karanlık sandığı dönemlerde kök salar. O kökler, ilerideki fırtınalara dayanma gücünü oluşturur.
"Allah kullarını asla yalnız bırakmaz" inancı, sadece bir inanç cümlesi değil; insanın iç dünyasını ayakta tutan bir dayanak noktasıdır. Düştüğümüzde tutan, karanlıkta yol gösteren, çaresizlikte kapı açan bir Kudret'e güvenmek, kalbi hafifletir. Çünkü biliriz ki hiçbir imtihan başıboş değildir, hiçbir gözyaşı karşılıksız değildir.
Belki de asıl nimet, zorluğun kendisi değil; o zorlukla birlikte kazandığımız derinliktir. Daha anlayışlı, daha merhametli, daha sabırlı bir insana dönüşmek... İşte görünmeyen rahmet tam da burada saklıdır.
Hayatın yük gibi görünen anlarında durup düşünmek gerekir: Belki de omzumuza konan o ağırlık, aslında bizi daha güçlü kılmak için verilmiştir. Ve belki de en büyük kayboluş, zor zamanlarda Rabbine sırt çevirmektir; en büyük kurtuluş ise yönünü O'na dönük tutabilmektir.
Yazarın diğer yazıları
Acemi Cadı'nın Rüya'sıydı! İrem Erkaya yeni imajıyla şoke ediyor
Afganistan'dan Pakistan'a uyarı
22 Şubat Pazar altın, gümüş yükseliyor! Gram altın, çeyrek altın, gümüş kaç lira oldu? Son dakika altın ve gümüş fiyatları
Rusya'dan Estonya'ya gözdağı: Hedefimiz olur