Merhamet
Merhamet ne güzel şey. İnsanın içini yumuşatan, bakışını derinleştiren, sesini incelten bir hâl... İnsanı insan yapan en temel duygulardan biri. Ama bugün, en çok ihtiyaç duyduğumuz değerlerden biri olmasına rağmen en az üzerinde durduğumuz kavramlardan biri hâline geldi.
Çocuklarımıza pek çok şey öğretiyoruz. Başarılı olmayı, güçlü durmayı, kendini savunmayı... Ama merhameti ne kadar öğretiyoruz? Bir başkasının acısını hissedebilmeyi, bir canlının hayatına saygı duymayı, güçsüz olana zarar vermemeyi... Oysa merhamet, kendiliğinden büyüyen bir duygu değildir. Görülerek, hissedilerek ve yaşatılarak gelişir.
Bir çocuk, bir hayvanın başını okşayan bir eli görmeden şefkati öğrenemez. Birinin düştüğünde kaldırıldığını görmeden yardımlaşmayı içselleştiremez. Merhamet, anlatılan bir kavram değil; yaşanan bir davranıştır. Bu yüzden çocuklara merhameti öğretmenin yolu, önce onu hayatın içine yerleştirmekten geçer.
Bugün bir canlıya zarar veren, bir arkadaşını inciten ya da başkasının acısına kayıtsız kalan bir çocuğun hikâyesinde çoğu zaman bilgi eksikliği değil, duygu eksikliği vardır. Çünkü merhamet, zihinde değil kalpte yer eder. Ve o kalp, erken yaşlarda şekillenir.
Merhametli bir çocuk yetiştirmek, sadece iyi bir birey yetiştirmek değildir; daha vicdanlı bir toplumun temelini atmaktır. Merhamet, insanı durduran, düşündüren ve sınır koyduran bir duygudur. Zararı engeller, iyiliği çoğaltır.
Bu yüzden çocuklarımıza her şeyden önce merhametli olmayı öğretmeliyiz. İnsana, hayvana, tüm canlılara karşı incitmemeyi, korumayı ve anlamayı... Çünkü merhamet, insanın içindeki en sessiz ama en güçlü iyilik hâlidir.
Yazarın diğer yazıları
Süper güçlerin rekabeti kızıştı, yapay zeka yatırımlarında rekor kırıldı
CHP İzmir Milletvekili Nalbantoğlu, parti kuruluş kodlarına odaklanıyor
Cumhurbaşkanımız kırmızı çizgimizdir... Çelik: Özel haddini aşan ifadeler kullanıyor
Üstad Necip Fazıl'ın vefatının 43. yılı! Eserleriyle derin izler bıraktı