ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


Eşit başlamayanların aynı yarışta koşması

Hayatta hepimize aynı mesafeyi koşmamız söyleniyor. Çalışırsak, sabredersek ve vazgeçmezsek başarılı olabileceğimiz anlatılıyor. Elbette emeğin ve kararlılığın değeri tartışılmaz. Fakat çoğu zaman gözden kaçırdığımız bir şey var: Herkes yarışa aynı yerden başlamıyor.

Bir çocuk düşünelim. Önünde bir sınav var. Biri sessiz bir odada, kitapları ve bilgisayarı hazır bir şekilde ders çalışıyor. Diğerinin evinde ise belki kendisine ait bir çalışma masası bile yok. Birinin ailesi anlamadığı konuyu anlatacak bir öğretmen bulabiliyor, diğeri ise anlamadığı soruyla saatlerce baş başa kalıyor.

İkisi de aynı sınava giriyor.

Sonra sonuçlara bakıp yalnızca "Kim daha çok çalıştı?" diye soruyoruz.

Oysa hayatın adil olup olmadığını anlamak için yalnızca bitiş çizgisine değil, başlangıç çizgisine de bakmak gerekiyor.

Bu durum sadece eğitimle sınırlı değil. Bir gencin ilk işini bulması, bir ailenin ev sahibi olabilmesi, bir çocuğun yeteneğini geliştirebilmesi, bir insanın kendisini güvende hissederek geleceğe hazırlanabilmesi... Bütün bunların arkasında kişinin kendi çabasının yanında, sahip olduğu imkânlar da var.

İmkân sahibi olmak elbette tek başına başarı getirmiyor. Aynı şekilde imkânsızlık içinde büyümek de insanın başarısız olacağı anlamına gelmiyor. Hayat bunun her iki tarafına dair sayısız örnekle dolu. Mesele zaten kimin başarılı, kimin başarısız olduğunu bulmak değil.

Mesele, insanların önündeki engellerin neden bu kadar farklı olduğunu görebilmek.

Bazen "O yaptı, sen de yapabilirsin" cümlesini çok kolay kuruyoruz. Fakat iki insanın hikâyesini yalnızca vardıkları yer üzerinden karşılaştırmak yanıltıcı olabilir. Birinin arkasında onu ayağa kaldıran bir aile, diğerinin arkasında yıllarca taşımak zorunda kaldığı sorumluluklar olabilir. Birinin hata yapma lüksü vardır, diğerinin tek bir hatası bütün planını bozabilir.

Bu yüzden başarı hikâyelerine bakarken yalnızca sonuca hayranlık duymak yerine, o sonuca hangi şartlardan geçilerek ulaşıldığını da düşünmek gerekiyor.

Adalet, herkese aynı şeyi vermek değildir belki de. Asıl mesele, insanların sahip oldukları farklılıkların hayatlarını baştan belirlemesine izin vermemektir.

Bir çocuğun yeteneğinin, ailesinin gelirinden dolayı fark edilememesi; çalışkan bir gencin yalnızca imkânları olmadığı için geride kalması; bir insanın doğduğu yerin, kurduğu hayallerin sınırını çizmesi... Bunlar yalnızca bireysel hikâyeler değildir. Bir toplumun geleceğiyle ilgili önemli işaretlerdir.

Çünkü kaybedilen yalnızca bir kişinin fırsatı değildir. Onunla birlikte ortaya çıkabilecek bir yetenek, bir meslek, bir fikir, belki de topluma katkı sağlayacak bir hayat da kaybedilmiş olur.

Bu nedenle çocuklara ve gençlere yalnızca "Daha çok çalış" demek yetmez. Bazen onların önündeki yolu biraz daha ulaşılabilir hâle getirmek gerekir. İyi bir eğitim, güvenli bir çevre, fırsata erişim ve insanın emeğinin karşılığını alabileceğine dair inanç; kişinin hayatını değiştirebilecek kadar önemlidir.

Herkes aynı noktadan başlamayabilir. Bunu değiştirmek her zaman mümkün olmayabilir. Ama başlangıç çizgileri arasındaki uçurumu azaltmak bizim elimizdedir.

Çünkü bir toplumun adaleti, yalnızca kazananlarına bakılarak ölçülmez. Yarışa geriden başlayanlara ne kadar alan açtığına bakılarak da anlaşılır.


Yazarın diğer yazıları
Zeynep Yavuz
Ölüm
Zeynep Yavuz
Merhamet