ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


“Görmeye gidersin bazen kendini”

İnsan yorulunca her zaman dinlenmek istemiyor. Bazen bulunduğu yerden uzaklaşmaya, her gün gördüğü sokakları geride bırakmaya, hiç bilmediği bir şehirde sabaha uyanmaya ihtiyaç duyuyor. Bir bilet alıp yola çıkmak, camdan akıp giden manzaraları seyretmek, tanımadığı insanlarla birkaç kelime konuşmak iyi geliyor. Üstelik bunun için büyük bir sebebe de gerek yok. İçinden gelmesi yeterli.

Seyahat etmek, yalnızca yeni yerler görmek değil. Biraz da hayatın içinden çıkıp ona başka bir yerden bakmak. Her gün aynı şeyleri düşünürken fark etmediğimiz ayrıntılar, uzaklarda bir yerde yeniden anlam kazanabiliyor. Bir tren istasyonunda beklerken, küçük bir sahil kasabasında kahve içerken ya da bilmediğimiz bir sokakta kaybolmuşken zihnimizdeki kalabalık yavaş yavaş dağılıyor.

Uzaklaşınca insanın içinde de bir şeyler değişiyor. Kimse senden bir şey beklemiyor, kimse seni geçmişteki hâlinle tanımıyor. Bir yabancıyla yaptığın kısa bir sohbet, yıllardır aklında taşıdığın bir düşünceden daha fazla şey anlatabiliyor sana. Başka hayatları gördükçe kendi hayatını da yeniden tartıyorsun. Neye gereğinden fazla üzüldüğünü, neyi özlediğini, neyi ertelediğini daha açık görüyorsun.

Bazen bir şehre hayran kalıyorsun, bazen de orada geçirdiğin birkaç saat sana yetiyor. Çünkü her yolculuğun sonunda bir yerin hayranı olarak dönmüyorsun eve. Kimi zaman biraz hafiflemiş, kimi zaman kafandaki sorularla barışmış, kimi zaman da uzun zamandır unuttuğun bir isteğini hatırlamış oluyorsun. Dönüş yolunda aynı insan olsan bile hayata baktığın yer azıcık değişiyor.

Seyahat etmenin güzel taraflarından biri de bu sanırım: İnsan, kendi alışkanlıklarının dışına çıktığında kendisini daha iyi duyabiliyor. Evdeyken bir türlü karar veremediği bir konuda yürürken karar verebiliyor. Günlerdir içinden atamadığı bir sıkıntı, deniz kenarında otururken küçülüveriyor. Hiç beklemediği bir anda, uzun zamandır aradığı huzurun aslında neye benzediğini anlıyor.

Yola çıkmak için her şeyin yolunda olmasını beklememeli insan. Bazen tam da hiçbir şey yolunda gitmiyorken bir valiz hazırlamalı. Birkaç günlüğüne de olsa başka bir yerde uyanmalı. Yeni bir kahvaltı sofrasına oturmalı, bilmediği bir yolu yürümeli, acele etmeden etrafına bakmalı. Her anı fotoğraflamak yerine bazı manzaraları yalnızca kendi gözleriyle hatırlamalı.

Çünkü insanın kendine ayırdığı zaman, çoğu zaman en sona kalıyor. İşler, sorumluluklar, yetişilecek yerler derken kendi sesimizi duymaya fırsat bulamıyoruz. Oysa bazen birkaç günlük bir yolculuk, uzun zamandır kendimize söyleyemediğimiz sözleri hatırlatıyor.

İnsan her yolculuğa bir yere varmak için çıkmıyor. Kimi zaman içindeki sıkışmışlığı geride bırakmak, kimi zaman unuttuğu bir yanını bulmak için yola düşüyor. Gittiğin yerde seni bekleyen ne var, bilmiyorsun. Ama dönüşte yanında getireceğin şeyin yalnızca aldığın küçük hediyeler ya da çektiğin fotoğraflar olmadığını hissediyorsun.

Yorulduğunda çık yola. Bir şehrin sabahına karış, bilmediğin sokaklarda yürü, hiç tanımadığın insanların hikâyelerine kulak ver. Kendine biraz mesafe bırak ki ne hissettiğini anlayabilesin. Çünkü insan bazen dünyayı görmek için değil, kendi içinde kaybettiği bir şeyi yeniden bulmak için seyahat eder. Ve kimi yolculuklar, insanı uzaklara götürürken kendisine yaklaştırır.


Yazarın diğer yazıları
Zeynep Yavuz
Ölüm
Zeynep Yavuz
Anda kalmak
Zeynep Yavuz
Merhamet