ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


Bir şehrin en güzel yeri bazen bir insanıdır

Bir şehri anlatırken aklımıza önce meydanları, sokakları, tarihi binaları gelir. Fotoğraflarda en güzel yerlerini arar, nerede ne yenir, hangi sokağa gidilir, nereden manzara izlenir diye bakarız. Şehirleri biraz da böyle tanırız.

Oysa insanın bir şehre bağlanması çoğu zaman bambaşka bir sebeptendir.

Bir şehirde sevdiğimiz biri varsa, orası artık yalnızca bir şehir değildir.

Yıllar önce oturduğumuz bir apartmanın önünden geçerken içimizi burkan şey, binanın kendisi değildir mesela. O merdivenlerde yaşanan bir konuşma gelir aklımıza. Bir sokak başında gördüğümüz küçük bir dükkân, yıllar önce birlikte içilen bir kahveyi hatırlatır. Bir otobüs durağı, her sabah aynı saatte bekleyen birini getirir gözümüzün önüne.

Sonra fark ederiz; bazı şehirlerin haritasını aslında sokak isimleriyle değil, insanlarla çıkarıyoruz.

Bir mahallede çocukluğumuz kalmıştır. Başka bir semtte ilk gençliğimiz. Bir kafede uzun uzun konuştuğumuz arkadaşlarımız, bir parkta oynayan çocuklarımız, bir hastane koridorunda beklediğimiz günler... Şehir, bütün bunların sessizce biriktiği büyük bir hatıra defterine dönüşür.

Bu yüzden bazen çok güzel bir şehre gideriz ama kendimizi yabancı hissederiz. Her yer düzenlidir, manzara güzeldir, sokaklar kalabalıktır. Yine de içimizde bir şey eksik kalır.

Çünkü insan yalnızca güzel yerlere değil, kendisini ait hissettiği yerlere bağlanıyor.

Bazen de hiç sevmediğimizi düşündüğümüz bir şehirden ayrılmak zor gelir. Yıllarca şikâyet ettiğimiz trafik, alışamadığımız hava, her gün geçtiğimiz sıradan sokaklar bile birden değerlenir. Çünkü artık orada bizi bekleyen biri yoktur. Bir kapının açılma ihtimali, tanıdık bir yüzle karşılaşma ihtimali, "Nasılsın?" diye soracak birinin varlığı ortadan kalkmıştır.

Şehir aynı şehirdir aslında. Değişen bizizdir.

Belki bu yüzden insanların hayatımızdaki yeri, sandığımızdan çok daha büyüktür. Bir insan bazen bir sokağı sevdirir, bir semti yaşanır hâle getirir, hatta bütün bir şehri özlenir yapar.

Yıllar geçer, adresler değişir, binalar yenilenir. Bazı dükkânlar kapanır, bazı sokakların adı bile değişir. Ama bir şehirde yaşadığımız duygular kolay kolay silinmez. Çünkü hafızamız mekânları olduğu gibi saklamaz; onları yaşadıklarımızla birlikte kaydeder.

Belki de bu yüzden bir şehre yeniden döndüğümüzde ilk baktığımız şey binalar olmaz.

Bazı şehirleri güzel yapan manzaraları değil, o manzaraya birlikte baktığımız insanlardır.


Yazarın diğer yazıları
Zeynep Yavuz
Ölüm
Zeynep Yavuz
Merhamet