ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


Gürültünün ortasında bir fincan kahve

Gün boyu kaç kişinin hayatından geçip gidiyoruz, hiç düşündünüz mü? İşe yetişme telaşı, telefon ekranından akan bitmek bilmez bildirimler, dostlarla yapılan hızlı sohbetler, çözülmesi gereken irili ufaklı yüzlerce mesele... Dünyanın hengamesinde herkesin kapısını çalıyor, herkesin hikayesine bir şekilde konuk oluyoruz. Ya da tam tersi; zihnimizi, enerjimizi ve zamanımızı ardına kadar dış dünyaya açıp durmadan başkalarını ağırlıyoruz. Peki, en son ne zaman kendi kapımızı çaldık?

Çoğu zaman yalnız kalmayı bir eksiklik ya da kimsesizlik sanıyoruz. Oysa yalnızlık bir yalnız kalmışlık duygusuysa, kendinle kalabilmek tam tersine bir tamamlanma halidir. Eve çok sevdiğiniz bir misafir geleceğinde ne yaparsınız? En güzel fincanları çıkarır, evi havalandırır, tatlı bir özenle hazırlık yaparsınız. O misafire şefkatle yaklaşır, anlattıklarını hiç yargılamadan, dikkatle dinlersiniz. İşte insanın kendine misafir olması da tam olarak böyledir: Zihnindeki gürültüyü biraz kısıp kendi iç dünyasına hürmet göstermesi... Kendi içine konuk olmak; "bugün gerçekten nasılsın?", "seni ne yordu?", "en son ne zaman içten gülümsedin?" sorularını bir başkasına değil, dürüstçe kendine sorabilmektir.

Sürekli dışarıya dönük yaşamak, insanı farkında olmadan kendi özüne yabancılaştırıyor. Kalabalıkların içinde sürüklenmek kolay; zor ve kıymetli olan, kendi sessizliğinde yolunu bulabilmek. Kendinizle baş başa kaldığınız o kısacık anlar, aslında ruhun tozunu almak gibi bir şey. Kulaklıksız yapılan bir akşamüstü yürüyüşünde, pencere kenarında içilen tek bir fincan çayda ya da sadece hiçbir şey yapmadan durabildiğiniz o anlarda... Kendine misafir olabilen insan, yalnız kalmaktan korkmaz. Çünkü bilir ki o sessizlik bir boşluk değil; zihnin, kalbin ve ruhun yeniden demlendiği sakin bir alandır.

Hayat, başkalarına koşarken kendimizi geride bıraktığımız bir maratona dönüşmesin. Arada bir durun, derin bir nefes alın ve kendi kapınızı çalın. Kendi iç dünyanıza geçip oturun ve kendinize en tatlı tebessümünüzle "Hoş geldin" deyin. Çünkü bu dünyada ağırlamanız gereken en kıymetli, en uzun soluklu ve en kadim misafir; yine kendinizsiniz.


Yazarın diğer yazıları
Zeynep Yavuz
Ölüm
Zeynep Yavuz
Merhamet
Zeynep Yavuz
Filistin