ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


Türkiye'nin Libya Hamlesi: Doğu Akdeniz'de Yeni Dönem

Türkiye, Doğu Akdeniz'de stratejik hamlelerini peş peşe sahaya sürüyor. MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın Libya ziyareti, Bingazi'de General Hafter'le temasları ve TCG Kınalıada korvetinin Bingazi limanına demirlemesi, bölgeye net "Türkiye burada" mesajını verdi. Bu hamle sadece Libya'yı değil, aynı zamanda Akdeniz'in enerji, ticaret - güvenlik dengelerini de doğrudan ilgilendiriyor.

Hafter ile yeni sayfa

Hafter'in kontrolündeki Tobruk Parlamentosu'nun, Türkiye ile 2019'da imzalanan deniz yetki alanları anlaşmasını onaya hazırlaması, Ankara'nın "Mavi Vatan" stratejisinin en önemli adımlarından biri. Öyleki, daha şimdiden, Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ta alarm zilleri çaldırdı bile. Rum basını, "Türkiye bizi çevreliyor" manşetleriyle yaşadığı paniği saklayamadı.

TCG Kınalıada'nın mesajı

Türk Deniz Kuvvetleri'nin modern korveti TCG Kınalı Ada'nın, Libya limanında bayrak göstermesi, elbette sadece diplomatik bir liman ziyareti değil; aynı zamanda Türkiye'nin Akdeniz'de kalıcı olduğunu ilan eden çok stratejik bir işaret. Dahası, yapılan ortak tatbikatlarla "Bir Libya, Bir Ordu" vizyonunun güçlü bir şekilde somutlaştırılması, jeopolitik, diplomatik, askeri düzlemde, Türkiye'nin, bölgede, saha etkisini artırma stratejisine de işaret ediyor

Öte yandan, Doğu Akdeniz'de enerji savaşları kızışırken, Türkiye–Libya hattı, oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Libya Ulusal Petrol Şirketi ile TPAO arasındaki iş birliği, Türkiye'ye yeni sondaj ve arama alanları açıyor. Tabi bu durum, Yunanistan–İsrail–GKRY üçlüsünün yıllardır hayalini kurduğu EastMed boru hattını işlevsiz bırakma potansiyeline sahip. Zaten, batılı enerji şirketleri bile artık günümüzde "Türkiye olmadan bu coğrafyada hiçbir proje gerçekleşemez" gerçeğini cesurca dillendirmeye başladı. Hatırlarsınız, Eni CEO'su Claudio Descalzi bile, EastMed boru hattının ancak ve ancak Türkiye'nin dahil edilmesiyle şekillenebilir demişti.

Dış basında yankılar

Yabancı analizciler ve medya, Türkiye'nin bu hamlesini "bölgesel enerji koridoru kontrolü" olarak gördü. Kimi gelişmeleri çok riskli bir kriz potansiyeli olarak, kimileri de Ankara'yı kritik bir stratejik denge aktörü olarak değerlendirdi.

Bloomberg: "Libya Parlamentosu Türkiye anlaşmasına yeşil ışık yakıyor. Bu, Akdeniz'de dengeleri değiştirir."

Maritime Executive: "Doğu Libya, Türk sondaj faaliyetlerine kapı açmaya hazırlanıyor."

Rum Basını: "Erdoğan'ın hedefi Doğu Akdeniz'de tam egemenlik."

The Cradle: "Hafter'in Türkiye'ye yaklaşımı, enerji oyununda Batı'nın hesaplarını bozabilir."

OilPrice.com, ABD ve İngiltere'nin Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da enerji projeleriyle etkinlik gösterdiğini, dolayısıyla Türkiye'nin Libya hamlesinin küresel enerji dengelerinde yankı bulacağını belirtti.

Öte yandan ortaya çıkan bu tablonun küresel siyasette de etkisi olacaktır.

Türkiye, Akdeniz'in enerji denkleminin kilit aktörü haline geliyor.

Türkiye'nin Libya hattı, Avrupa ve Afrika arasındaki ticarette yeni bir damar açıyor.

TCG Kınalıada ile tatbikatlar ve diplomatik görüşmeler, Türkiye'nin bölgesel güvenlik rolünü zirveye taşıyor.

Mısır, Yunanistan, Rum Kesimi, AB ve ABD vs gibi aktörlerle yeni denge arayışları doğuyor.

Ankara, "oyun kurucu" rolünü bir kez daha sahada teyit ediyor.

Ez cümle, Türkiye'nin Libya hamlesi, yalnızca diplomasi adımı olarak değil; askeri güç, enerji stratejisi ve küresel vizyonun birleşimi olarak da okunmalı. Diğer yandan bu hamle, Türkiye'nin "Mavi Vatan" stratejisini pratiğe yansıtma ve Doğu Akdeniz'de etkin bir statü inşa etme iradesini de ortaya koyuyor. Öte yandan, her ne kadar Ankara'nın, küresel siyasetin, diplomasi, hukuk ve en önemlisi gerçeklik ekseninde, hedeflerine ilerlemesi, özellikle uluslararası vaatler!!! ışığında kritik olsa da, Türkiye'nin her şeye rağmen, bölgede siyasi irade ve sahadaki somut güçle yükselerek güçlendiği bir gerçek. Dahası uzmanlar, Türkiye-Libya hattının, uluslararası ilişkiler literatüründe "enerji-güvenlik koridoru" ve "askeri-diplomatik nüfuz modeli" kuramlarına katkıda bulunacak nitelikte olduğunu söylüyor. Ama asıl altının çizilmesi gereken şey ise: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yıllardır dile getirdiği "Mavi Vatan" vizyonunun sahadaki karşılığıdır. Türkiye, Doğu Akdeniz'de yalnızca kendi haklarını değil, aynı zamanda bölgesel barış ve enerji güvenliğini de teminat altına alacak bir stratejiyi kararlılıkla uygulamaktadır.


Yazarın diğer yazıları