Güneş Saklanırken İnsanlık Dile Gelir
Yarın gökyüzünde bir şey olacak. Belki farkına bile varmayacağız. Belki de göğe bakanlar, her zamankinden biraz daha derin bir sessizliğe gömülecek. Ve herkesin konuştuğu o güneş tutulması gerçekleşecek.
Bu göksel olaylar insanlığın tarih boyunca hep dikkatini çekti. Bazen korkuyla, bazen hayranlıkla, bazen umutla izlendi. Kadim medeniyetler, güneşin kaybolup yeniden doğmasını hayatın döngüsüyle, insanın iç yolculuğuyla, hatta toplumların kaderiyle eş tuttu.
Belki de bu yüzden tutulmalar sadece gökyüzünde değil, kalbimizde de bir şeyleri örtüp bir şeyleri açar. Güneşin bir anlığına gölgelenmesi, bize ışığın kıymetini hatırlatır. Sözlerin, niyetlerin, iyiliğin...
Tutulma günü, doğa kısa bir suskunluğa bürünür. Kuşlar durur, rüzgâr bekler. Ve belki biz de o an durup içimize bakabiliriz.
Belki de bu kez gökyüzüne bakarken bir dilek tutmakla yetinmeyip, o dileğin öznesi olmayı deneriz.
Bugün, yarına niyet olsun.
Güneş bir anlığına kaybolurken, biz yeniden parlamaya karar verelim. Kendi içimizdeki karanlıklara bir ışık yakalım.
Küslüklere, adaletsizliklere, haksızlıklara değil; barışa, empatiye, merhamete odaklanalım.
Çünkü tutulmalar geçici, insan kalbi ise kalıcıdır.
Ve belki de bu göksel sessizlikte, insanlık biraz daha kendine gelir.
Yazarın diğer yazıları
Yeni trafik kanunu sertleşiyor: Ters yön ve yol kapatmaya ağır cezalar
Dışişleri Bakanı Fidan, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ile görüştü
Gazze için Eyüpsultan'da binlerce veli ve öğrenci bir araya geldi
Günlük portakal suyu tüketimi binlerce geni aktifleştirerek kalp sağlığını koruyabiliyor