ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


Ya hesaplar tutmazsa?

Dünya siyasetinde bazen bir damla petrol, bir dilim ekmekten daha ağır basar. Hele ki savaşın ortasında, enerji ve gıda krizi birbirine eklenince, liderlerin sözleri yalnızca diplomasi metinlerinde değil, sokaktaki insanın sofrasında yankılanır. Son bir haftada yaşanan gelişmeler, Ukrayna savaşının artık yalnızca tankların ve topların değil, motorin fiyatlarının ve ekmek kuyruklarının savaşı olduğunu gösteriyor.

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Kasım ara seçimleri öncesinde yaşana sıkıntıyı hafifletip durumdan fayda sağlamak için Rusya'dan dizel ithalatını yeniden başlatacağını açıklamıştı.

Bu hamlesi Avrupa Birliği'nin yaptırımlarına ters düşüyor.

Trump'ın gerekçesi basit: "Amerikan çiftçisi ve kamyoncusu ucuz yakıt ister." Ancak bu basit gerekçe, jeopolitik dengeleri altüst edecek kadar karmaşık sonuçlar doğuruyor.

Enerji uzmanları, Rusya'dan dizel alımının Moskova'ya milyarlarca dolarlık ek gelir sağlayacağını ve bunun doğrudan savaş finansmanına dönüşeceğini belirtiyor.

Avrupa'da ise "ABD bizi yalnız bırakıyor" eleştirileri yükseliyor.

Transatlantik ittifakın çatlakları ister istemez büyüyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Zeleskiy, Trump'ın "taraflar enerji ateşkesini kabul etti" açıklamasına önce şaşırdı.

Çünkü kendi sözlerine göre, açıklanana kadar bundan haberi yoktu.

İki saat sonra bazı liderlerle görüşmeler yapıp sosyal medyadan açıklamada bulundu.

Enerji tesislerine saldırmama girişimini desteklediklerini söyleyip, Rusya'dan da bunu beklediklerini ifade etti.

Ancak Rusya, Trump'ın o açıklamasından sonra da Ukrayna'da enerji tesislerine saldırmaya devam etti.

Bu sırada Ukrayna'da seçim tartışmaları alevleniyor.

İlk aşamada Ukrayna'dan direnç gören Trump, "Zelenskiy seçime gitmeli. Ukrayna'nın yeni bir lideri olmasının vakti geldi" dedi.

Zelenskiy buna da cevap verdi.

"Seçime giderim ama Rusya'yı ikna edin, 60 gün ateşkes yapsın" dedi.

Kremlin ise baştan beri uzun süreli geçici ateşkeslere karşı.

"Ukrayna bunu toparlanmak için kullanacak" diyor.

"Savaşın temelindeki sorun çözülmeli ve barış sağlanmalı. Geçici ateşkesler boşuna" yaklaşımı yeni değil.

Rusya'nın kullandığı bu söylem aslında "Ukrayna yenilgiyi kabul etsin" demek.

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov'un "Yalnızca seçim günü ateşkes yaparız" söyleminin arkasında da tam olarak bu var.

Anlaşılan Trump'ın Ukrayna savaşına yönelik çözüm vizyonu "Putin'le anlaş, Zelenskiy'den kurtul"a indirgenmiş durumda.

Bu yaklaşım, ABD'nin Ukrayna'ya verdiği desteğin geleceği konusunda ciddi soru işaretleri doğuruyor.

Zelenskiy'nin cevabı ise net.

"Ukrayna halkı kendi liderini seçer. Hiçbir dış güç bizim kaderimizi belirleyemez." diyor.

Ayrıca Trump'ın sözlerini "Moskova'nın propagandasına hizmet eden bir söylem" diye niteliyor.

Bu polemik, Washington ve Kiev arasında da ciddi bir mücadelenin işareti.

Diyelim ki seçim yapıldı...

Son kamuoyu araştırmalarına göre Zelenskiy hala ilk turda sandıktan çıkacak iki isimden biri olabilir.

İkinci turda yeniden seçilirse, Batı'nın desteği devam edecek ama Trump ve Putin'in beklentileri boşa çıkacak.

Peki ya seçilemezse?

Alternatif isimler sahneye çıkacak.

Ancak bu alternatifler Trump ve Putin'in beklentilerine uyan figürler değil.

Mesela öne çıkan isimlerden biri eski Savunma Bakanı Oleksiy Reznikov.

Batı ile yakın ilişkileriyle bilinen Reznikov, Ukrayna'nın NATO ve AB ile entegrasyonunu hızlandırmayı savunuyor.

Bu, Moskova açısından en kötü senaryo.

Bir diğer isim Zelenskiy'nin başdanışmanı Andriy Yermak.

Pragmatik bir figür olarak bilinen Yermak, Moskova ile müzakere kanallarını açık tutmaya çalışıyor.

Ancak Batı'da "fazla yumuşak" bulunuyor.

Üçüncü isim ise eski Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko.

Milliyetçi çizgisiyle tanınan milyarder bir iş insanı olan Poroşenko, yeniden sahneye çıkma ihtimaliyle konuşuluyor.

Onun seçilmesi, Ukrayna'nın daha sert bir Rusya karşıtı politika izlemesi anlamına gelir.

Bu tablo, Zelenskiy'nin gitmesi halinde Ukrayna'nın yönünün yalnızca Kiev'de değil, Brüksel ve Washington'da da belirleyici olacağını gösteriyor.

Özetle, aslında Ukrayna'da sandıktaki adaylar arasında Trump ve Putin'in beklentilerine uygun net bir isim yok.

Yani seçim sonucu ne olursa olsun, Ukrayna'nın Batı ile bağlarını koparması pek olası değil.

Öte yandan, savaşın en ağır faturası enerji ve gıda üzerinden çıkıyor.

Ukrayna dünyanın en büyük tahıl ihracatçılarından biri. Savaş ve limanların kapatılması, Afrika ve Orta Doğu'da gıda krizini tetikliyor.

Günümüzde sadece petrol konuşuluyor ama, dünyayı çok yakında bekleyen büyük bir risk daha var.

Zelenskiy'nin açıklaması çarpıcı.

"Rusya'nın saldırıları yalnızca Ukrayna'yı değil, Afrika'daki çocukların ekmeğini de hedef alıyor." mesajı veriyor.

Bu sözler, savaşın bir başka küresel boyutunu gözler önüne seriyor.

Uzmanlar, "Enerji üzerinden başlayan çatışma, ekmek fiyatlarıyla sofralara yansıyacak" uyarısında bulunuyor.

Sonuçta ortaya çıkan can sıkıcı.

Ucuz motorin uğruna demokrasi pahalılaşıyor.

Enerji uğruna ekmek fiyatı artıyor.

Böyle giderse savaşın kamyon depolarında ve mutfak masalarında olacak. İşte bu nedenle, enerji güvenliği kadar Karadeniz Tahıl Koridoru gibi yeni bir girişim de şart.

Tabii bunun için de Karadeniz'de son dönemde sivil gemilere artan saldırıların durması gerekli.

Sözün özü, Ukrayna savaşı çözüm yolunda ilerlemek yerine, son sürat çözümden uzaklaşıyor.


Yazarın diğer yazıları