ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


ŞİÖ'den Mekke'ye, Mekke'den Aşil'e

İlk olarak Çin, Rusya, Kırgızistan, Tacikistan ve Kazakistan bir araya geldi.

Sınır güvenliği ve silahsızlanma amacıyla 1996'da Şanghay Beşlisi'ni kurdular.

2001'de adı Şanghay İşbirliği Örgütü oldu.

Aynı yıl Özbekistan da katıldı.

ŞİÖ çeyrek aşırı geride bıraktı.

25. yılında 10 üyesi ve Türkiye gibi birçok misafir ülkesi olan, temel odak noktasına bölgesel güvenliği almış bir uluslararası işbirliği teşkilatı.

Bunun yanında ekonomi, ticaret, kültür ve siyaset alanlarında da ortaklıklar kurulmasını sağlayan bir platform.

Günümüzde dünya nüfusunun yüzde 40'ından fazlasını, küresel gayri safi yurt içi hasılanın yaklaşık dörtte birini temsil ediyor.

Üstelik yıldızı her geçen gün daha da parlıyor.

Salı günü yapılan son zirveye Cumhurbaşkanı Erdoğan da katıldı.

Liderlere hitabında tam da buna değindi.

ŞİÖ ile işbirliğini daha da geliştirme arzusunu dile getirdi.

Çünkü dünya çok kutuplu bir hal alıyor.

Türkiye de oluşan bu yeni düzende kendi çabalarıyla yerini buluyor.

Üstelik bu da kritik bir yere konumlanıyor.

Erdoğan, ŞİÖ'nün vizyonunun Türkiye'nin politikasıyla örtüştüğüne dikkati çekiyor.

Batı bloğunun bir üyesiyken doğu ile iyi ilişkiler ve birliktelikler kurabilen bir Türkiye onların da çıkarına.

Çok taraflılık ve bölge ülkelerinin kendi başlarının çaresine bakma iradesi, son zamanlarda daha da kıymetli hale geldi.

Üstelik sadece ekonomik ya da ticari açıdan değil, askeri açıdan da...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, o zirvedeki konuşmasında tam da buna vurgu yaparak, Mekke Savunma Anlaşması'nı hatırlattı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve ŞİÖ üyesi olan Pakistan'ın üçlü savunma ittifakı, ŞİÖ'nün de vizyonu olan "bölgesel sahiplenme"nin Ortadoğu coğrafyasına çok da güzel bir yansıması.

Üstelik bu ittifaka 6-7 ülkenin daha katılmasının gündemde olduğu belirtiliyor.

Haliyle Yunan ve İsrail basınında histerik bir hava hakim.

Hele ki İstanbul'da yapılan ilk toplantıdan çıkan mesajlar, ciddi bir endişe kaynağı olmuş görünüyor.

Çünkü üçlü savunma mekanizması kurumsallaşıyor.

Hakan Fidan'ın "İttifak genişlesin diye kuruldu" mesajı da hiç yabana atılmayacak türden.

Üstelik hem Bakan Fidan'ın, hem Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu ittifaktan bahsederken sözü İsrail ve Netanyahu'ya getirmeleri ve durdurulması gerektiğini vurgulamaları asla tesadüf değil.

Hal böyle olunca, Tel Aviv'de de yeni çabalar var.

Pakistan'ın düşmanı Hindistan'la zaten ortaklıkları var.

Şimdi Yunanistan'la da Türkiye düşmanlığı zemininde daha büyük ortaklıklar kuruyorlar.

Atina, Aşil Kalkanı savunma projesi kapsamında İsrail'le hava savunma sistemleri alımı için üç buçuk milyar Euro'luk bir alım anlaşmasına imza attı.

Kendini büyük bir yükün altına soktu.

Gerekçe de sözde Türkiye tehdidine karşı önlem almak.

Bir kere, Yunanistan Ege ve Doğu Akdeniz'de rahat dursa zaten Türkiye diye bir endişesi olmayacak.

Zira onlarda Türkiye her gün siyaset ve medyanın ana gündemi olurken, bizde onlar provokasyon yapmadıkça "Yunanistan" diye bir gündem yok.

Yani düşmanlık zihniyeti bizde değil, onlarda.

İkincisi Atina yönetimi İsrail'e daha da göbekten bağlanmanın kötü bir senaryoda kendilerini kurtaracağını düşünüyor ama kedilerine yaptıkları kötülüğün farkında değiller.

Aslında siyaset ve medyadan pek çok kişi Miçotakis hükümetini bu konuda defalarca uyardı.

İsrail, Yunanistan'ı yem etmeye hazır.

Kendi emellerinden bakasını düşünmediği de aşikar.

Atina ise bu oyuna gelip, İsrail'e güvenip Türkiye ile gerilimi tırmandırma arayışına girerse büyük hata yapar.

Üstelik Yunan siyaseti geleneksel olarak büyük oranda soykırımcı İsrail'e karşı, Filistin'in yanındadır.

Yani Miçotakis, bu anlaşma ile kendi ülkesinin ve halkının siyasi kodlarına da aykırı davranıyor.

Sonuçta ortaya çıkan tablo şu:

Askeri güce ve nükleer silah kapasitesine sahip Pakistan,

Büyük siyasi ve askeri güçle, büyük bir üretim kapasitesine ve NATO standartlarında gelişmiş bir savunma sanayiine sahip Türkiye

Ve Ortadoğu için büyük bir ekonomik ve siyasi güç olan Suudi Arabistan bir yanda...

O da şimdilik...

Diğer yanda ise Hindistan, Türkiye'yi tehdit unsuru görmenin siyasetçilerinde adet olduğu Yunanistan ve bölgeye kaos yaymaktan asla utanmayan İsrail...

Bakalım neler olacak...


Yazarın diğer yazıları