ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


Hiçbir şey bitmedi

İran ve ABD, aralarındaki ihtilafı tamamen sona erdirecek müzakerelere başlamak için çerçeve üzerinde mutabakata vardı.

Karşılıklı adımlarla askeri, ekonomik ve siyasi alanlarda bir dizi gevşeme gelecek.

Hürmüz'den gemiler geçmeye, İran'dan çıkanlar da Amerikan ablukası sorunu yaşamadan yol almaya başladı.

Şimdi gözler Cuma günü Cenevre'de olacak.

Taraflar elektronik ortamda imzaladıkları metni, fiziksel olarak da törenle imzalayacak.

Hürmüz asıl ondan sonra rahatlayacak.

Sonra sıra 60 günlük müzakere sürecine geliyor.

Bir ihtimal ilk müzakerenin de Cenevre'de imza töreninden sonra yapılması muhtemel.

Henüz metnin tam detaylarını bilmiyoruz.

Onun da cuma günü ilan edilmesi bekleniyor.

İran'ın sözlerine bakılırsa, bundan sonraki müzakereler özellikle nükleer program ve ambargoların kaldırılması üzerine olacak.

Şimdilik bir rahatlama olsa da her şey hala pamuk ipliğine bağlı.

Asıl çetin pazarlıklarsa detaylar üzerine yapılacak.

Her ne kadar ABD Başkanı Trump, ikinci aşamanın daha kolay olacağını söylese de ben dahil dünyanın çok büyük kısmı bu kadar olay olmayacağı görüşünde.

İran nükleer programını ne kadar sınırlamayı kabul edecek, bunun karşılığında ABD, İran'ın taleplerinin ne kadarını karşılayacak, kendi parası dışında İran'a aktarılacak kaynaklar kimin cebinden çıkacak, cevapları aranacak.

Ve tabii ki İran, nükleer programını sınırlasa da uzun yıllar boyunca elde ettiği bilgi ve tecrübe birikimiyle her zaman için "nükleer eşikteki ülke" olmayı sürdürecek.

Bu çetin pazarlık sürecinde asıl önemli olan, sürecin yeniden şiddetin gölgesi altında kalmaması...

Türkiye de sürece katkıda bulunan ülkelerden.

Özellikle bu hassas dönemde silahların konuşmaması da en büyük arzusu.

Kalıcı barış ve istikrarlı huzur iklimi aranırken, herkes "temkinli bir iyimserlik" içinde.

Belki bunu "iyimser bir tedirginlik" diye de yorumlayabiliriz.

Burada kilit nokta, iki tarafın da kendi kamuoyuna varılacak sonucu zafer olarak pazarlayabilmesi.

Bunu yaparken de karşı tarafı kızdırmamak lazım.

Yani çok ince bir çizgide, çok hassas bir formül gerekiyor.

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, şimdiden mutabakat için "Gurur verici bir belge" diyor.

Trump da durumdan hayli memnun.

Süreç için asıl tehlikeyse, her zaman olduğu gibi İsrail.

Lübnan ve Gazze'ye saldırıları durdurması gerekli.

Netanyahu Trump'tan yoğun baskı, hatta zaman zaman sert tepkiler görse de asla tam olarak durmayacak.

Bunu artık herkes biliyor.

İşte tam da bu noktada, Trump'ın İsrail üzerinde ne kadar zorlayıcı ve sınırlayıcı olabileceği her şeyi belirleyecek.

Ama en azından, mutabakatın ardından Lübnan'a şiddetin azaldığını Birleşmiş Milletler'in de doğrulaması umut verici.

Tabii şimdilik.

İsrail'in Lübnan'a saldırmaktaki bahanesi Hizbullah.

Trump, Fransa'da G7 zirvesindeyken bu konu hakkında da çok ilginç bir çıkış yaptı.

İsrail'in yerine, Hizbullah'ın icabına Suriye'nin bakabileceğini söyledi.

Pek beklenmeyen bir açıklamaydı.

İran-ABD mutabakatı 107 gün sonra geldi.

Aradan geçen zamanda Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemi sayısı, normalde sadece bir haftada geçen kadardı.

Şimdi trafik yeniden başlıyor ama kimsenin elinde sihirli değnek yok.

Altyapının, liman ve deniz seferleri trafiğinin yeniden organize edilmesi gerekli.

Uzmanlar, Hürmüz'de gerçek anlamda eskiye dönüşün aylar sürebileceğini söylüyor.

Ama elbette bir yerden başlamak önemli.

ABD ve İran için "ne savaş ne barış" durumundan barışa doğru bir adımlar çıkmak elzemdi.

Çünkü bu savaş herkese şok zarar verdi.

Dolaylı etkileriyle birlikte, küresel ekonomiye maliyeti 3,5 trilyon doları buldu.

ABD'nin 100 milyar dolar, İran'ın yaklaşık 300 milyar dolar kaybı var.

Körfez'e etkisi ise 500 milyar dolar civarında.

İşte bu nedenle, mutabakat haberiyle küresel piyasalarda bayram havası yaşandı.

Petrol düştü, altın ve borsalar yükseldi.

Ama bir yere kadar.

Veriler bize, piyasaların da hala temkinli olduğunu anlatıyor.

Asıl 60 günlük müzakere sürecinden anlaşma çıkarsa, her şey daha iyi olabilir.

Bekleyip göreceğiz.

Bu arada, mutabakata İran'da da, ABD'de de İsrail'de de içeriden tepkiler var.

İran'da fazla tavizkar olunduğu yönünde eleştiriler görüyoruz.

İsrail'de Netanyahu, sürecin gerçek kaybedeni olmakla eleştiriliyor.

ABD Başkanı Trump da aynı şekilde muhalif kesimin tepkilerinin odağında.

Hepsi bir yana, bir özet yapmak gerekirse şunu söyleyebiliriz.

İran, bu kez Trump ve Netanyahu için çetin ceviz çıktı.

Rejimin hızla çökeceğine inanıyorlardı, öyle olmadı.

Aksine İran, aldığı onca darbeye ve devletin üst kademesini kaybetmesine rağmen gösterdiği dirençle stratejik olarak güçlendi.

Özellikle Körfez'de birçok ülke, ABD'nin güvenlik şemsiyesinin tarumar olduğunu gördü.

Şimdi İran'a bakıyor ve gerilimi düşürmek için Tahran'la ilişkileri yeniden inşa etmek istiyorlar.

Hürmüz'e gelince...

ABD ve İsrail İran'a karşı savaş başlatmasaydı, dünyanın böyle bir derdi yoktu.

Washington, şimdi deniz trafiği eskiye dönsün diye yaptırımları kaldırarak bedel ödüyor.

Hürmüz Boğazı, İran için daha önce teorik bir nüfuz noktasıydı.

Tahran burayı çok güçlü bir baskı aracına dönüştürdü.

Küresel ekonomiye ağır kayılar verdirdi ve Trump'ı sarstı.

Buna karşılık, bölge ülkeleri buradan da gerekli dersi çıkardı.

Ne yaparsanız yapın, Hürmüz Boğazı gibi önemli bir suyolunu kullanmak zorundasınız ama kısmen de olsa kalıcı alternatifler geliştirerek buranın stratejik önemini azaltmayı umuyorlar.

Bu da uzun vadede İran elindeki silahın etki gücünü azaltabilir.


Yazarın diğer yazıları