Savaşın zehirli faturası
ABD Başkanı Trump İran'ın enerji altyapısına büyük saldırıları 10 gün erteledi.
"Bizimle anlaşma yapmak istiyorlar" diyor.
İran'dan kamuoyuna açık mesajlarda böyle bir işaret yok.
Ateşkes olacak mı, Hürmüz açılacak mı tartışmaları süredursun, devam eden savaşın can kayıpları ve maddi hasarın çok ötesinde, can sıkıcı sonuçları var.
Ve ne yazık ki bunlar pek de gündeme gelmiyor.
Bu savaş çevreye korkunç zararlar veriyor.
Vurulan petrol tesisleri, gökyüzünü kaplayan kara dumanlar, Körfez'in sularına gömülen tankerler...
Nesiller boyu sürecek zehirli bir mirasa dönüşüyor.
İngiltere merkezli bir sivil toplum kuruluşu var.
Adı Çatışma ve Çevre Gözlemevi.
Silahlı çatışmaların çevresel etkilerinizler ve raporlar hazırlar.
İran savaşı hakkında da bir rapor yazdılar.
O rapora göre savaşın başından bu yana 400'den fazla ağır çevre felaketi kayda geçmiş.
Petrol tesislerinin vurulması üzerine Tahran'a yağan "siyah yağmur" ise felaketin sadece fragmanı.
Petrol ve gaz tesislerinin bombalanmasıyla atmosfere kurum, kül ve ağır metaller karışıyor.
Bunlar milyonlarca insan için uzun vadeli kanser, kalp hastalıkları ve DNA hasarı riski taşıyor.
Savaşın iklim faturası da dünyayı yakacak cinsten.
Hesaplamalara göre sadece Amerikan ordusu, savaşın ilk 6 gününde 2 milyar ton sera gazı salınımına yol açmış.
Bu, normal şartlarda dünya çapında sanayinin bir yıllık emisyonuna bedel.
Bu hesaba İran'ın saldırılarından kaynaklanan sera gazı salınımı dahil değil.
Neden böyle olduğuna gelince...
Tüm hava saldırıları yüksek düzeyde kirlilik veya emisyonla bağlantılı.
Üretilen tüm teçhizat, tüm füzeler, insansız hava araçları...
Bunların hepsi fosil yakıtlarla çalıştırılıyor.
Üstelik üretildikleri sırada da çok fazla kirliliğe yol açıyorlar
Bunu söyleyen, İranlı akademisyen ve mühendis Kaveh Madani.
Kendisi BM Üniversitesi Su, Çevre ve sağlık Enstitüsü Direktörü.
Bu kadarla bitmiyor.
Bölgedeki en büyük endişe başlıkları ise susuzluk ve radyasyon.
Körfez ülkelerinin tek tatlı su kaynağı olan tuz arıtma tesisleri, denize sızan petrol ve kimyasallar nedeniyle tıkanma tehlikesi yaşıyor.
Resmi verilere göre İran'da vurulan nükleer tesislerden şuanda sızıntı yok ama gelecekte ne olacağı bilinmiyor.
Üstelik ne kadar sağlıklı ölçüm yapılabildiği e bilgi saklanıp saklanmadığı da muamma...
Olası bir radyasyon sızıntısı cilt hastalıklarından genetik mutasyonlara kadar korkunç senaryoları barındırıyor.
Vurulan binaların enkazları d ayrı bir tehlike.
Eğer suyu etkileyen önemli bir hasar varsa, yani çok fazla enkaz varsa, suya karışan kirleticiler birikebilir veya ağır metaller ya da zehirli metaller gibi yeterince ağır maddeler yüzeye, su yatağına doğru inebilir.
Bu da uzmanların tespiti.
Uzmanlara göre en can sıkıcı olanıysa, savaş bir gün bittiğinde herkesin enkaz kaldırmaya odaklanacak olması.
Zehirlenen doğa ise yıllarca kendi kaderine terk edilecek.
Tablo karamsar.
Üstelik kötü haberler bitmedi.
Savaş zaten bir enerji krizine yol açıyor.
Ama bir başka büyük tehlike daha kapıda.
O da gıda krizi.
Bu konuda da BM Gıda ve Tarım Örgütü'nden uyarı var.
FAO Başekonomisti Maximo Torrero "Çiftçiler için maliyetlerin yükseldiğini anlamamız gerekiyor. Gübre fiyatları keskin bir şekilde yükseldi." diyor.
Küresel gübre ticaretinin üçte biri Hürmüz Boğazı üzerinden yapılıyor.
Savaş nedeniyle gübre sevkiyatının durması ve artan doğalgaz fiyatları ciddi bir sorun.
Başta ABD, Brezilya, Arjantin ve Avustralya olmak üzere tüm dünyadaki çiftçileri, üretimi durdurma noktasına getirdi.
Kuzey Yarımküre'de ekim sezonu başlarken yaşanan bu kriz, rekoltede devasa bir düşüşe ve gıda fiyatlarında küresel bir patlamaya yol açacak.
Üstelik savaş bugün dursa bile, piyasaların ve maliyetlerin istikrara kavuşması en az 3 ay sürecek.
Tahminler bu yönde.
Dahası, savaşın bu yıkıcı etkileri bir başka yıkıcı doğa olayıyla birleşmek üzere.
El Nino geri dönüyor.
Genelde yazların çok sıcak ve kurak geçmesine yol açar.
İran savaşının olumsuz etkilerine bir de El Nino eklenirse, yaşanacak gıda krizi Ukrayna savaşının yarattığı yıkımdan çok daha dramatik olabilir.
"Bizimle anlaşma yapmak istiyorlar" diyor.
İran'dan kamuoyuna açık mesajlarda böyle bir işaret yok.
Ateşkes olacak mı, Hürmüz açılacak mı tartışmaları süredursun, devam eden savaşın can kayıpları ve maddi hasarın çok ötesinde, can sıkıcı sonuçları var.
Ve ne yazık ki bunlar pek de gündeme gelmiyor.
Bu savaş çevreye korkunç zararlar veriyor.
Vurulan petrol tesisleri, gökyüzünü kaplayan kara dumanlar, Körfez'in sularına gömülen tankerler...
Nesiller boyu sürecek zehirli bir mirasa dönüşüyor.
İngiltere merkezli bir sivil toplum kuruluşu var.
Adı Çatışma ve Çevre Gözlemevi.
Silahlı çatışmaların çevresel etkilerinizler ve raporlar hazırlar.
İran savaşı hakkında da bir rapor yazdılar.
O rapora göre savaşın başından bu yana 400'den fazla ağır çevre felaketi kayda geçmiş.
Petrol tesislerinin vurulması üzerine Tahran'a yağan "siyah yağmur" ise felaketin sadece fragmanı.
Petrol ve gaz tesislerinin bombalanmasıyla atmosfere kurum, kül ve ağır metaller karışıyor.
Bunlar milyonlarca insan için uzun vadeli kanser, kalp hastalıkları ve DNA hasarı riski taşıyor.
Savaşın iklim faturası da dünyayı yakacak cinsten.
Hesaplamalara göre sadece Amerikan ordusu, savaşın ilk 6 gününde 2 milyar ton sera gazı salınımına yol açmış.
Bu, normal şartlarda dünya çapında sanayinin bir yıllık emisyonuna bedel.
Bu hesaba İran'ın saldırılarından kaynaklanan sera gazı salınımı dahil değil.
Neden böyle olduğuna gelince...
Tüm hava saldırıları yüksek düzeyde kirlilik veya emisyonla bağlantılı.
Üretilen tüm teçhizat, tüm füzeler, insansız hava araçları...
Bunların hepsi fosil yakıtlarla çalıştırılıyor.
Üstelik üretildikleri sırada da çok fazla kirliliğe yol açıyorlar
Bunu söyleyen, İranlı akademisyen ve mühendis Kaveh Madani.
Kendisi BM Üniversitesi Su, Çevre ve sağlık Enstitüsü Direktörü.
Bu kadarla bitmiyor.
Bölgedeki en büyük endişe başlıkları ise susuzluk ve radyasyon.
Körfez ülkelerinin tek tatlı su kaynağı olan tuz arıtma tesisleri, denize sızan petrol ve kimyasallar nedeniyle tıkanma tehlikesi yaşıyor.
Resmi verilere göre İran'da vurulan nükleer tesislerden şuanda sızıntı yok ama gelecekte ne olacağı bilinmiyor.
Üstelik ne kadar sağlıklı ölçüm yapılabildiği e bilgi saklanıp saklanmadığı da muamma...
Olası bir radyasyon sızıntısı cilt hastalıklarından genetik mutasyonlara kadar korkunç senaryoları barındırıyor.
Vurulan binaların enkazları d ayrı bir tehlike.
Eğer suyu etkileyen önemli bir hasar varsa, yani çok fazla enkaz varsa, suya karışan kirleticiler birikebilir veya ağır metaller ya da zehirli metaller gibi yeterince ağır maddeler yüzeye, su yatağına doğru inebilir.
Bu da uzmanların tespiti.
Uzmanlara göre en can sıkıcı olanıysa, savaş bir gün bittiğinde herkesin enkaz kaldırmaya odaklanacak olması.
Zehirlenen doğa ise yıllarca kendi kaderine terk edilecek.
Tablo karamsar.
Üstelik kötü haberler bitmedi.
Savaş zaten bir enerji krizine yol açıyor.
Ama bir başka büyük tehlike daha kapıda.
O da gıda krizi.
Bu konuda da BM Gıda ve Tarım Örgütü'nden uyarı var.
FAO Başekonomisti Maximo Torrero "Çiftçiler için maliyetlerin yükseldiğini anlamamız gerekiyor. Gübre fiyatları keskin bir şekilde yükseldi." diyor.
Küresel gübre ticaretinin üçte biri Hürmüz Boğazı üzerinden yapılıyor.
Savaş nedeniyle gübre sevkiyatının durması ve artan doğalgaz fiyatları ciddi bir sorun.
Başta ABD, Brezilya, Arjantin ve Avustralya olmak üzere tüm dünyadaki çiftçileri, üretimi durdurma noktasına getirdi.
Kuzey Yarımküre'de ekim sezonu başlarken yaşanan bu kriz, rekoltede devasa bir düşüşe ve gıda fiyatlarında küresel bir patlamaya yol açacak.
Üstelik savaş bugün dursa bile, piyasaların ve maliyetlerin istikrara kavuşması en az 3 ay sürecek.
Tahminler bu yönde.
Dahası, savaşın bu yıkıcı etkileri bir başka yıkıcı doğa olayıyla birleşmek üzere.
El Nino geri dönüyor.
Genelde yazların çok sıcak ve kurak geçmesine yol açar.
İran savaşının olumsuz etkilerine bir de El Nino eklenirse, yaşanacak gıda krizi Ukrayna savaşının yarattığı yıkımdan çok daha dramatik olabilir.
Yazarın diğer yazıları
Salah ile Messi aynı takımda mı buluşuyor? Inter Miami iddialarına açıklık getirildi
1,2 milyar liralık yasa dışı bahis vurgunu: 24 gözaltı
Yargıtay, kiracının bildirim yapmadan kira sözleşmesini feshini haksız buldu
40 yeni meslekte zorunlu yeterlilik belgesi!