ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


Hayırlı Cuma

Bir yanda askeri yığınaklar, tatbikatlar ve savaş tehditleri, diğer yanda müzakere mesajları...
ABD-İran krizi adeta bıçak sırtında.
Silahlar mı yoksa diplomasi mi konuşacak?
Bu sorunun cevabı uzun zamandır merak ediliyordu.
Son gelişmeler, ibrenin diplomasiden yana dönme olasılığını artırdı.
Üstelik Türkiye'nin çabalarıyla.
İlk haber pazartesi günü İran medyasına yansımıştı.
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, tehditler ve makul olmayan taleplerden arındırılması şartıyla, ABD ile müzakerelerin başlatılması talimatını vermişti.
Haber dünyada hızla yankı buldu.
Amerikan basınından Axios ise bir başka detay verdi.
Buna göre Arakçi, Beyaz Saray'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile görüşecek.
Olası bir nükleer anlaşmayı ele alacaklar.
Axios son dönemin iddialı yayın organlarından.
Genelde de kulis bilgileri çıkar.
Witkoff'un Ortadoğu'daki ilk durağı İsrail'di.
Programında Başbakan Netanyahu ve Genelkurmay Başkanı Zamir'le görüşme vardı.
Siz bu yazıyı okurken Abu Dabi'de olacak.
Rusya-Ukrayna müzakerelerine ABD adına katılacak.
Yani başı oldukça kalabalık.
Axıos'a göre ABD-İran görüşmesi ise cuma günü İstanbul'da olacak.
Hatta süreci canlandırmak için Katar, BAE, Suudi Arabistan ve Mısır gibi ülkelerden temsilcilerin de toplantıya katılması olası.
Daha sonra yeni bir gelişme oldu.
İran görüşmeyi İstanbul'da değil de Umman'da yapmak istiyor.
Ayrıca sadece ikili format talep ediyor.
Yani diğer ülkelerin masada olmasını istemiyor.
Buna karşılık Türk yetkililer, "Masa nerede kurulursa kurulsun, diyaloğa katkı vermeye hazırız" diyor.
Görüşme nerede olursa olsun, bu İsrail ve ABD'nin haziranda İran'ın nükleer tesislerini vurmasından sonra ilk ciddi diplomatik girişim.
Ancak İran tedirgin ve bence tedirgin olmakta da çok haklılar.
Çünkü haziran ayında saldırıya uğradığı sırada da müzakere süreci içindeydi.
Bu nedenle İran'da farklı kanallardan ABD'ye "Görüşmelerin başlaması için askerlerini çeksin" mesajları da gönderiliyor.
Karşılık bulacağını sanmıyorum ama ABD'nin bir güvenlik garantisi vermesi ahlaki olurdu.
Axios'a göre diyalog masasının kurulmasına iden süreç Türkiye, Mısır ve Katar'ın diplomatik çabalarının sonucu.
Özelilkle de Türkiye'nin rolü büyük.
Ve şu an için en iyi senaryo bu.
Üstelik Salı akşamı Hürmüz Boğazı yakınlarında yaşanan askeri gerilime rağmen...
Ancak gerçekleşene kadar hiçbir şey kesin değil.
Yani görüşme pamuk ipliğine bağlı.
Nükleer programa son verilmesi, ABD'nin İran'dan birkaç talebinden en önemlisi.
İran ise nükleer silah elde etmeye çalışmadıklarını, programın barışçıl amaçlı olduğunu söylemeyi sürdürüyor.
Rusya ise süreci kolaylaştıracak bir teklifte bulunmuştu.
İran'ın elindeki zenginleştirilmiş uranyumu depolamayı ve işlemeyi önermişti.
Bazı İranlı yetkililer de bunu kabul edebileceklerinin sinyalini verdi.
Ancak İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Bakıri, bunun söz konusu olmayacağını söylüyor.
Bu konunun netleşmesi ise sürecin seyri açısından belirleyici olacak.
Buna karşılık İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Türkiye'de görüşmeyi doğruladı ve müzakerelerin adım adım ilerleyeceğini belirtti.
Tehditlerin ve yaptırımların ortadan kalkması, İran için masaya konulacak birinci öncelik.
Bunun karşılığında sivil nükleer programı daha sıkı kontrol altında sürdürmeye açık oldukları anlaşılıyor.
Hatta dini lider Hamaney'in danışmanı Ali Şemhani, "Yüzde 60 seviyesindeki uranyum zenginleştirme oranını yüzde 20'ye düşürmek mümkün ancak bunun bedeli ödenmeli" dedi.
O bedel de yaptırımların kalkması.
Trump buna yanaşır mı, hiç sanmıyorum.
Lakin İran koparabildikleriyle yetinebilecek mi, hesabını yapacaktır.
ABD cephesine gelince...
Gözler Trump'ın mesajlarında.
ABD Başkanı son olarak bölgeye giden filoları yine hatırlattı.
"Müzakere edilmiş bir anlaşma görmek isterim. Bu olacak mı bilmiyorum. İran'la konuşuyoruz. Anlaşabilirsek çok iyi olur. Anlaşamazsak muhtemelen kötü şeyler olacak." dedi.
Onun anlaşma derken kafasından geçenin, Tahran'ı kendi şartlarına boyun eğdirmek olduğu açık.
Bu aşamada taleplerini ne kadar gevşetebilecek, doğrusu meraktayım.
Umuyorum ki bir diyalog penceresi açılır.
Cuma günü ya da sonrasında...
Yapılacak o toplantı hayırlara vesile olur.


Yazarın diğer yazıları