ANASAYFA
RAMAZAN
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


Engellere rağmen

NATO, bu yıl Avrupa'daki en büyük tatbikatını Almanya'da yaptı.

Oldukça uzundu.

Seçkin Gözlemci Günü ile tamamlandı.

Steadfast Dart 2026 tatbikatına en güçlü katılan ülkelerden biri bizdik.

Hava, kara ve deniz kuvvetlerinden 2 bin personelle oradaydık.

Hem yüksek kabiliyete sahip personelimizle, hem savunma sanayimizle göz doldurduk.

Türkiye'nin hem ittifak, hem Avrupa'nın güvenliği için ne kadar kritik bir öneme sahip olduğu daha da iyi anlaşıldı.

Ama bu hiç kolay olmadı.

Türkiye, NATO'ya tam 74 yıl önce üye oldu.

18 Şubat 1952'de...

O günden bu güne Türkiye, dünya barışı için saygın bir müttefik oldu.

Önemli katkılar sunmaya da devam ediyor.

Hem ittifakta kilit rolü, hem küresel olarak ağırlığını her geçen gün artırıyor.

Türkiye, NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip.

Harekât ve misyonlara verdiği destekle NATO'ya en çok katkıda bulunan ilk beş ülke arasında bulunuyor.

Dünya değişiyor.

Teknoloj, sınamalar ve ittifaklar da...

NATO da önemli bir dönüşüm geçiriyor.

Avrupa'nın ağırlığı artıyor.

Buna karşılık, Avrupa'nın Rusya'ya karşı caydırıcı bir güç olabilmesi için savunma altyapısına önemli yatırımlar yapması gerekli.

Bu sürecin en az 10 yıl alması bekleniyor..

Ve süreci hızlandırıp kolaylaştırabilecek bir ülke olarak yine Türkiye'nin adı öne çıkıyor.

Çünkü yüksek üretim gücü ve dinamik sanayi altyapısı buna imkân tanıyor.

Almanya'daki NATO tatbikatı bir anlamda bu dönüşümün de göstergesiydi.

Mesela TCG Anadolu'dan kalkıp, hedefleri vurup gemiye dönen Bayraktar TB3 SİHA'ları, son dönemde ittifakta en çok konuşulan Türk savunma sanayii ürünlerinden.

Tatbikattaki o manevralar NATO için de bir ilkti.

Bu nedenle de Türkiye NATO'dan sürekli övgüler alıyor.

Türkiye'nin bu önemli rolünün arkasında, geçmişi uzun yıllara dayanan güçlü siyasi irade ve askeri yetenekler var.

Türkiye, aktif savaş kabiliyetine sahip dinamik ordusu ve güçlü savunma sanayisiyle günümüzde batı ittifakı için olmazsa olmaz bir ortak.

Bunun yanı sıra, NATO dışında da aktif rollere sahip.

Hatta NATO'nun düşman olarak gördüğü ülkelerle de diyaloğa sahip bir ülke olarak, krizlerin diplomasi yoluyla yatıştırılabilmesi için iki cephe adına da önemli bir pencere.

Yukarıda da değindim.

Türkiye'nin NATO'nun gücüne güç atan bu konuma ulaşması aslında kolay olmadı.

Hatta bizzat NATO ülkelerinden gelen engellemelere rağmen başarıldı.

Bunun en sembolik örneklerinden biri, acil hava savunma ihtiyacını karşılamak için talep ettiği Patriot'ların satılmamasıydı.

Türkiye bu ihtiyacını karşılayabilmek için Rus S-400 hava savunma sistemi aldı.

Karşılığında, NATO ülkeleri için kritik olan ve üretici ortağı bulunduğu F-35 programından çıkarıldı.

Yaptırıma maruz bırakıldı.

O dönemde bir yandan TCG Anadolu gemisi inşa ediliyordu.

İnşa sürecinde F-35'lerin bu gemiye iniş-kalkış yapması konuşuluyordu.

Ancak ABD'den gelen bu ambargoyla, Türkiye bir kez daha kendi göbeğini kesme yoluna gitti.

Tıpkı daha önce talep edilen İHA-SİHA'ların verilmemesi üzerine kendi üretimini yapması ve dünyanın en büyük SİHA ihracatçısı haline gelmesi gibi.

TCG Anadolu, İHA ve SİHA'ların iniş-kalkış yapabildiği bir amfibi gemi galine getirildi.

İki teknoloji entegre edildi.

NATO müttefikleri Almanya'daki tatbikatta kendilerine rağmen geliştirilen işte o kapasiteyi alkışladı.

Özetle Türkiye bağımsız politikası ve savunma sanayisiyle hem kendi gücünü artırdı, hem gelen engellemelere rağmen müttefiklerinin gücüne güç kattı.

İşte bu nedenle Türkiye sadece NATO'da değil, NATO'nun çok ötesinde de etkin bir kuvvet.

Bunu Libya'da, Doğu Akdeniz'de, Sudan'da, Etiyopya'da, Somali'de, Batı Afrika'da, Suriye'de, Kafkaslar'da ve hatta Güney Asya'da görmek mümkün.


Yazarın diğer yazıları