ANASAYFA
RAMAZAN
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


Rejimi bitirecekti, gençleştirdi

Ortadoğu gerçekten de ilginç zamanlar yaşıyor.
Atılan bombalarla, fırlatılan füzelerle, kız çocuklarının okullarda katledilmesiyle ciddi bir insanlık dramı ve şiddet sarmalı elbette var.
Ancak bu acı tablonun yanında dikkat çeken önemli detaylar da var.
Mesela ABD Başkanı Donald Trump...
İsrail'in "gazına gelip" İran'a savaş açtığında, müthiş bir hırsa kapılmıştı.
Hedef rejimi devirmekti.
İlk gün Ali Hamaney öldürüldü.
ABD-İsrail ikilisi sokakların hızla karışmasını, rejimin devrilmesine gidecek bir halk hareketi başlamasını umuyordu, öyle olmadı.
İran defalarca uyardıktan sonra, İsrail'in yanında ABD üslerine ev sahipliği yapan tüm bölge ülkelerini vurmaya başladı.
Trump bunu da beklemiyordu.
"İran bizi şaşırttı" dedi ama saldırılara devam etti.
Meselenin savaş boyutuna az sonra değiniriz.
Daha önce vurgulamak istediğimse İran'da devletin zirvesinde yaşananlar.
ABD ve İsrail, Ali Hamaney'i öldürdü.
Trump baktı ki rejim değişmiyor, Venezuela yöntemine döndü.
"Benim onayım olmadan yeni lider uzun süre görevde kalamaz" diyerek tehdit etti.
Ancak Tahran bu tehdidi de "yemedi".
Uzmanlar Meclisi, yeni dini lider olarak Ali Hamaney'in oğlu Mücteba Hamaney'i seçti.
Mücteba Hamaney zaten en güçlü adaydı.
Ancak Velayet-i Fakih'in monarşiye dönüşmesi riski nedeniyle, seçilmesine çekinceli yaklaşanlar vardı.
Sonunda ABD ve İsrail'e mesaj verme arzusu, monarşi endişesine baskın geldi.
Sonuçta Trump'ın İran'da rejimi devirmek isterken yaptığı şu oldu...
Bir Hamaney gitti, başka bir Hamaney geldi.
Üstelik babasıyla birebir aynı çizgide.
Dahası Trump rejimi devirmek yerine gençleştirdi.
Üstüne bir de monarşik bir hal almasını sağladı.
Bu, meselenin sadece bir boyutu...
İkinci boyutunda bu savaşın ABD ve İsrail için git gide daha ağır bir masraf yüküne dönüşmesi var.
ABD, yerine koyabileceğinden çok daha hızlı füze tüketiyor.
Üstelik bu füzeler gerçekten çok pahalı.
İran daha düşük maliyetle savaşsa da onlar da aynı şekilde ikame edebileceklerinden daha yüksek bir hızda füze harcıyor.
İki taraf da yeterli stokları olduğunu ve savaşı yıllarca sürdürebileceklerini öne sürüyor lakin bu tür propaganda söylemleri savaşın doğası gereğidir.
Savaşın seyrini kimin füzelerinin daha erken biteceğinin belirlemesi muhtemel.
Ancak burada İran'ın önemli bir kozu var.
Belirsizlik kartı Tahran'ın elinde.
Ne kadar füzesi var, ne kadar dayanabilecek, saldıran taraf bilmiyor.
Bu da ciddi bir bataklığa sağlanma riskini beraberinde getiriyor.
İşte burada Trump'ın bir "tek taraflı çıkış" stratejisi uygulaması muhtemel.
Gelen son açıklamalardan birinde "Takvimimizin önündeyiz. Yakında savaş bitebilir" mesajı vermesi muhtemelen bu yüzden.
Kontrolü elinde tuttuğu sürece savaşı başlattığı gibi bitirebilir de.
Üstelik hedeflerine ulaşamamış olsa bile "zafer" ilan ederek bu işten sıyrılabilir.
İran da bunun farkında ve yaptıkları karşı açıklamada "Savaşı bitirmek ABD'nin değil bizim elimizde" diyerek Trump'ı daha da zorluyorlar.
Tabii meselenin bir de petrol fiyatları ve küresel ekonomi boyutu var.
Aslında Trump'ın meselenin buraya kadar gelmesini beklemediğini, özellikle batı haberler ve yorumlardan anlayabiliyoruz.
Yine de kontrolü elden bırakmama arzusuyla, "Petrol fiyatları beklediğim kadar yükselmedi" diyerek söylem üstünlüğünü elinde tutmaya gayret ediyor.
"Savaş yakında bitebilir" sözü de doğrudan petrol fiyatlarını düşürmeye yönelik bir mesaj olarak algılanmıştı.
Öyle de oldu.
O cümleden sonra fiyatlar geriledi.
Pek bundan sonra ne olacak?
Trump gerçekten savaşın uzamasının ciddi ekonomik sonuçları olacağının farkına mı vardı?
Yoksa yine bir aldatmacayla daha da ileri gitmenin hesaplarını mı yapıyor?
Bir tarafta İran rejimi için varlık mücadelesi, diğer yandan ABD'nin küresel imajını ortaya koyduğu bir kumar var.
Ve bu savaşın sonucu ABD'nin Rusya ile ilişkilerinden, gelecekte Çin ile girilmesi beklenen büyük mücadeleye kadar pek çok şeyi etkileyecek.
Hal böyleyken Trump İran konusunda bu kadarına razı olup işin içinden çıkar mı?
Meraktayım...


Yazarın diğer yazıları