Asırlık hasret
İran, Gazze ve Lübnan'da yaşananların gölgesinde, birkaç gün önce çok önemli bir başka gelişme yaşandı.
Iraklı Türkmenlerin Kerkük'teki mücadelesi açısından çok kıymetliydi.
O tarihi adım, Kerkük İl Meclisi'nde 17 Nisan'da yapılan oturumda atıldı.
Kerkük Valiliği'ne, Irak Türkmen Cephesi Başkanı Muhammed Seman Ağa seçildi.
Salı günü de Irak Cumhurbaşkanı'ndan mazbatasını aldı, Kerkük'te mahkeme huzurunda yemin ederek görevine resmen başladı.
Kerkük kadim bir Türkmen yurdu.
Birinci Dünya Savaşı'nın ardından Osmanlı Devleti'nin bölgeden çekilmesi, Kerkük'ün kaderini değiştiren süreci de başlattı.
Türkmenler, Araplaştırma ve Kürtleştirme politikalarıyla geri plana atıldı, sindirilmek istendi.
Şehirdeki tarihi üstünlükleri sistematik politikalarla erozyona uğratıldı.
Söz söyleme kudretleri ellerinden alındı.
Kendi memleketlerinde söz hakkı sahibi olabilmek için büyük mücadeleler verdiler.
Günümüzde Kerkük'te Türkmen nüfusu, Kürtler ve Arapların ardından üçüncü sırada geliyor.
Üstelik Türkmenlere reva görülen bu durum sadece idari ve siyasi hamlelerle oluşturulmadı.
Bu baskılar zaman zaman kanlı trajedilere de dönüştü.
Örneğin 14-16 Temmuz 1959'daki Kerkük katliamı.
Ya da 28 Mart 1991'deki Altınköprü katliamı.
Son valilik seçimi ise aslında 2023'te ülke genelinde ancak yapılabilen vilayet meclisi seçimlerinin bir sonucu niteliğinde.
2023'te yapılan seçimlerin ardından Bağdat'ta yapılan toplantıda Kerkük vilayet yönetimine dair bir çerçeve belirlenmişti.
Kerkük'te Kürtler, Türkmenler ve Sünni Araplar arasında dönüşümlü valilik öngörülmüştü.
Son gelişme, bu anlaşmanın uygulamaya geçtiğini gösteriyor ki kapsayıcılık ve normalleşme bakımından da çok önemli bir aşama.
Bir asırlık sessizliğin ardından Kerkük'e bir Türkmen vali seçilmesi işte bu sebeple orada yaşayan Türkmenler için çok kıymetli.
Bu sadece bir görev değişimi değil.
Tarihi, siyasi ve idari bakımdan bir dönüm noktası.
Gecikmiş bir temsiliyetin yeniden ortaya çıkması.
Bu nedenle Muhammed Seman Ağa'nın vali seçilmesi, son yüz yılın birikimi içinde okunmalı.
Bu gelişme elbette geçmişte kaybolan dengeyi tamamen geri getirmedi.
Ama Kerkük'ün asli unsurlarından olan Türkmenlerin yok sayılamayacağını tescilledi.
Şehirler yalnızca taş, toprak ve betondan ibaret değil.
Sadece binalarla var olmazlar.
Şehirlerin asıl hayat damarları hafızaları, dilleri, kültürleri ile oraları yurt bilen insanların iradesidir.
Kerkük'ün hafızasında Türk vardır.
Türkçe vardır.
Yüzlerce yılın biriktirdiği aidiyet vardır.
Ve öyle de kalmalı.