Ne gerçek, ne sahte?
Savaşlar sadece topla tüfekle, füzeyle bombayla yapılmıyor.
Bir de işin propaganda boyutu var.
Elbette eskiden de vardı ama bu kadar değildi.
Günümüzde önce sosyal medya bu dengeleri sert şekilde değiştirdi.
İnsanlara ulaşmak, propaganda yapmak çok daha kolay oldu.
Öyle ki devletler dış politikalarını sosyal medya üzerinden duyurmaya, yönlendirmeye başladı.
Son yıllarda ise yapay zekanın iyice gelişmesi ve sosyal medya ile birleşmesiyle bambaşka bir boyuta ulaştı.
Ukrayna savaşı ve İsrail'in Gazze'deki soykırımında sosyal medya ve yapay zekanın propagandada nasıl etkili kullanıldığının birçok örneğine şahit olduk.
Ancak ABD-İsrail cephesiyle İran arasında çıkan son savaş çıtayı daha da yukarı taşıdı.
Artık gerçekler ve sahteler iyice birbirinin içine girer oldu.
Yapay zekanın bu kadar gelişmiş ve etkin hale gelmesiyle ne gerçek, ne sahte ayırt edebilmek zor.
Çok gerçekçi görüntüler oluşturabiliyor.
Hatta bunları artık başka yapay zeka programlarıyla bile anlamanın yüzde yüz garantisi yok.
Son günlerde en çok da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu üzerinden tartışma konusu oldu.
Mutlaka rast gelmişsinizdir.
Bir süre ortada görünmeyince, "Öldü" söylentileri çıktı.
Sonra bir açıklaması yayınlandı ama pek çok kişi gerçek olduğuna ikna olmadı.
Hatta 6 parmağı olduğunu öne sürüp "Bu video yapa zeka" dediler.
Birkaç gün sonra Netanyahu kendi sosyal medya hesabından yeni bir video yayınladı.
Bir kafeteryadaydı.
Kahve almıştı.
Öldüğü hakkındaki söylentilere "Ölüyorum ama kahve için" diye gönderme yaptı.
Hatta ellerini gösterip beşer parmağı olduğunu anlattı.
Kendi halkının verdikleri mücadeleye desteğinden övgüyle bahsetti.
"Hayattayım" mesajı verdi.
Ama diyoruz ya...
Teknoloji öyle bir ilerledi ki artık bir kişiyi kanlı canlı karşınızda görmediğiniz sürece, o görüntünün gerçek olduğuna yüzde yüz inanmanızın mümkün olmadığı zamanlar yaşıyoruz.
Son video için de aynısı oldu.
O videonun da yapay zeka olduğu yönünde ciddi iddialar var.
Kanıtlamak için aynı sahnede Netanyahu'nun yerine Mücteba Hamaney'in, hatta Kim Jong-Un'un koyulduğu ve aynı şekilde davrandıkları videolar yayınlandı.
Gördüklerimiz bize şunu anlatıyor.
Savaşta moral, askeri üstünlük kadar önemli.
Eskiden de böyleydi, şimdi de böyle...
Karşı tarafın moralini etkilemenin en önemli yolu da propaganda...
Eskiden havdan atılan broşürlerle, dev hoparlörlerle yapılırdı.
Radyolar ve televizyonlar sonra geldi.
İnternet çağında işler değişti.
Hele ki sosyal medya devrinde bambaşka bir hal aldı.
Ama propagandada da asıl büyük devrim yapay zekaymış.
Yapay zekaya hakim olan, yönlendirebilen ve bu gücün kaynağını elinde tutanlar için çok büyük bir silah...
Goebbels bu günleri görseydi kim bilir ne düşünürdü...