ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


“Aklıselim”

İran savaşında çıkış yolu bir türlü bulunamıyor.

ABD Başkanı Trump'ın, Çin ziyareti sonrasında İran'a yeniden saldırmaya başlayacağı yönünde çok ciddi bir beklenti vardı.

Sahadaki hareketlilik de bu beklentiyi destekler nitelikteydi.

İsrail de ordusunu hazır etmişti.

Sonra yine ilginç bir gelişme oldu.

Pazartesi gecesi Trump yeni bir açıklama yaptı.

"Yarın için planlanan askeri saldırıyı erteledim" dedi.

Bir hafta içinde yine birbiriyle çelişen pek çok açıklama yaptı.

Çarşamba günü "İran anlaşma istiyor, bizi aradılar" dedi.

Perşembe, "Önerilerine bakıyoruz" diye konuştu.

Cuma "Anlaşmaya çok yakın olabiliriz" açıklaması yaptı.

Cumartesi "İran ne yapması gerektiğini biliyor" ifadesini kullandı.

Pazar günü "24 saatleri var aksi halde tamamen yok olacaklar" diye tehdit savurdu.

Pazartesi günkü mesajı "Fırtına geliyor" oldu.

Salı günü "Saldırıyı erteledim" ile nokta koydu.

Erteleme, İran'dan ABD'ye 14 maddelik yeni bir teklifin gitmesinin ertesine denk geliyor.

Bu bakımdan, diplomasiye daha fazla alan açma fırsatı olarak da görüldü.

Trump ise saldırmaktan özellikle Körfez ülkeleri liderlerinin talebi üzerine vazgeçtiğini söylüyor.

Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri liderlerini andı.

Anlattığına göre bu liderler, İran'ın nükleer silah sahibi olmayacağı bir anlaşmanın sağlanabileceği görüşünü kendisiyle paylaştı.

Gerçi İran baştan beri "Nükleer silah elde etme derdimiz yok. Liderimiz bunu yasaklıyor" dese de diğer ülkeleri ikna edemiyor.

Bu söylemin gerçek niyetlerini yansıtmadığı yönünde geniş bir görüş birliği var.

Burada önemli bir detay daha var.

BAE aslında diğer ülkeler göre İran'a saldırmaya daha istekli.

Hatta savaş sırasında bunu yaptığın sonradan öğrendik.

Dahası, Netanyahu da savaş sırasında Emirlikler'e giderek görüşme yaptığını söylemişti.

İran'ın BAE'ye diğer ülkelerden çok daha fazla saldırı düzenlemesinin arkasındaki sebep de böylece ortaya çıktı.

Ancak artık Katar ve Suudi Arabistan'ın ağırlığının daha fazla hissedildiğimi söyleyebiliriz.

Yani Trump'ın bu iki ülkenin itirazlarına rağmen yeni bir saldırıya başlamayacağını öngörmek için temel oluşmuş görünüyor.

Anlaşılan o ki BAE, Katar ve Suudi Arabistan'ı ikna edebilmiş olsaydı, salı günü o saldırı gerçekleşebilirdi.

Şimdilik Suudi-Katar aklıselimi, savaş yanlısı İsrail-BAE cephesine galip gelmiş görünüyor.

Bu iki ülke bir yandan ABD'yi durdurmaya çalışırken, diğer yandan İran'ı ikna etmeye çalışıyor.

Hatta her ne kadar Amerikan üslerine ev sahipliği yapıp kadar İran'ın saldırılarına maruz kalmış olsalar da Pakistan'a göre daha iyi bir arabulucu olma potansiyeline de sahipler.

Çünkü ellerinde hem ABD'yi hem İran'ı etkileyebilecek kozları var.

BAE-İsrail bloğu savaş fikrine dönülmesi için uğraşmaya devam etse de, Trump'ın kararı gelecek için bir nebze olsun umut verdi.

ABD Başkanı saldırıdan vazgeçmediğini, sadece ertelediğini söylüyor.

Bunu da kenara not etmek gerek.

Diğer yandan Amerikan basınında Trump'ın bu kararının ardından aslında bahsettiği gibi Körfez liderleri olmadığı yönünde de ciddi iddialar var.

New York Times'a göre asıl sebep, Pentagon'un uyarıları.

Çünkü ABD Savunma Bakanlığı, İran'ın hava savunmasını kullanma ve Amerikan hava operasyonlarını takip edebilme konusunda daha etkili hale geldiğini düşünüyor.

Bu da potansiyel olarak daha fazla savaş uçağının vurulması, pilotların ölmesi demek.

Böle bir manzara, yaklaşan ara seçimler öncesinde Trump için siyasi intihar olacaktır.

Saldırılar, gördükleri ağır hasara rağmen şimdiye kadar İran'a boyun eğdirmedi.

Böyle bir kapasite genişlemesi, askeri saldırıların bundan sonra da İran'a boyun eğdiremeyeceği anlamına gelir.

Meselenin bir başka önemli boyutu daha var.

İran savaşı ABD'ye şimdiye dek 30 milyar dolar kadar bir maliyet çıkardı.

Daha önemli olansa dünya ekonomisinin gördüğü zarar.

Bu savaşın küresel piyasalardaki faturası şimdiden 25 milyar doları aştı.

Hürmüz Boğazı'nın tıkanması, yükselen enerji maliyetleri ve sekteye uğrayan tedarik zinciri yüzünden yüzlerce dünya devi üretimi kısma kararı aldı.

Dünya genelinde en az 279 dev şirket, çatışmaların yarattığı finansal şoku atlatabilmek için acil savunma pozisyonuna geçti.

Şirketleri temettü ödemelerini askıya almaya, işçi çıkarmaya, ürünlere fahiş zamlar yapmaya ve hükümetlerden acil nakit desteği talep etmeye zorlandı.

ABD'de akaryakıt yüzde 50 zam gördü.

Jet yakıtı fiyatları ikiye katlandı.

Asıl darbeyi havacılığa vurdu.

Küresel havacılık sektöründe şimdiden 15 milyar dolar zarar var.

İş dünyası temsilcilerine göre mevcut tablo, 2008'deki küresel ekonomik krizden ve salgın döneminden çok daha ağır bir endüstriyel çöküşe işaret ediyor.

Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol de uyarıyor.

Küresel ticari petrol stokları alarm verici bir hızla eriyor.

Dizel ve gübre fiyatlarındaki sıçrama tam seyahat ve tarımsal ekim sezonunun başına denk geldi.

Ve bu durum küresel gıda fiyatları üzerinde enflasyonu patlatabilir.

Özellikle de sonbahardan sonra daha acı dolu günler gelebilir.

Mevcut duruma bakınca bu acı tablonun sorumluluğu ister istemez Trump ve Netanyahu'nun sırtına yükleniyor.

Yumurta küfesi asıl Trump'ın sırtında.

İran'a saldırıları tekrar yoğunlaştırıp bir de yenilgiye razı edemezse ki muhtemel sonuç bu olacak, dünyanın içine düştüğü durumun altında kendisi kalacak.

Yani "aklıselim" biraz da mecburiyetten...

Umarım gerçekten galip gelir ve bu kriz aşılır yoksa büyük bir fırtına yaklaşıyor.


Yazarın diğer yazıları