ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


Türkiye neden rahat?

İran savaşı, Hürmüz Boğazı'nın kapatılması ve üstüne ABD'nin İran kıyılarında deniz ablukasına gitmesiyle küresel çapta ciddi bir yakıt sıkıntısının fitilini ateşledi.

Birçok ülke zaten haftalardır pandemi dönemine benzer önlemler aldı.

En büyük sorunsa jet yakıtında yaşanıyor.

Özellikle de Avrupa'da.

İtalya gibi bazı ülkelerde havaalanlarında yakıt kısıtlamasına gidildi.

Birçok uluslararası havayolu şirketiyse tasarruf için on binlerce uçuşu şimdiden iptal etti.

Dahası, krizin bu şekilde seyretmeye devam etmesi durumunda ilerleyen yıllarda sıkıntı yaşayan ülkelerde hava trafiğinin yüzde 50 düşmesi muhtemel.

Şanlıyız ki bu kriz Türkiye'yi ciddi şekilde etkilemiyor.

Ama bunun arkasında olan şey aslında şans değil.

Kapasite...

Çünkü Türkiye, kriz yaşayan ülkeler gibi jet yakıtında göbekten Körfez bölgesine bağlı olan bir ithalatçı değil.

Aksine üretici ve net ihracatçı.

Küresel jet yakıtı ithalatında ilk 20 sıradaki ülkelere baktığınızda şunu görüyorsunuz.

İngiltere, Almanya, Fransa ve Avustralya gibi dünyanın en gelişmiş ekonomileri o listede.

Peki Türkiye'deki veriler ne diyor dersiniz?

Enerj Piyasası Düzenleme Kurumu'nun verilerine göre, Türkiye'nin 2023'te ihraç ettiği petrol ürünleri arasında en büyük pay, 5,3 milyon ton ile havacılık yakıtına ait.

Az önce bahsettiğim listede ilk sırada yer alan İngiltere'nin aynı kalemdeki yıllık net ithalatı 8,4 milyon ton civarında.

Yani Türkiye kendi ihtiyacını karşılayıp, İngiltere'nin ithalat ihtiyacının yarısından fazlasını dünyaya satmış.

Dahası, Türkiye'nin sattığı 5,3 milyon tonluk havacılık yakıtı, o listedeki pek çok ülkenin net ithalatının fazlası demek.

Bu tablo elbette şans eseri oluşmadı.

Az önce de bahsettiğim gibi kapasite inşasının kıymetini ve stratejik sonuçlarını bize gösteriyor.

TÜPRAŞ'ın dört rafinerisi ve Azerbaycanlı SOCAR'ın Aliağa'daki rafinerisi Türkiye'yi bu açıdan bölgesinde bir üretim merkezi haline getirdi.

Rusya, Irak ve Azerbaycan'dan boru hatlarıyla ithal edilen ham petrol buralarda işleniyor.

Hem iç tüketime hem ihracata sunuluyor.

Türkiye hem coğrafi konumu hem de boru hatları altyapısı sayesinde Hürmüz krizinden dünyanın geri kalanına göre çok az etkileniyor.

İşte bu nedenle Türkiye'de jet yakıtı konusunda bir kısıtlama yok ve ikmal serbest.

En büyük ithalatçı olan İngiltere'de durum kritik.

Stoklar 20 günün altında.

Yüksek ithalatçı olan Almanya ve Fransa telaş içinde alternatif tedarikçi arayışında.

Ama örneğin ABD, tıpkı Türkiye gibi kendi rafinerileri ve üretimi sayesinde Avrupa'nın yaşadığı krizi yaşamıyor.

Peki Almanya'da ya da Fransa'da rafineri yok mu?

Elbette var ama mevcut tesisler talebi karşılayabilecek düzeyde üretim yapamıyor.

Kısa vadede üretim kapasitesini bu seviyeye çıkarmaları da mümkün değil.

Bunlar o kadar büyük tesisler ki rafineri konfigürasyonu, ham petrol cinsi, ürün karması gibi değişiklikleri kısa vadede yapamazsınız.

Türkiye'nin farkıysa işte tam da burada.

Bizdeki rafineriler jet yakıtına optimize tesisler.

İyi ki de öyle.


Yazarın diğer yazıları