Neyin kafası?
Kitabın ortasından konuşalım.
Bu saatten sonra yaptığınız iş mi?
Neyi amaçlıyorsunuz?
Ermenistan'la aranızı mı düzelteceksiniz?
Azerbaycan'la aranızı mı bozacaksınız?
Yoksa Türkiye'yi bu bayat numaralar üzerinden sıkıştırmayı mı düşünüyorsunuz?
Ya da Trump'ın sizi rahatsız eden hamlelerine karşılık, Kongre üzerinden bir lobi ittifakı kurup aşağıdan yukarı baskı mı oluşturacaksınız?
İş işten geçiyor.
Bu saatten sonra 1915 olaylarını sözde "soykırım" diye nitelesen ne olur, nitelemesen ne olur...
Tabii ki yine İsrail'den bahsediyoruz.
İran-ABD müzakerelerinde onlar için işler iyi gitmiyor.
Süreç her ne kadar sancılı olsa da bir şekilde ilerletmek için iki tarafta da irade var.
Evet, Lübnan meselesi hayli karmaşık ve can sıkıcı.
İsrail de buraya yüklenerek ABD-İran müzakere sürecini raydan çıkarmaya çalışıyor ama henüz amacına ulaşamadı.
İran'la krizin diyaloğa dönüşmesinde Türkiye'nin arka planda çok önemli rolü vardı.
Hatta İsrail'in hevesle ayrılıkçı Kürt silahlı örgütleri silahlandırarak, İran'da sokakları karıştırma girişimi bizzat Türkiye'nin ABD nezdindeki girişmiyle önlendi.
Bunu yabancı basından okuduk.
Aynı Türkiye, Suriye üzerinde artan etkisi ve Şam'la geliştirdiği yeni ortaklıklarla İsrail'i rahatsız ediyor.
Tek Aviv'in kaosu oraya yayma stratejisinin önünde ciddi bir engel.
Dahası ABD Başkanı Donald Trump, hem yeni Suriye yönetimini hem Türkiye'nin buradaki etkinliğini destekliyor.
Çok sevdikleri PKK/YPG ve Dürziler de İsrail için aktif bir koz olmaktan çıkmış durumda.
Doğu Akdeniz'de Mısır'la gelişen ilişkiler, Pakistan ile ortaklıkla Körfez bölgesinde kurulan yeni iş birliği platformları...
Askeri ve ekonomik birliktelikler...
Libya'da iki tarafı aynı çatı altında buluşturup EFES 2026 tatbikatında ağırlaması.
Gazze, Kudüs ve Batı Şeria'da İsrail zulmüne yüksek sesle karşı durmaya devam etmesi.
Hatta Lübnan'daki katliamlar için de aynısı geçerli.
Örnekler daha da artırılabilir.
Bunların her biri, İsrail için ayrı ayrı can sıkıcı.
Aslında "rahat durup" bölgede huzuru bozmasalar öyle olmayacak ama bunu kabullenmek istemiyorlar.
Hal böyleyken, hem Ortaoğu'da hem Avrupa'da hem de daha geniş çerçevede NATO nezdinde stratejik değeri artan bir Türkiye var.
Savunma sanayisinin buna katkısı da ayrı bir başlık.
Durum böyleyken, ABD Başkanı Trump da Türkiye'nin saydığımız tüm bu bölgeler ve hatta Ukrayna savaşı konusunda kilit rolünün farkında.
NATO Zirvesi için Ankara'ya gelmeden önce, Türkiye'ye KAAN'da kullanılacak motor satışı için Kongre'yi by-pass etme sürecini başlattı.
Umuluyor ki F-35 satışı için de olumlu gelişmeler sırada.
İsrail ise tüm bunlar hükümetin onay verdiği "sözde soykırım" kararıyla bozmaya çalışıyor.
Komik değil mi?
Üstelik İsrail'in Gazze'deki soykırımı ve bölgedeki diğer katliamları günümüzde canlı yayınlarla belgelenmişken.
Hatta uluslararası yargı önünde sanık konumundayken.
Dahası da var.
İsrail hükümeti bu kararı alırken "değişen jeopolitik çevre" vurgusu yaptı.
Diyelim ki İsrail bunu Ermenistan'la yakınlaşmak için yaptı.
Ermenistan'ın Başbakanı Nikol Paşinyan bu gelişme hakkında ne dedi biliyor musunuz?
"Bu mesele silah olarak kullanılmasın" dedi.
Çünkü eski defterleri karıştırmanın ülkesinin çıkarına olmadığının farkında.
Geçmişte bu iddianın peşinden koşmuş bir lider olarak, gerçeklerin aslında öyle olmadığını yüksek sesle dile getirebilecek kadar da cesur biri.
Bu iddianın Sovyetler'in sonradan ortaya attığı, bölgeye ekilmiş bir nifak tohumu olduğunu bile anlatmıştı.
Dahası, ABD'de Karabağ hakkında Ermeni diasporası tarafından başlatılan yeni girişime de karşı çıkıyor.
Kim derdi ki 1915 olayları hakkındaki sözde "soykırım" iddiasının ve Karabağ hakkındaki girişimlerin karşısında, bizzat Ermeni hükümeti duracak?
Sonunda gerçekleri gören, realist davranan ve ülkesinin geleceğinin yersiz inatlardan vazgeçip Azerbaycan ve Türkiye ile tamamen barışmaktan geçtiğini gören bir lideri Erivan'da görmek bölge için umut verici.
Meselenin bir de Azerbaycan boyutu var.
İsrail ve Azerbaycan'ın arasının çok iyi olduğunu bilmeyen yok.
Ancak Bakü'yü kızdırmak uğruna yine de bu adımı attılar.
Onlar da Türkiye gibi bu girişime sert karşılık verdi.
Gerçeklerin bilimsel temelde ortaya konulması, konunun siyasete alet edilmemesi gerektiğini söylediler.
İsrail hükümetine "Kararı gözden geçirin" dediler.
Neresinden baksanız mantıksız, yersiz ve zamansız bir girişim.
Hangi akla hizmet bunu yaptıklarını düşünmeden edemiyorsunuz.
Ama neticede bahsi geçen ülke İsrail olunca, temkini elden bırakmamak da şart.
Bakalım arkasından ne çıkacak.
Yazarın diğer yazıları
Türkiye'de yeni bir sağlık hizmeti modeli: "Esenlik" merkezleri kuruluyor
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcılığına Ahmet Hamdi Atalay atandı
Tekirdağ'da apartman dairesinde patlama: 2 kişi hayatını kaybetti
Suriye'de mayın faciası: 5 kişinin cesedine ulaşıldı