ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


16 bin 811 kilometre

Bu ne biliyor musunuz?

Dünyanın öbür ucu.

Sadece Türkiye'de değil, dünyanın pek çok bölgesinde halkın çok büyük çoğunluğunun ilk kez duyduğu Yeni Kaledonya'nın, bağlı olduğu Fransa'da kuş uçuşu mesafesi.

Hikâye hayli ilginç.

Önce adından başlayalım.

Asıl Kaledonya Britanya adasında.

Günümüzdeki İskoçya'nın bir kısmı için Roma İmparatorluğu'nun işgal ettiği dönemde kullandığı Latince isim.

Günümüzdeki Yeni Kaledonya'nınsa Birleşik Krallık'la bir alakası yok.

Kaba tabiriyle Fransa'nın denizaşırı sömürge toprağı.

Özel statüye sahip olmasına rağmen Fransız Anayasası'na tabi.

Fransa, hala geçmiş imparatorlukların sömürgeci düzenini günümüze uydurarak devam ettirmeye çalışan birkaç ülkeden biri.

Elde ettikleri refah seviyelerinde de bunu payı var.

Özelikle Afrika'da işledikleri insanlık suçlarıyla hatırlanırlar.

Örneğin Cezayir.

Batı Afrika'da pek çok ülkenin kaynaklarını sömürmüşlerdir.

Öyle ki Fransa 2002'de Euro'ya geçti ama Batı Afrika'da hala pek çok eski sömürge para birimi olarak Frank kullanır.

Dahası rezerv paralarını da Fransa'da tutmak zorundadırlar.

Afrika ülkelerinde son yıllarda yükselen Fransa karşıtlığının temelinde işte bu sömürgeci düzen var.

Buralar onlarca yıl önce bağımsızlığa kavuşmuş olsa da kendilerini Fransa'nın etkisinden ancak kurtarabiliyorlar.

Fransız askerleri ve şirketleri ülkeden kovuyorlar.

Fransa son dönemde Batı Afrika'dan deyim yerindeyse bu tokatları yerken, bir yandan da Pasifik'teki Yeni Kaledonya'dan dolayı ağrımaya başladı.

Yeni Kaledonya denilen yer, Avustralya'nın da doğusunda okyanusta küçük bir ada topluluğu.

Toplam nüfusu 270 bin bile değil.

Ne tesadüf ki onlar da para birimi olarak Frank kullanıyor.

Zaten yıllardır Fransa'dan ayrılma rüzgârları esiyordu.

Hatta 2018 ve 2020'de iki kez referanduma gittiler.

Bağımsızlık isteyenler ikisinde de azınlıkta kaldı ama önemli bir detay var.

Aradaki iki yılda "Bağımsız olalım" diyenlerin oranı yüzde 43'ten yüzde 46'nın üzerine çıktı.

Aradan 4 yıl daha geçti.

Bu ivme sürüyor.

Belki de bugün referandum olsa bağımsızlık kararı çıkar.

Fransa hükümeti de bunu bildiği için haliyle boş durmadı.

Anayasa değişikliği gündeme geldi.

Belli bir süre adada yaşayan Fransızlar, Yeni Kaledonya'daki seçim ve referandumlarda oy kullanabilecek.

Yasal süreç tamamlanmak üzere.

Değişiklik hayata geçerse, yerel halkın sandıktaki temsil gücü zayıflayacak.

Olası yeni bir bağımsızlık referandumunda "Evet" diyenlerin oranının yine yüzde 50'nin altında kalması muhtemel.

İşte son isyan dalgasının altında tam da bu yatıyor.

Bağımsızlık yanlılarının sokağa çıkmasıyla başlayan eylemler, bir süre sonra şiddet olaylarına dönüştü.

Ölenler, yaralananlar, yüzlerce gözaltı var.

Fransa sertleşti.

OHAL ilan edildi, adaya asker gönderildi.

Ama meselenin asıl ilginç yanı burada başlıyor...

Görenleriniz olmuştur.

Yeni Kaledonya denilen küçücük ada ülkesindeki Fransa'ya karşı düzenlenen gösterilerde Azerbaycan bayrakları da dalgalanıyordu.

Hatta üzerinde Azerbaycan bayrağı olan tişörtler giyenler var.

Fransa, Azerbaycan'ı bu işlerin içinde olmakla itham ediyor.

Hatta Fransa İçişleri Bakanı, başkaldırının organizatörü olan bağımsızlık yanlısı grubun Azerbaycan'la anlaşma yaptığını iddia ediyor.

Daha ileri gidip Fransız medyasında meselenin içine Rusya, Çin, hatta Türkiye'yi katanlar da var.

Bu iddialara cevap vermek bizim işimiz değil ama ortaya çıkan tabloya bakmak gerçekten ders verir nitelikte.

Malum Fransa Ermenistan'a uzun yıllardır yoğun şekilde destek veriyor.

PKK terör örgütüne desteğini bir kenara koyuyorum, çünkü o bambaşka bir yazı konusu olur.

Paris, İkinci Karabağ Savaşı'nda da sonrasında da Erivan'a desteğini sürdürdü.

Hatta Azerbaycan ve Ermenistan arasında hala devam eden barış sürecini baltalamaya çalışan en büyük güçlerden biri.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, daha önce iki kez Fransa'yla ilgili dikkat çekici açıklamalar yapmıştı.

Biri sonbahardaydı.

Mealen "Buralarla uğraşacağına Yeni Kaledonya ve diğer denizaşırı sömürge topraklarındaki halkın hakkını ver" demişti.

Bir diğeri geçen haftaydı.

"Fransa Ermenistan'a ölümcül silahlar veriyor. O silahların kritik seviyeye ulaştığını görürsek, o zaman kimse bizim kusurumuza bakmasın. Biz neye kadiriz, herhalde herkes bilir" diye konuşmuştu.

Elbette bu açıklama Kafkaslar'da olası bir müdahaleyi ima ediyordu ancak, günümüzde yaşanan tabloda dikkat çekici bir yere oturduğunu da kabul etmek lazım.

Lakin şunu altını çizerek vurgulayalım.

Azerbaycan, kendisi hakkındaki ithamları ve varsayımları reddediyor.

Resmen açıklama da yaptılar.

Fransa İçişleri Bakanı'nın ithamlarına tepki gösterdiler.

"Yeni Kaledonya ile aramızda bağlantı olduğu iddiası asılsızdır" dediler.

Yine de o bayrakların muhakkak bir anlamı var.

Haliyle insan düşünmeden de edemiyor.

Sen (Fransa) Karabağ'da, Libya'da, Suriye'de, Rusya'da hatta Çin politikasında ve Pasifik'te sürekli hamleler yapıp kendi çıkarların için barışı baltalar, istikrarı zedeler, şiddeti körüklersen gün gelir kendi uzak arka bahçende olanlar için de dışarıda suçlu ararsın.

Belki öyledir, belki de değildir.

Muhtemelen resmen uzun yıllar sonra öğrenebileceğiz fakat gerçekten böyleyse, yani yaşananlarda Azerbaycan'ın bir dahli varsa, bir Türk devletinin kendi savunmasını kurmak için ne kadar uzaklarda hamleler yapabileceğini göstermesi bakımından çarpıcı olurdu.

Burnunun dibindeki meseleye binlerce kilometre öteden gelip müdahale edenlere, 16 bin kilometre uzaktan cevap verebilmek büyük bir siyasi ve istihbari yeteneğe sahip olmayı gerektirir.

O yeteneğe bir ya da birkaç Türk devletinin sahip olması, çok boyutlu kaosların birbirinin içine geçtiği günümüz dünyasında milletin bekası için güven verici olabilir.


Yazarın diğer yazıları