ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


Ruhun Ciğerdeleni

Bazı romanlar vardır ki kapaklarını kapatsanız da sesleri içimizde yankılanmaya devam eder. Ciğerdelen, işte o sönmeyen yankılardan biri. Safiye Erol, bizi 17. yüzyılın Rumeli sınırlarından alıp modern zamanların karmaşasına savururken, aslında tek bir hakikatin peşinden gider: İnsanın özü ve o öze olan sadakati.

İki Zaman, Tek Hakikat Romanın mimarisi, Balkan coğrafyasının o destansı ruhu ile bugünün bireysel sancılarını ustalıkla birbirine teyeller. Ciğerdelen Ovası'ndaki o fırtınalı aşk ve fedakârlık, aslında sadece tarihsel bir dekor değildir; modern insanın kaybettiği o "adanmışlık" duygusuna tutulan bir aynadır. Yazara göre tarih, sadece geçmişte kalmış tozlu bir kayıt değil, damarlarımızda akan canlı bir mirastır.

Kelimelerin Zarif Vakarı Bu eseri okurken sadece bir hikâyeye tanıklık etmezsiniz; aynı zamanda Türkçenin ne kadar soylu ve derin bir dil olduğuna yeniden şahitlik edersiniz. Safiye Erol'un üslubu, bir tezhip ustasının fırçası kadar titiz, bir ney taksimi kadar vakurdur. O, aşkı anlatırken onu gündelik sığlıklardan kurtarıp, irfanın ve estetiğin o yüksek mertebesine taşır. Yazarda aşk, bir nefis terbiyesi ve bir kimlik inşasıdır.

Ciğerdelen, modernleşirken neleri geride bıraktığımızı, hangi köklerin bizi hala ayakta tuttuğunu fısıldayan bir başyapıttır. Bugünün gürültülü ve sığ dünyasında, ruhunu dinlendirmek ve kendi tarihsel derinliğiyle barışmak isteyen her okur için bu roman, sığınılacak asil bir limandır. Kendi içimizdeki o sarp kaleleri fethetmek istiyorsak, Safiye Erol'un bu eşsiz pusulasına her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.


Yazarın diğer yazıları