Kendini Aramak
Safiye Erol, bu eserinde bizi Kadıköy'ün o kendine has, biraz melankolik ama bir o kadar da asil atmosferine davet eder. Roman, 20. yüzyılın başlarındaki İstanbul'un kültürel dokusunu, değişen değerleri ve bu değişim içerisinde ayakta kalmaya çalışan insan ruhunu büyük bir incelikle işler. Ancak onun anlatımı, basit bir nostaljinin çok ötesindedir.
Estetik ve İrfanın Buluşması Yazarın felsefi derinliği, Batı'nın metodolojisiyle Doğu'nun irfanını aynı potada eritme becerisinde gizlidir. Romanın kahramanları üzerinden yürütülen içsel tartışmalar, aslında modern insanın en büyük sancısını; yani "nereye aitim?" sorusunu kurcalar. Safiye Erol, Kadıköy'ün köşklerinde, bahçelerinde ve denize açılan sokaklarında dolaşırken, aslında okuru kendi iç dünyasındaki kuytu köşelerle yüzleştirir.
Kelimelerle Dokunan Bir Kilim Onun üslubu, adeta titizlikle işlenmiş bir tezhip sanatı gibidir. Cümlelerindeki vakar ve kelime seçimindeki seçicilik, okuyucuyu bir disipline davet eder. Aşkı, dostluğu ve sadakati anlatırken kullandığı o yüksek estetik dil, bugün hızla tükettiğimiz duyguların aslında ne kadar kıymetli ve "inşa edilmesi gereken" değerler olduğunu fısıldar. Kadıköyü'nün Romanı, bu anlamda bir medeniyet tasavvurunun gündelik hayattaki yansımasıdır.
Bugün beton yığınları ve gürültü arasında kaybettiğimiz o eski İstanbul ruhunu arayanlar için Safiye Erol'un bu eseri, sığınılacak bir vaha gibidir. Yazarı okumak, sadece bir hikâyeye tanıklık etmek değil; bir duruşu, bir zarafeti ve bir "hâl" dilini kuşanmaktır. Eğer ruhunuzun sesini duymakta zorlanıyorsanız, bu romanın sayfaları arasındaki o vakur sessizliğe kulak verin. Orada mutlaka kendinize dair asil bir yankı bulacaksınız.
Yazarın diğer yazıları
Müttefike 'sızıntı' ambargosu! ABD, İran anlaşmasını İsrail'den gizledi
Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu görevinden uzaklaştırıldı
Lastikte kartel çatlağı! Rekabet Kurumu'ndan dev firmalara 3.6 milyar liralık ceza
Osmaniye'de feci kaza: 3 çocuk yoğun çalışmalar sonucu kurtarıldı