ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


Revnakoğlu'nun İstanbul'u

Bazı isim ve konular, ilgilisinin, ehlinin harcı. Öyle kişi ve eserler vardır ki, bugüne uzanan geleneğin önemli taşıyıcısıdırlar da, çok geniş bir bilinirliğe ulaşmazlar. Öyle kıymetle ile karşılaşınca, insan deniz kıyısında, hangi yerden ve zamandan geldiği bilinmeyen bir şişenin içindeki mektubu bulmuş gibi şaşırıyor, seviniyor.

Revnakoğlu'nun İstanbul'u kitabını önce Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan Beyefendiyi bizi kültür sanat programcılarına gösterdikleri misafirperverliğe teşekkür ziyaretim sırasında tanıdım. Başkan Bey, teşekkür gayretime yeni bir zarafetle karşılık verdi, sordu: "Biz size bu seti göndermiş miydik?" Cevap hayır olunca, elim kolum dolu ayrıldım yanından. İstanbul'un iç tarihini anlatan dört ciltlik eserin ikisi ile böyle arkadaş olduk.

Derken yeni bir haber geldi. Bu kez Ketebe işe el attı. Dört ciltlik seri, genişletilerek sekiz cilde çıktı; araştırmacıya, yazara, edibe, meraklıya, hevesliye, aşıka, bu haliyle ayan oldu.

İstanbul'u, madde ve manasıyla bilen, daha fazlasını öğrenmek için gayret sarfeden, ruhunu arayan, yaşayan Cemaleddin Server Revnakoğlu, Osmanlı'da doğdu, büyüdü; Cumhuriyet'te yaşadı, demlendi ve öldü. Kendine soy isim olarak seçtiği Revnak gibi renkli bir dünyanın renkli bir şahsiyetiydi. Çağdaşlarından bazısında görülen ve neredeyse kaderleri olan biçimde, çalkantılı ve sarsıntılı bir geçiş dönemi içinde kültürel aktarımın adeta fedaisiydi. Yeni rejim ve devlet şekillenmesinin şedid yanları içinde, devralınması gereken mirası kayıt altına almak sporumluluğunu yüklenmek, sadece bir kişisel zevk nostalji olmasa gerek. Revnakoğlu büyük ihtimalle 1968'de bu dünyadan ayrılırken ardında bıraktığı notlarla oluşan arşivi, aslında bizim de halen aramakta olduğumuz istikametimize bir deniz feneri olarak bırakmış gibi.

"Güzel adamlar eski yaşadı, ve gittiler" gibi karamsarlıklar hiç uymadı mizacıma. Ne kadar Revnakoğlu bir güzel insan olarak bize, görmediği torunlarına (hiç evlenmedi, çocuğu olmadı, ardında kalanlar dönemin ileri gelenleri tarafından koruma altına alındı) miras bıraktıysa, o mirası dağınıklıktan çıkarıp, titiz bir tasnif ile bugünün okurunun da anlayabileceği bir seviyede iki kapak arasına alan Dr. Mustafa Koç da bir başka güzel insan.

Şimdi Ketebe Yayınları tarafından sekiz ciltlik bir seride okura sunulan Revnakoğlu'nun İstanbul'u

Dr. Mustafa Koç'un daha önceki çalışmasının genişletilmiş hali.

Revnakoğlu yaşadı, mesuliyetini taşıdı.

Dr. Mustafa Koç yaşıyor (Allah ömrünü hayırlı, bereketli kılsın), mesuliyetini taşıyor.

Bakalım okur olarak bizim nasibimize ne düşecek.

Fakat şunu söyleyeyim; Revnakoğlu'nun İstanbul' kapılarını cömertçe açmış, bekliyor.


Yazarın diğer yazıları