ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


Kalbin Üzerine Titreyen Hüzün: Yûsuf ile Züleyha

Bazı anlatılar vardır ki, zamanın tozlu raflarında eskimez, aksine her okunuşta yeni bir mana elbisesi kuşanır. Nazan Bekiroğlu, o bildiğimiz "en güzel kıssayı" kendi zarif ve vakur üslubuyla öyle bir yeniden inşa ediyor ki; okur, kuyu ile saray, rüya ile hakikat, zindan ile hürriyet arasındaki o ince çizgide nefesini tutuyor.

Aşkın ve Sabrın Estetiği Yazarın kaleminde Züleyha, sadece bir arzu figürü değil; bir arayışın, bir yanışın ve nihayetinde bir varışın sembolüdür. Yûsuf ise güzelliğin ötesinde, iffetin ve sabrın ete kemiğe bürünmüş halidir. Bekiroğlu, bu iki karakter üzerinden bize aşkın mertebelerini anlatırken; aslında insanın kendi nefsiyle olan o amansız mücadelesini estetize ediyor. Onun cümleleri bir nakkaş titizliğiyle işlenmiş, bir hat levhası kadar dengeli ve bir dua kadar içtendir.

Kendi Kuyumuzdan Çıkmak Bu eseri okurken asıl sormamız gereken soru şu: Kendi içimizdeki kuyulardan nasıl çıkacağız? Yazar bize fısıldıyor ki; her kuyu bir yükselişin, her zindan bir özgürlüğün mukaddimesidir. Nazan Bekiroğlu'nun o derinlikli ve irfan kokan diliyle baktığımızda; Yûsuf ile Züleyha'nın hikâyesi, aslında hepimizin içindeki o "kayıp cenneti" ve "mutlak güzelliği" arama çabasıdır.

Yûsuf ile Züleyha, modern dünyanın sığlaştırdığı aşk kavramına, kaybettiği o kutsal derinliği iade ediyor. Nazan Bekiroğlu'nun bu şiirsel ve vakur anlatımı, kalbi yorulanlar ve ruhu daralanlar için bir şifa niyetindedir. Eğer siz de kelimelerin içinde kaybolurken kendinizi bulmak istiyorsanız, bu zarif anlatının kapısını aralayın. Orada, kuyuya düşen bir ayın pırıltısını ve sabrın çiçek açtığı o büyük sükûneti bulacaksınız.


Yazarın diğer yazıları