“Dijital Kibir”
Önce hapı yuttuk, şimdi de prospektüsü okuyup anlamaya çalışıyoruz. Allah şifa versin.
***
Her yeni dönem insan ve insanlık için heyecanı ve korku-endişeyi kolkola takar. Yenilikler, getirdiklileri kolaylıklar ve güzelliklerle çok cazip olabildikleri gibi, bilinmezlikleri ve görünür riskleri ile korkutur, kaçınılmaz olarak.
Teknolojinin dijitalleşme evresi de öyle akıp gidiyor karşımızda. Ama karşımızda değil de bizi de içine kattığı bir yatakta aslında. Hem kullanıyor, istifade etmeye çalışıyor hem de nasıl baş edeceğimizi hâlâ tam olarak bilemiyoruz.
Kimi için uçsuz bucaksız bir ilerleme kapısı bu. Kimi için ise dikkatli olunması gereken bir tehlikeler yumağı.
İlahiyat ve medya disiplinlerini birleştirerek uzmanlaşan yazar İsmihan Şimşek uzunca bir süredir,
popüler kültür, dijital teknolojilerin kullanımı, zamanın insanı ve müslümanı konularına kafa yoran bir isim. Daha önce, "Popstar Vaizler" kitabıyla yine medya, inanç, söylem konularında gözlemlerini okurla paylaşmıştı.
Son olarak "Kodlanmış Kötülük-Dijital Kibir" adıyla güncel akışın içinde, sabiteleri, değerleri bulup çıkarmaya, orularına okuru da ortak etmeye ve cevapları ortak tecrübelerden süzerek çıkarmaya çalışıyor.
Temkinle yaklaşan yazar, aslında bir taraftan da günün halinden kaçınmanın pek de mümkün olamayabileceğini ima ediyor, kitabın önsözünde;
"Elinizdeki bu kitap okur ile çok daha erken buluşacaktı, eğer yazarı sosyal medyada gereksiz vakit geçirmeseydi, sürekli akıllı telefonu ile meşgul olamasaydı, dijital platformlardaki filmleri ve dizileri takip etmeye çalışmasaydı... Ama olmadı. Dijitalizm tembelliği, yazarın dikkatini toplamasını, odaklanmasını, uzun araştırmalar yapmasını ve cümleleri toparlayıp kağıda dökmesini zorlaştırdı ve geciktirdi."
Şaka ile karışık bu girizgah aslında okurla göz hizasında "Bakın, aslında hepimiz aşağı yukarı aynı yerde duruyor, aynı şeylerle baş etmeye çalışıyoruz, gelin beraber düşünelim, beraber bulalım" teklifi getiriyor.
Hep endişeli ve endişenin sindirdiği bir gerginlik içinde yaşamamız mümkün de değil, sıhhatli de değil. Ama bulduğumuz tekeri nasıl bir arabaya, nereye gidecek bir arabaya takacağımızı da tam bulamamış gibiyiz. Ar-ge devam ediyor...
Başta dedik ama; Önce hapı yuttuk, şimdi de prospektüsü okuyup anlamaya çalışıyoruz. Allah şifa versin...
Her yeni dönem insan ve insanlık için heyecanı ve korku-endişeyi kolkola takar. Yenilikler, getirdiklileri kolaylıklar ve güzelliklerle çok cazip olabildikleri gibi, bilinmezlikleri ve görünür riskleri ile korkutur, kaçınılmaz olarak.
Teknolojinin dijitalleşme evresi de öyle akıp gidiyor karşımızda. Ama karşımızda değil de bizi de içine kattığı bir yatakta aslında. Hem kullanıyor, istifade etmeye çalışıyor hem de nasıl baş edeceğimizi hâlâ tam olarak bilemiyoruz.
Kimi için uçsuz bucaksız bir ilerleme kapısı bu. Kimi için ise dikkatli olunması gereken bir tehlikeler yumağı.
İlahiyat ve medya disiplinlerini birleştirerek uzmanlaşan yazar İsmihan Şimşek uzunca bir süredir,
popüler kültür, dijital teknolojilerin kullanımı, zamanın insanı ve müslümanı konularına kafa yoran bir isim. Daha önce, "Popstar Vaizler" kitabıyla yine medya, inanç, söylem konularında gözlemlerini okurla paylaşmıştı.
Son olarak "Kodlanmış Kötülük-Dijital Kibir" adıyla güncel akışın içinde, sabiteleri, değerleri bulup çıkarmaya, orularına okuru da ortak etmeye ve cevapları ortak tecrübelerden süzerek çıkarmaya çalışıyor.
Temkinle yaklaşan yazar, aslında bir taraftan da günün halinden kaçınmanın pek de mümkün olamayabileceğini ima ediyor, kitabın önsözünde;
"Elinizdeki bu kitap okur ile çok daha erken buluşacaktı, eğer yazarı sosyal medyada gereksiz vakit geçirmeseydi, sürekli akıllı telefonu ile meşgul olamasaydı, dijital platformlardaki filmleri ve dizileri takip etmeye çalışmasaydı... Ama olmadı. Dijitalizm tembelliği, yazarın dikkatini toplamasını, odaklanmasını, uzun araştırmalar yapmasını ve cümleleri toparlayıp kağıda dökmesini zorlaştırdı ve geciktirdi."
Şaka ile karışık bu girizgah aslında okurla göz hizasında "Bakın, aslında hepimiz aşağı yukarı aynı yerde duruyor, aynı şeylerle baş etmeye çalışıyoruz, gelin beraber düşünelim, beraber bulalım" teklifi getiriyor.
Hep endişeli ve endişenin sindirdiği bir gerginlik içinde yaşamamız mümkün de değil, sıhhatli de değil. Ama bulduğumuz tekeri nasıl bir arabaya, nereye gidecek bir arabaya takacağımızı da tam bulamamış gibiyiz. Ar-ge devam ediyor...
Başta dedik ama; Önce hapı yuttuk, şimdi de prospektüsü okuyup anlamaya çalışıyoruz. Allah şifa versin...