ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


Sessiz Gemi / Teoman Duralı (1947-2021)

Kendi tarifi ile Çerkes damarı da olan son Osmanlı bir baba,
Alman bir anne, bir ağabey, bir de abla. Ailenin son misafiri ele
avuca sığmaz, okulla mesafeli, tabiata, özellikle denize tutkun bir
çocuk, Şaban Teoman.
"Belki de dünyaya gözümü ilk açtığım yer olduğundandır,
Zonguldak'ın bahçelerinin güzelliğini hiçbir yerde görmedim"
diye anlatır çocukluğunu. "Herkese nasip olmayacak bir başarım
vardır, övünmek gibi olmasın ama ben ilk mektebin birinci
sınıfında ikmale kalmış adamım." diye açar okul yıllarından
sohbeti. Bu çizgi neredeyse lise bitene kadar devam eder,
kırıklarla dolu karne evde kriz sebebidir. Liseden sonra,
çocukluktan başlayan aşkına, denize açılmaya karar verir. Ufkun
ötesinde ne var merakıyla çıktığı yolculuk Norveç'e götürür onu,
sonra zorluklar geri getirir. Üstelik bir hocasının "Sen bu zekânla
basit, el oyalayıcı şeylerin peşinde mi koşacaksın? Bu eller dam
da aktarır, kaldırım da dizer, Peki aklınla ne yapacaksın? Senin
hayat gayen bu mu?" diye sarsması rotasını okula çevirmesine
vesile olur.
Sorar. Sorgular. Felsefe ilminin meraklı öğrencisi, efsanevi hocası
olma hikâyesi böyle başlar.
Bilim ve felsefe tarihinde, biyoloji felsefesinde uzmanlaşır.
Yetiştiği İstanbul Üniversitesi'nden başka dünyanın dört bir
yanındaki üniversitelerde hocalık yapar. "Bu dili en iyi bilen iki
kişiden biri benim" dediği Türkçenin dışında dokuz dil bilir.
Dünyayı bilir, kendini bilir, rabbini bilir. Zihni bir veri depolama
merkezi değil, analiz dehlizidir. Felsefeci değil, filozoftur.
Naziktir, zariftir, cesurdur, esprilidir, mümindir.
Gören göz hemen tanır, âlimdir. Ve âlimin ölümü, âlemin ölümü
gibidir. Şenlik, ölümü düğün gören Teoman Hoca'ya; elem,
sırlanan kandilin ışığından mahrum kalan bizedir.


Yazarın diğer yazıları