ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


Dijital Vicdan

Türk Dil Kurumu, 2025 yılının kavramını "dijital vicdan" olarak açıkladı.
Kavram; Ankara Üniversitesi İletişim Araştırmaları ve Uygulama Merkezi iş
birliğiyle, halktan gelen öneriler ve alanında uzman isimlerden oluşan 23 kişilik
değerlendirme kurulu tarafından belirlendi.
Oylamaya değer bulunan kelimeler "dijital vicdan", "vicdani körlük", "çorak",
"eylemsiz merhamet" ve "tek tipleşme" olarak belirlendi.
Bizdekinin benzeri dünyanın diğer dil ve kültür merkezlerinde, büyük
sözlüklerinde de yapılıyor. Geride kalan yılın toplum tarafından en çok
kullanılan bir sözcüğü veya toplum üzerinde yaygın tesiri hissedilen bir kavramı,
yılın kelimesi olarak duyuruluyor.
Mesela Oxford sözlük de Aralık başında böylesi bir anketin sonucunda "öfke
yemi" (rage bait) tamlamasını 2025'in sözcüğü olarak duyurmuştu. Anlamı da
şuymuş; çevrimiçi etkileşimi artırmak için öfeyi tetikleyen, kışkırtıcı veya
incitici paylaşımlar. Kişisel hesaplar söz konusu olduğunda bunu "takipçi
kasmak" diye ifade edilen fenomenlik yolculuğunun olmazsa olmaz adımı
olarak kullanmayı anlamamız da mümkün. Ama daha büyük çapta organize
kötülükler söz konusu olduğunda çok daha büyük sonuçları olabilecek bir
tehlike olarak da yopumlanabilir. Sözlük yetkililerine göre kullanım oranı son 12
ayda üç kat artmış.
***

TDK'nın duyurduğu "dijital vicdan" kavramı karşıma çıktığında doğrusunu
isterseniz yüklediğim anlamın zayıf kaldığını, çevremdeki arkadaşlarıma ne
düşündüklerimi sorduğumda fark ettim.
Doğrusu ben bunu, vicdan kavramını dijitalleşen hayatımıza da katma, dijital
ortamda da vicdanı elden bırakmama, insani sorumluluğu unutmama, diye
okudum.
Kendi düşüncemi açıklamadan soruduğum soruya olduğum cevaba ve
yaygınlığına şaşırdım; basiretsizmişim. Benim tersime anladıkları şu;
hayatlarında hiçbir şey ile ilgili maddi manevi sorumluluk almadan, eyleme geçmeden, sosyal medya üzerinden dünyanın her meselesine yüksek bir ilgi ve
tepki göstermek. Yani; "duyar kasmak".
Burada asıl tepki çeken ise, hayatının gerçek düzlemine, sosyal medya
profilindeki hiçbir hassasiyet taşımamak.
Konuyu tartıştığımız masadaki dostlardan biri, anlamam için şöyle
örneklendirdi.
"Mesela boykota hiçbir ölçüde katılmıyor, ama her gün Filistin paylaşımları
yapıyor. Ya da deprem yıldönümünde "matemini" paylaşıyor, ama kimseye
gerçekten yardım eli uzatmıyor."
İlk anda düşünemediğim bir yöndü bu. Hak verdim. Öte yandan sosyolog/yazar
Fatma Barbarosoğlu'nun konuya dair sosyal medya paylaşımı da
düşündürücüydü,
"TDK yılın kelimesi/kavramı olarak dijital vicdan'ı seçmiş. Umarım bu kavram
dijital ortamlarda hak arayanları ötekileştirmek için kullanılmaz."
Size hangisi daha yakın bir açıklama, bir anlam yükleme olarak göründü
bilemiyorum ama, aşikar olan şu; artık reel varlığımız kadar, sanal-sosyal-dijital
hayatımız, temel kelime kavramlarımızı yeniden yoğurup şekillendiriyor.
Bütün bu kelimeler ve kavramlarla "Hoşgeldin 2026"
Çok yorma, olur mu...


Yazarın diğer yazıları