ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


Esaretten Hürriyete: Yoksulluk İçimizde

Modern zamanların en büyük yanılgısı, yoksulluğu sadece sofradaki ekmeğin azlığı sanmak galiba. Oysa Mustafa Kutlu, o berrak ve bir o kadar da keskin kalemiyle Yoksulluk İçimizde derken, bizi cüzdanların değil, ruhların boşluğuna doğru bir yolculuğuna çıkarıyor. Süheyl ve Engin'in hikâyesinde aslında hepimizin o bitmek bilmeyen "dünyayı ele geçirme" telaşını izliyoruz.

Parıltılı Vitrinlerin Ardındaki Karanlık

Roman, bizi iki farklı dünyanın eşiğine bırakır. Bir yanda modern hayatın sunduğu o ışıltılı kariyer basamakları, lüks otomobiller ve "başarı" illüzyonu; diğer yanda ise samimiyetin, aşkın ve mananın o mütevazı kalesi. Süheyl, o parıltıya kapılıp giderken sadece sevgilisinden değil, aslında bizzat kendi hakikatinden uzaklaşır. Kutlu bize şu kadim soruyu sorar: Bütün dünyayı kazansan bile, kendi ruhunu kaybettikten sonra bu neye yarar?

Kutlu'nun bu eserdeki ustalığı, yoksulluğu bir mahrumiyet olarak değil, bir "tercih" ve bir "zenginlik" olarak yeniden tarif etmesindedir. Asıl yoksulluk, insanın içindeki o sonsuzluk iştiyakını eşya ile doyurmaya çalışmasıdır. Engin'in o vakur bekleyişi, aslında bugünün sabırsız dünyasına verilmiş en zarif cevaptır.

Bugünün Kalp Ağrısı

Peki, her şeyi "görünmek" üzerine kurduğumuz, başarımızı markalarla tescillediğimiz şu günlerde Yoksulluk İçimizde bize ne fısıldıyor? Belki de en büyük fakirliğin, birbirimizin kalbine giden yolu kaybetmek olduğunu... Mustafa Kutlu, o kendine has, kesik kesik ama nabız gibi atan cümleleriyle bizi bir vicdan muhasebesine davet ediyor.

Eğer bu hafta vitrinlerin yalanlarından, ekranların gürültüsünden yorulduysanız, bu küçük ama hacmi dünyadan büyük kitaba sığının. Göreceksiniz ki, yoksulluk bittiği yerden değil, paylaşıldığı ve manayla dolduğu yerden çiçek açar.


Yazarın diğer yazıları