YILLLIK İZİNDEKİ POSTACI
Çocukluğumdan hatırladığım bir şakalı bir deyim: Postacı yıllık iznini alınca şehri dolaşmaya çıkmış.
Biraz böyle oldu yetişkinlik hayatımın işe verilmiş molaları. Bütün gün haberleştirilecek kültür sanat işlerini takiple geçse de, akşama doğru zihin, göz, sırt "Yordun beni, bi' bıraksan da azıcık kendime gelsem" dese de, yine ayaklar yeni şeyi bulmaya yollanıyor. Gün boyu bilgisayar başında tarama yapmış olmak sanki yetmiyor, bu defa bir zincir kitapçı, şanslı gündeysem belki bir sahafta bazen dakikalar bazen saatler geçiyor.
Yine böyle bir akşam. Edebiyatın kendisi kadar, izini süren, eskileri hatırlatan, yenilerden haber veren, söyleşi veya analizlerle zenginleştirilmiş yayınlar en hissettirmeden zaman yiyenlerden oluyor. Elim kolum dolu çıktım kitapçıdan.
Hiçbir baskı ve etki altında kalmadan diyemeyeceğim, epey popüler kültür baskısı altında elimin gittiği Homeros'un destanlarını masanın kıyısına koydum. Evet, hevesliyim, tekrar okumaya, karıştırmaya en azından çok istekliyim, ama gözüm de kesmiyor. Biraz daha geniş zaman lüksüne muhtacım başlamak için. En iyisi dergilere yönelmek. Sabit Fikir en üstte. Son sayısı diye almışım, oysa sene başından, Şubat ayı sayısı imiş. Yani en, en yeniler yok. Ama Salih Zengin'in yazısı çıkıyor karşıma. "Kipat" köşesinde "Bir klâsiğimiz bile yok, anlıyor musun? Hadi üzülme..." başlığı altında kendini dertlendiren, bana da "Gel de üzülme!" Dedirten sıkıntısını paylaşmış okurla. Diyor ki özetle, her yıl yüzlerce çocuk kitabı basılıyor ülkemizde ama çocuk edebiyatımız için nitelikli bir ivmeden söz edemiyoruz. Dünya çapındaki çocuk edebiyatının yazar ve eser adlarını hatırlatıyor mukayeseye giriştiğinde. Eğitim odaklı bakış açısının, çok kitap sattırmaya meyilli yayınevlerine yazar üzerinde kurduğu baskıdan, edebiyat birikiminden uzaklığa kadar muhtelif sebepten bahsediyor. Ve 2025 yılındaki bir çocuk edebiyatı yarışmasının 130 başvuruya rağmen ödüle layık bulunacak bir örneğe rastlanmadığından, iptal edildiğini ifade ediyor. Üzüldüm.
24 için hazırladığım, büyük de zevk aldığım programlardan biri "Okur-Yazar". Yaklaşık bir buçuk yıl önce şevkle başlamıştım. Yine seviyorum. Kitap üzerine yazarla, çizerle, yayıncı veya editörle, çevirmenle konuşmak lezzetini koruyor benim için. Ama Salih Zenin'in yazısında bahsettiği şey beni düşündürdü. Gerçekten yaklaşık son 25-30 yılda çocuk yayıncılığı Türkiye'de geçmişle mukayesesi zor bir gelişme gösterdi. Buna mukabil Zengin aradığı o 'dünya çapında edebiyat' hakikaten çıkmıyor mu? Olmuyorsa neden? Oluyor da fark edilmiyorsa neden?
Dertlenmenin ötesine geçerek, anlamak, aramak ve belki de cevaba yaklaşmak için, acaba önümde kaç kitap var?
Yazarın diğer yazıları
Karadeniz'de bereket umudu: 73 bin balıkçı gemisi “Vira Bismillah” diyecek
Yunanistan-İsrail savunma anlaşması Atina'yı karıştırdı: Utanç verici!
Ebola salgını nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı artıyor
Mekke Anlaşması'nın ilk toplantısı İstanbul'da yapıldı