ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


Yetmez mi?

ABD-İsrail cephesi İran'ı "dize getirmekte" ısrarlı.

Tırnak içinde yazmamın sebebi, onların cephesinden durumu ifade etmek.

Trump Ortadoğu'ya askeri yığdıkça yığıyor.

Uçak gemisi filosu, askeri üslere uçak takviyeleri, nükleer denizaltı, bölge ülkelerinin hava savunmasına füze destekleri derken gerilim iyice tırmandı.

İran da bu "kötü niyetin" fazlasıyla farkında.

Olası bir saldırıya hazirandakinden çok daha sert karşılık vereceklerini söylüyorlar.

Dahası, yalnız değiller.

Rusya ve Çin ile denizde tatbikata başlıyorlar.

Dünya Ortadoğu'nun nabzını, yoğun bakımdaki hastanın kalp atışları kadar yakından takip ediyor.

Özelilkle Körfez ülkeleri tedirgin çünkü ABD saldırısından sonra İran'ın füzelerle vereceği yanıtın, kendi topraklarına da ulaşacağını biliyorlar.

Suudi Arabistan her ne kadar "Saldırıda topraklarımızı ve hava sahamızı kullandırmayız" dese de bunca yoğunlukta Amerikan üslerine sahipken bu krizden hasarsız çıkmayacaklarının farkındalar.

Trump bir yandan savaş tehdidi, diğer yandan "Umarım anlaşırız ve gemilerimizi kullanmaya gerek kalmaz" mesajını gönderiyor.

Türkiye ise yeni bir savaşın bölgeyi tekrar kaosa sürükleyeceğini taraflara anlatmaya çalışıyor.

Hem İran'la hem ABD ile sürekli bir temas var.

Hatta Trump ve Pezeşkiyan'ı telekonferansla üçlü bir görüşmeye ikna etme çabaları var ama görünen o ki henüz sonuç vermedi.

İran Dışişleri bakanı Abbas Arakçi, Cuma günü İstanbul'daydı.

Aslında onlar da Amerikan saldırısının engellenmesinde Türkiye'nin etkili olabileceğinin farkında.

İstanbul'dan verilen mesaj da aynıydı.

Hakan Fidan "İran'a saldırmayın" mesajı verdi.

İranlı bakan da "Diyaloğa her zaman açığız ama savaşa da hazırlıklıyız" diyor.

Meselenin özeti şu:

ABD, İran'ın tüm nükleer programını durdurmasını istiyor.

Füze menzillerini, İsrail'i dışarıda bırakacak şekilde kısaltmasını talep ediyor.

Başka talepler de var ama bunlar ana istekler.

İran ise "Biz zaten nükleer silah peşinde değiliz" diyor.

Nükleer silah edinmemelerini garantileyecek bir anlaşma için görüşmelere açıklar.

Lakin "barışçıl amaçlı" dedikleri nükleer programın sona erdirilmesini ve füze programının küçültülmesini kabul etmiyorlar.

Trump da müzakere masasını işaret ediyor.

Peki o masa neden kurulmuyor?

Bunun sebebi de aslında İran'dan gelen açıklamalarda gizli.

İran tehditlerden, baskıcılıktan ve emrivakiden uzak, karşılıklı saygı temelinde adi bir müzakere istiyor.

Ayrıca müzakere sırasında saldırıya uğramayacaklarının garantisini talep ediyorlar.

Haklılar çünkü hazirandaki saldırı sırasında bir müzakere süreci vardı.

Ona rağmen vuruldular.

Trump'ın ve yanında olan İsrail'in tavrıysa, tamamen güç gösterip emrivaki yapmak.

Önce vurup, ardından karşı tarafı masaya oturtup kendi şartlarını kabule zorlamak.

Tabii bir de böyle bir askeri saldırıdan sonra İran'da infiale yol açıp, rejimi sarsmak ve belki başındakilerin değişmesini sağlamak gibi hedefleri de var.

Ne olacağını bekleyip göreceğiz ama sürecin seyri konusunda önümüzdeki günlerin çok kritik olduğunu söyleyebiliriz.

Özelilkle de 19 Şubat'a kadar.

Çünkü o tarihte Ramazan başlıyor.

Genel kanıysa Trump'ın Ramazan sırasında saldırıp tepkileri çekmeye yanaşmayacağı yönünde.

Yani o tarihe kadar bir saldırı engellenebilirse, sonrasında tansiyon düşebilir.

Çünkü zaman kazanılacak.

Türkiye'nin tavrı ve girişimleri bu açıdan önemli.

Ortadoğu çok uzun yıllardır kaos ve kan içinde yaşıyor.

Artık buna bir "Dur" demenin vakti geldi.

Artık yetmedi mi?


Yazarın diğer yazıları