“SANA ANLATACAK FANTASTİK ŞEYLERİM OLACAK”
Yazar-senarist Ayşe Şasa bu dünyadan göçeli seneler oldu. Sağlığında da bilinirdi ama göçünden sonra geride bıraktıkları yeni nesillerle buluşmaya devam ediyor. Ketebe Yayınları bir "Ayşe Şasa Kitaplığı" oluşturdu; onun eserlerinden, onunla yapılmış kitaplardan oluşan bir dizi. Son halka "Sana Anlatacak Fantastik Şeylerim Olacak" yayınlandı. Bu, Şasa'nın mektuplarının bir derlemesi.
Kemal Tahir'den Safer Dal'a Şerif Mardin'den Yusuf Kaplan'a Sadık Yalsızuçanlar'dan Kemal Karpat'a ve daha başka isimlere yazılmış mektuplar... Ve bunlara yazılmış bazı cevaplar.
Bazıları tamamen kişisel, mesela bir dostuna yazdığı bitki ilacı tavsiyesi, bir başkasına edebileceği bir duaya dair birkaç satır, gibi. Çoğunluğu fikri ve manevi dünyaya ilişkinin düşünceler, bazısı entelektüel tartışmalar, paylaşımlar.
Yine bazısı bir ara yayınlanmak üzere kaleme alınmış ama belli bir muhataptan ziyade muhayyel bir dosta. Belki o muhayyel dostun onda net, müşahhas bir karşılığı vardı. Ama işte flu bir yere, fikirleşmeyi daha geniş bir zemine yayan hitapla, tek bir muhataptan ziyade okura içini açan sayfalar bu mektuplar.
Daha okumaya başlamadan elimde gezdirdiğimi gören mesai arkadaşım soruverdi:
-Bir edebiyatçı kişisel mektuplarında da diline dikkat eder mi acaba? Yayınlanacağını düşünmeden yine de titizlik gösterir mi?
Şasa'nın mektupları ama kamuya ama kişiye olsun, kendi bir yazar ve senarist olduğunda tabii yayınlanma ihtimalini kaleme alındıkları andan itibaren taşıyordu, yazarı da kuvvetle muhtemel ki farkındaydı. Ancak sanıyorum, kendini dil ile ifade eden, bunu da hem bilgiyle hem sanatla birleştiren bir edip için güzel yazmak, estetik yazmak, doğru yazmak zaten bir melekeye dönüşmüştür.
Yerime geçip sayfalar arasında dolaşmaya başlayınca tahmine dayalı verdiğim cevabı tecrübe ettim; nasıl güzel, akıcı, insanı düşünceye ve hissetmeye bazen davet bazen mecbur eden şeylerdi mektuplar.
Elimizi de tutan yok ama... Mektuplaşma devirlerini kıskandım. Hala böyle bir alışkanlığı edinebilen, sürdürebilen ne kadar insan var bilemiyorum ama onların muhtemel varlığına karşın artık iletişimin teknolojik imkânlarıyla mektup yazmak yerine mesaj yazmayı, telefonla sesli veya görüntülü görüşmeyi, sesli notlarla haberleşmeyi hem tercih ettiğimiz hem de aslında bunlardan birer nimet olarak da yararlandığımız bir çağdayız, bu çağın çocuklarıyız.
Fakat zevkine; mektup yazacak birini, birilerini bulmam lazım. Ayaküstü değil de bir çayı oturup tadına vararak, şifa niyetine içmek gibi...
Yazarın diğer yazıları
Samsun Bafra'da icradan satılık iş yeri!
Dündar Ziya Gültekin'e veda... Cumhurbaşkanı Erdoğan: Üsküdar'da önemli bir görevi üstlendi
Sinop Merkez'de icradan satılık taşınmaz!
Bakan Bolat: Türkiye ekonomik istikrarını korudu