HEPSİ BİZ YAŞARKEN
2015 Kasım'ında gördüm Kudüs'ü ilk defa.
Bir belgesel çekimi için daha önce oraya gitmiş olan arkadaşımız anlattı bize. "Mutlaka gitmeliyiz, yalnız bırakmamalıyız" diye.
Kadınlardan müteşekkil bir ekip. Sabah namazlarını ilk kıble tarafında kılacak olmanın heyecanı. Tarihi atmosfer. Ve kendi evlerine, yurtlarına hapsedilmiş insanlar.
Sabah namazı çıkışı, henüz gün doğarken sakin sakin otele döner ya biraz daha yatar veya kahvaltıya ineriz sanıyoruz ama öyle olmuyor. Türkiyeden geldiğimizi kim görse kolumuzdan tutup evine götürüp bir şeyler ikram etmek istiyor. Günlerce, ya mescidin avlusunda -onların serbestçe girmesinin her zaman mümkün olmadığı- ya da evlerinde, odalarında; peynir, zeytin, çay ile ediyoruz kahvaltılarımızı. O kadar hürmet ediyorlar ki; mahcup oluyoruz.
Bizim bile anlamakta zorlandığımız bir Türkiye'ye bu hürmet. Bize bizi anlatıyorlar. Biz İsrail vizesi ile giriyoruz onların şehirlerine, onlar "Burası sizin, evinize hoşgeldiniz" diyorlar.
El-Halil, Nasıra... Gezinin başka başka durakları.
Gündüz o yerleri gezip, akşam eski şehrin surlarına karşı gençlerle naneli çaylar içiyoruz.
Sabahtan gördüğümüz herhangi birini, bir sonraki buluşmada göremiyoruz. Gözaltına alındıklarını öğreniyoruz. Bir bulup, bir kaybediyoruz.
Takip eden yıllarda iki kere daha gidebiliyorum.
Bugüne geliyoruz. Terörün, vahşetin duvarı kalınlaşmış.
Haberlere bazen konu, bazen değil. Aylarca yıkımla, talanla gördüğümüz yerleri, yıllardır boş tencelereleri sallayan çocukların yüzlerinde görmeye devam ediyoruz.
Hepsine da şahidiz. Kaçarımız yok.
Hepsi biz yaşarken... Hepsi biz yazarken...
Yazarın diğer yazıları
Samsun Bafra'da icradan satılık iş yeri!
Dündar Ziya Gültekin'e veda... Cumhurbaşkanı Erdoğan: Üsküdar'da önemli bir görevi üstlendi
Sinop Merkez'de icradan satılık taşınmaz!
Bakan Bolat: Türkiye ekonomik istikrarını korudu